Şimdi Yazın
Adam çalıştıranın sorumluluğu, işverenlerin çalışanlarına karşı taşıdıkları yükümlülükleri ve çalışanların güvenliği, sağlığı ve genel refahıyla ilgili sorumluluklarını kapsar. Bu konu, iş hukuku ve iş güvenliği mevzuatları çerçevesinde değerlendirilir ve işverenlere, çalışanlarının iş yerindeki güvenliğini ve sağlığını koruma görevi yükler.
İşverenin sorumluluğunun temelini, çalışanların güvenli bir çalışma ortamında bulunmalarını sağlamak oluşturur. Bu, iş yerinde güvenlik önlemlerinin alınmasını, risklerin azaltılmasını ve tehlikelerin önlenmesini içerir.
İşveren, çalışanlarını olası iş kazaları, meslek hastalıkları ve diğer sağlık sorunlarından korumak için gerekli tüm tedbirleri almalıdır. Bu tedbirler şunları kapsar:
._show_a_scene.png)
Adam çalıştıranın sorumluluğu ve şartları, Türk Borçlar Kanununda düzenlenen kusursuz sorumluluk hallerinden birisidir. Bir işin yapmasında başkalarını istihdam eden kişiler, çalışanının; bu işin yapılması sırasında üçüncü kişilere zarar vermesi halinde işbu zararlardan kaynaklı sorumluluğunun oluştuğu duruma adam çalıştıranın sorumluluğu adı verilmektedir.
"İstihdam eden kişi; oluşan bu zararda kusuru bulunmasa dahi sorumluluktan kurtulamaz."
Türk Borçlar Kanununun 66. Maddesine göre: Adam çalıştıran, çalışanın, kendisine verilen işin yapılması sırasında başkalarına verdiği zararı gidermekle yükümlüdür.

Adam çalıştıranın sorumlu tutulabilmesi için şu koşulların bir arada bulunması gerekir:
TBK 66/2 ve 66/3 maddelerine göre, adam çalıştıran şu durumları ispat ederse sorumluluktan kurtulabilir:
Uygulamada mahkemeler bu kurtuluş beyyinesini oldukça dar yorumlamaktadır. İşverenin tüm tedbirleri aldığını belgeleyebilmesi, yani iş güvenliği eğitim kayıtları, denetim tutanakları ve risk analizi raporlarının eksiksiz tutulması kritik öneme sahiptir.
Türk Borçlar Kanununun 66. Maddesine göre: Adam çalıştıran, ödediği tazminat için, zarar veren çalışana, ancak onun bizzat sorumlu olduğu ölçüde rücu hakkına sahiptir.
Yani; adam çalıştıran, meydana gelen zararlar sebebiyle üçüncü kişilere yaptığı ödemeleri, çalışanının kusuru oranında çalışanından geri isteyebilir.
Rücu hakkının kullanılabilmesi için işverenin tazminatı gerçekten ödemiş olması ve çalışanın da bizzat kusurlu bulunması şarttır. Tamamen kusursuz olan bir çalışana karşı rücu yoluna gidilemez.

İş kazası meydana geldiğinde işveren yalnızca Borçlar Kanunu'ndan değil; İş Kanunu, İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ile Türk Ceza Kanunu kapsamında da sorumlu tutulabilir. Bu çok katmanlı sorumluluk yapısı, işverenlerin kaza sonrası birden fazla cepheyle aynı anda mücadele etmesine yol açar.
Hukuki sorumluluk açısından mağdur ya da yakınları;
gibi talepleri işverenden doğrudan isteyebilir.
Cezai sorumluluk açısından ise gerekli iş güvenliği tedbirleri alınmamışsa TCK'nın taksirle yaralama (TCK m. 89) veya taksirle öldürme (TCK m. 85) hükümleri devreye girer. İşveren ya da yetkilisi hakkında ceza davası açılabilir.
