WhatsApp ile İletişime Geç

Şimdi Yazın

  • Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • https://www.facebook.com/Kartalhanhukuk
  • https://api.whatsapp.com/send?phone=905321366754
  • https://www.twitter.com/KartalhanMeltem
  • https://www.instagram.com/kartalhanhukuk1/
Kartalhan Hukuk Bürosu

Ankara merkezli Uzman Avukat kadromuzla, güncel mevzuat ışığında
güvenilir danışmanlık ve sonuç odaklı hukuki çözümler sunuyoruz.

📍 İletişim İçin Tıklayın 💬 WhatsApp ile Görüş

Medeni Usul Hukuku Yargıtay Kararları

Medeni Usul Hukuku Yargıtay Kararları

Yargılama Hukukunda Bilinmesi Gereken Yargıtay İçtihatları

Medeni usul hukuku, mahkemelerde görülen hukuki uyuşmazlıkların nasıl yürütüleceğini belirleyen kurallar bütünüdür. Dava açma, delil sunma, sürelere uyma, tebligat, istinaf ve temyiz gibi konuların tamamı bu alanın kapsamındadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) bu kuralları düzenleyen temel mevzuattır.

Yargılama süreçlerinde yapılan usul hataları; kimi zaman davanın esasına hiç girilmeden sonuçlanmasına, kimi zaman ise kazanılabilecek bir davanın kaybedilmesine yol açmaktadır. Bu nedenle Yargıtay'ın usul hukukuna ilişkin yerleşik içtihatlarını bilmek hem avukatlar hem de taraflar açısından kritik önem taşır.

Bu sayfada; ıslah, tebligat, delil, istinaf süreleri, bilirkişi, dava arkadaşlığı ve hak düşürücü süreler gibi temel usul konularındaki Yargıtay kararlarına ulaşabilirsiniz. Alacak davası ve diğer hukuki süreçlerde usul kurallarına uyulmaması ciddi hak kayıplarına neden olabilir.

Usul Hukukunda Sık Yapılan Hatalar

Süre Kaçırma

HMK'da pek çok süre hak düşürücü niteliktedir. Cevap dilekçesi, istinaf, temyiz ve diğer başvuruların yasal süresinde yapılmaması hakkın tamamen kaybedilmesine yol açar. Yargıtay içtihadında pandemi döneminde olduğu gibi olağanüstü hallerde sürelerin durdurulduğu ve bu hususun mahkemelerce gözetilmesi gerektiği vurgulanmaktadır.

Usulsüz Tebligat

Tebligat kurallarındaki en küçük bir hata; sürelerin başlamasını engellemekte, taraf teşkilini bozmakta ve yargılamayı hukuka aykırı kılmaktadır. 18 yaşından küçük birine tebligat yapılması her zaman usulsüzlük sayılmaz; tebliğin yapıldığı kişinin ehliyeti ve içinde bulunduğu koşullar somut olarak değerlendirilmelidir.

Delil Sunumundaki Eksiklikler

İlk derece mahkemesinde incelenmeden reddedilen ya da mücbir sebeplerle sunulamayan deliller Bölge Adliye Mahkemesi aşamasında değerlendirilebilir. Aynı şekilde tanıklarını süresi içinde bildiremeyen ancak keşif mahallinde hazır eden tarafın tanık dinletme talebi reddedilmeden sonuca gidilmesi hatalıdır.

📋 Medeni Usul Hukuku Yargıtay Kararları

Aşağıdaki Yargıtay kararlarına tıklayarak her kararın ayrıntılı açıklamasına ve tam metnine ulaşabilirsiniz.

Cevap Dilekçesinin Islahı Harca Tabi Değildir.

HMK m. 176 kapsamında ıslah; tarafların dava dilekçesi veya cevap dilekçesini tek seferlik olarak değiştirebildiği usul kurumudur. Yargıtay bu kararında cevap dilekçesinin ıslahının harca tabi olmadığını açıkça hükme bağlamıştır. Harç yükümlülüğü yalnızca davacının ıslahında söz konusu olabilir; davalının cevap dilekçesini ıslah etmesi ek mali külfet doğurmaz. Uygulamada mahkemelerin zaman zaman hatalı biçimde ıslah harcı talep ettiği görülmekte olup bu kararın bilinmesi gereksiz hak kayıplarını önler.

Tebligat Yapılan Kişinin 18 Yaşından Küçük Olması, Mutlaka Tebliğ İşleminin Usulsüzlüğü Sonucunu Doğurmaz.