Bu nedenle bir iş kazası meydana geldiğinde hem işverenin hem de mağdurun süreçleri titizlikle yönetmesi, delillerin doğru toplanması ve hukuki destek alınması büyük önem taşır.
İş kazası veya meslek hastalığı durumunda Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), sigortalıya ya da hak sahiplerine çeşitli ödemeler yapar. Ancak SGK bu ödemeleri işverene rücu etme hakkına sahiptir. Yani işveren hem mağdura tazminat ödemek zorunda kalabilir hem de SGK tarafından açılacak rücu davasıyla karşı karşıya gelebilir.
SGK'nın rücu hakkının doğması için:
gerekmektedir. İşverenin bu süreçte müteselsil sorumluluk kapsamında birden fazla tarafla aynı anda muhatap olması son derece olasıdır.
SGK rücu davalarında zamanaşımı, SGK'nın ödeme yaptığı tarihten itibaren işlemeye başlar. Bu nedenle işverenin söz konusu dava süreçlerini deneyimli bir avukatla yönetmesi, ileride karşılaşabileceği ek mali yükleri minimize eder.
TBK m. 72 uyarınca, haksız fiilden doğan sorumluluk davasında zamanaşımı süresi; zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıl, her halükarda zararın meydana geldiği tarihten itibaren 10 yıldır.
Dikkat edilmesi gereken önemli noktalar şunlardır:
Hak sahiplerinin bu süreleri kaçırmaması son derece önemlidir. Süre geçtikten sonra açılacak davalarda karşı taraf zamanaşımı itirazında bulunursa dava reddedilir.
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, 2019/4627 E., 2020/1893 K.
"İşverenin iş sağlığı ve güvenliğine ilişkin önlemleri aldığını ispatlayamaması halinde, meydana gelen iş kazası nedeniyle oluşan zarardan TBK m. 66 çerçevesinde sorumlu tutulacağı sabittir. İşverenin kusursuzluk beyyinesini ispat yükü kendisine aittir."
Bu karar, uygulamada işverenin kurtuluş beyyinesini ispat edemediği takdirde tazminat sorumluluğundan kaçınamayacağını açıkça ortaya koymaktadır. Mahkemeler, işverenin soyut "önlem aldım" beyanını yeterli görmemekte; belge ve kayıtla desteklenmiş somut ispat aramaktadır.
Soru: İşverenin kusuru yoksa yine de sorumlu mudur?
Cevap: Evet. Adam çalıştıranın sorumluluğu "kusursuz sorumluluk" ilkesine dayanır. İşverenin şahsi kusuru olmasa bile, işletme tehlikesi veya çalışan hatası nedeniyle sorumlu tutulabilir.
Soru: Çalışan iş saatleri dışında zarar verirse ne olur?
Cevap: Eğer zarar, işin görülmesiyle bağlantılı değilse ve mesai saatleri dışında şahsi bir eylemden kaynaklanıyorsa, işveren sorumlu tutulamaz.
Soru: Taşeron çalışanının verdiği zarardan asıl işveren sorumlu mudur?
Cevap: Evet. Asıl işveren ile alt işveren arasında müteselsil sorumluluk söz konusu olabilir. Bu özellikle inşaat, taşımacılık ve üretim sektörlerinde sıkça karşılaşılan bir durumdur.
Soru: İşveren rücu hakkını çalışanına karşı her zaman kullanabilir mi?
Cevap: Hayır. Rücu hakkı yalnızca çalışanın bizzat kusurlu olduğu ölçüde kullanılabilir. Tamamen kusursuz bir çalışana karşı rücu yoluna gidilemez.
İşveren sorumluluğu ve rücu davaları için hukuki destek alın.
Yukarıda değinilmiş olan hususlar genel hatları ile kaleme alınmış olup; her somut olay birbirinden farklı özellikler taşıyabileceğinden hak kaybına uğramamanız adına bir hukuk bürosu ile iletişime geçip profesyonel destek almanızı öneririz. (KARTALHAN HUKUK BÜROSU)