Tebligat Kanunu'nda tebligatın kural olarak ehliyetli kişiye yapılması öngörülmüştür. Yargıtay bu kararında tebligatı alan kişinin 18 yaşından küçük olmasının tek başına tebligatı usulsüz kılmadığını belirlemiştir. Önemli olan o kişinin tebligatı anlayıp almaya yetecek ayırt etme gücüne sahip olup olmadığıdır. Bu nedenle tebligat usulsüzlüğü iddiası her somut olayda ayrıca değerlendirilmelidir; yaş tek başına belirleyici kriter değildir.

Karayolunda İdarenin Kusuru Nedeniyle Meydana Gelen Trafik Kazalarından Kaynaklanan Zararın Tazmini İstemiyle Açılan Davalarda Adli Yargı Görevlidir.

2918 sayılı KTK m. 110 uyarınca devlet veya kamu kuruluşuna ait aracın karıştığı ya da idarenin yol bakım ihmalinden kaynaklanan trafik kazası davaları dahil KTK'dan doğan tüm sorumluluk davaları adli yargıda görülür. Anayasa Mahkemesi ve Uyuşmazlık Mahkemesi de bu yönde karar vermiştir. Dolayısıyla idare mahkemesine açılan bu tür davalar görev yönünden reddedilmektedir.

İncelenmeden Reddedilen veya Mücbir Sebeple Gösterilememiş Olan Deliller Bölge Adliye Mahkemesinde İncelenebilir.

HMK m. 357 uyarınca BAM kural olarak ilk derece mahkemesinde sunulmayan yeni delilleri kabul etmez. Ancak Yargıtay bu kararında önemli bir istisna belirlemiştir: İlk derece mahkemesince hukuka aykırı biçimde reddedilen ya da mücbir sebep nedeniyle sunulamayan deliller, BAM aşamasında kabul edilerek değerlendirilebilir. Bu içtihat delil hakkının korunmasında taraflara önemli bir güvence sunmaktadır.

İstinaf Başvuru Süresi İçinde; İkinci Bir Dilekçe ile, İlk Dilekçede İleri Sürülmeyen Vakıalar Hakkında İstinaf Talebinde Bulunulmasında Yasal Engel Yoktur.

HMK m. 355 uyarınca BAM istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlıdır. Yargıtay bu kararında istinaf süresi içinde verilen ikinci bir dilekçeyle ilk dilekçede yer almayan yeni vakıaların eklenmesinde yasal engel bulunmadığını hükme bağlamıştır. BAM süre içinde sunulan ek dilekçeyi de değerlendirmek zorundadır. Bu kararı bilmeden yalnızca ilk dilekçeye güvenmek önemli itiraz gerekçelerinin kaçırılmasına neden olabilir.

Zorunlu Dava Arkadaşlığı Şartı Bulunan Davalarda Husumetin Tüm Davalılara Yöneltilmesi Zorunludur.

HMK m. 59 uyarınca zorunlu dava arkadaşlığında maddi hukuk gereği hakkın birlikte kullanılması veya borcun birlikte yerine getirilmesi gerektiğinden dava tüm taraflara yöneltilmek zorundadır. Yargıtay; zorunlu dava arkadaşı olduğu halde dışarıda bırakılan taraf bulunması halinde davanın usul yönünden reddedilebileceğini tescil etmiştir. Dava açmadan önce tüm zorunlu tarafların doğru tespit edilmesi bu nedenle kritik önem taşır.

Dava Hak Düşürücü Süre Geçtikten Sonra Açılmış Olsa Bile Davalının Davayı Kabul Etmesi Halinde Mahkemece Davanın Reddine Karar Verilemez.

Hak düşürücü süreler kural olarak resen gözetilir ve süre geçmişse dava reddedilir. Ancak Yargıtay bu kararında, davalının hak düşürücü süreyi geçiren davayı açıkça kabul etmesi halinde mahkemenin artık reddedemeyeceğini belirlemiştir. Kabul beyanı tasfiye etkisi doğurur ve bu içtihat özellikle tahliye ile alacak davalarında belirleyici sonuçlar yaratmaktadır.

Davacı Verilen Süre İçerisinde Tanık İsimlerini Bildirmemesine Karşın Tanıkları Keşif Mahallinde Hazır Etmişse, Tanık Dinletme İsteğinin Reddedilerek Sonuca Gidilmesi Hatalıdır.

Yargıtay bu kararında usul kurallarının uygulanmasında katı formalizmden kaçınılması gerektiğini göstermiştir. Süresinde tanık listesi bildiremeyen ancak keşif aşamasında tanıklarını bizzat hazır eden tarafın tanık dinletme hakkı, isim bildirme eksikliği tek başına gerekçe gösterilerek reddedilemez. Hakkın özünü zedeleyecek biçimde usul kurallarına katı uyum aranması adaleti engeller.

Pandemi Nedeniyle Yargıda Sürelerin Durdurulması Kararı Gözetilmeden İstinaf Talebinin Reddi Yönünde Hüküm Tesisi İsabetsizdir.

COVID-19 salgını döneminde çıkarılan 7226 sayılı Kanun ile yargıda süreler durdurulmuştu. Yargıtay bu kararında söz konusu durdurma kararının istinaf süreleri bakımından da geçerli olduğunu ve bu karar gözetilmeksizin süre aşımından reddedilen istinaf başvurularına ilişkin hükümlerin isabetsiz olduğunu belirlemiştir. Pandemi dönemine ait davalarda bu içtihat hala uygulama alanı bulmaktadır.

Bölge Adliye Mahkemelerince Geçici Hukuki Korumalar Hakkında Verilen Kararlara Karşı Temyiz Kanun Yoluna Başvurulamaz.

HMK m. 362/1-f uyarınca BAM'ın ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz ve diğer geçici hukuki koruma kararları temyize kapalıdır. Yargıtay bu kararında söz konusu yasağı teyit etmiştir. Geçici hukuki koruma kararlarına karşı usul yolunun yanlış seçilmesi zaman kaybına ve hak kayıplarına neden olmaktadır.

Özel ve Teknik Bilgi Gerektirmeyen Hususlar İçin Bilirkişiden Rapor Alınmasına Gerek Bulunmamaktadır.

HMK m. 266 uyarınca bilirkişiye başvuru ancak çözümü hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilginin dışında özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde mümkündür. Yargıtay bu kararında; hakimin kendi bilgi ve deneyimiyle çözebileceği meselelerde bilirkişi raporu alınmasının zorunlu olmadığını hükme bağlamıştır. Gereksiz bilirkişi ataması yargılama sürecini uzatır ve ek maliyet yaratır.

❓ Sıkça Sorulan Sorular

Islah nedir ve cevap dilekçesinin ıslahında harç ödenir mi?

Islah; tarafların dava veya cevap dilekçesini tek seferlik olarak değiştirebildiği usul kurumudur. Yargıtay'a göre cevap dilekçesinin ıslahı harca tabi değildir. Harç yükümlülüğü yalnızca davacının ıslahında söz konusu olabilir.

İstinaf dilekçesini süresi içinde ek bir dilekçeyle genişletebilir miyim?

Evet. İstinaf süresi dolmadan verilen ikinci dilekçeyle yeni vakıa ve gerekçeler eklenebilir; BAM bu ek dilekçeyi de incelemek zorundadır.

İlk derece mahkemesinde reddedilen delil BAM'da sunulabilir mi?

Evet. Usule aykırı biçimde reddedilen ya da mücbir sebeple sunulamayan deliller Bölge Adliye Mahkemesi aşamasında kabul edilebilir ve incelenebilir.

Hak düşürücü süre geçtikten sonra açılan davada davalı kabul ederse ne olur?

Davalı davayı kabul ederse mahkeme artık hak düşürücü süreyi gerekçe göstererek reddedemez. Kabul beyanı belirleyicidir.

Zorunlu dava arkadaşlığı nedir?

Maddi hukuktan kaynaklanan ve birden fazla kişiye birlikte yöneltilmesi zorunlu olan dava arkadaşlığıdır. Yerine getirilmeden açılan davalar usul hatası gerekçesiyle sonuçsuz kalabilir.

Bilirkişi her davada zorunlu mudur?

Hayır. Bilirkişi yalnızca özel veya teknik bilgi gerektiren konularda başvurulan araçtır. Olağan hukuki meselelerde bilirkişiye dayanılması usul hatasıdır.

BAM kararı temyize her zaman açık mıdır?

Hayır. HMK m. 362'de temyize kapalı kararlar sayılmıştır. Geçici hukuki koruma kararları ve belirli parasal sınırın altındaki kararlar temyize açık değildir.

Yargılama Süreçlerinde Hukuki Destek Alın

Usul hatası nedeniyle hak kaybı yaşamamak için dava öncesinde ve süresince uzman desteği alabilirsiniz.

Yukarıda değinilmiş olan hususlar genel hatları ile kaleme alınmış olup; her somut olay birbirinden farklı özellikler taşıyabileceğinden hak kaybına uğramamanız adına bir hukuk bürosu ile iletişime geçip profesyonel destek almanızı öneririz. (KARTALHAN HUKUK BÜROSU)