Şimdi Yazın
Ankara merkezli Uzman Avukat kadromuzla, güncel mevzuat ışığında
güvenilir danışmanlık ve sonuç odaklı hukuki çözümler sunuyoruz.
Belirli süreli iş sözleşmesi, işçi ve işveren arasında belirli bir işin tamamlanması veya belirli bir olgunun ortaya çıkması (sürenin geçmesi) gibi objektif koşullara bağlı olarak yapılan iş sözleşmesi türüdür (İş Kanunu m. 11). Bu sözleşme türü, işverenin geçici iş gücü ihtiyacını karşılaması için kullanılır ve çoğunlukla proje bazlı, dönemsel veya mevsimlik işlerde tercih edilir.
Ancak uygulamada işverenlerin kıdem ve ihbar tazminatı yükümlülüklerinden kaçınmak amacıyla bu sözleşme türünü kötüye kullandığı sıkça görülmektedir. Kanun koyucu bu durumu engellemek için "esaslı neden" şartını getirmiştir. İşin niteliği gereği süreklilik arz ediyorsa sözleşme kâğıt üzerinde belirli süreli olsa bile hukuken belirsiz süreli sayılır. Dolayısıyla hangi sözleşme türünün yapıldığı değil, iş ilişkisinin fiili niteliği belirleyicidir.
Bir iş sözleşmesinin belirli süreli sayılabilmesi için sadece sürenin yazılması yeterli değildir. Aşağıdaki şartların birlikte varlığı zorunludur:
Yargıtay, belirli süreli sözleşmenin geçerliliğini denetlerken işin süreklilik arz edip etmediğini esas almaktadır. Bir işçinin aynı pozisyonda yıllarca çalışması ve sözleşmesinin her yıl yenilenmesi, objektif nedenin bulunmadığına güçlü bir karine oluşturur. Bu tespiti işveren çürütmek zorundadır; ispat yükü işverene aittir.
Belirli süreli iş sözleşmesi, esaslı bir neden olmadıkça birden fazla üst üste (zincirleme) yapılamaz. Aksi hâlde iş sözleşmesi başlangıçtan itibaren belirsiz süreli kabul edilir.
Yalnızca esaslı bir nedenin varlığı hâlinde (örneğin mevsimlik işler, okul dönemine bağlı öğretmen sözleşmeleri, belirli bir projenin farklı fazları) zincirleme sözleşme yapılabilir ve belirli süreli niteliğini korur. Bu istisnalar dışında yapılan yenilemeler, işçiye kıdem ve ihbar tazminatı hakkı kazandıran belirsiz süreli sözleşme statüsü sağlar.
Sözleşmenin belirsiz süreliye dönüştüğü tespit edildiğinde işçinin tüm çalışma süresi, yani ilk sözleşmenin yapıldığı tarihten itibaren geçen süre kıdem hesabına dahil edilir. Bu, özellikle uzun yıllar çalışmış işçiler için son derece önemli bir fark yaratır. Zincirleme sözleşme iddiasını ileri sürmek için iş mahkemesine başvuru ve dava açılması gerekebilir.
Bu sözleşme türünde tazminat hakları, sözleşmenin sona eriş şekline göre değişir:
Belirli süreli sözleşmelerde yükümlülük yalnızca işverende değildir. İşçi de haklı bir neden olmaksızın süresinden önce sözleşmeyi feshederse, işverenin uğradığı zararı veya sözleşmede öngörülen cezai şartı ödemek zorunda kalabilir. Bu nedenle erken ayrılmadan önce bir iş hukuku avukatına danışılması büyük önem taşır.
Belirli süreli sözleşmelerde de işçi yıllık ücretli izin hakkına sahiptir; ancak bu hak 1 yılın dolmasına bağlıdır. Sözleşme 1 yıldan kısa süreli ise yıllık izin hakkı doğmaz. Sözleşme süresince kullanılmayan yıllık izinler, sözleşmenin sona ermesiyle birlikte ücret olarak işçiye ödenmek zorundadır.
Kural olarak belirli süreli iş sözleşmelerinde iş güvencesi hükümleri uygulanmaz; dolayısıyla işe iade davası açılamaz. Sözleşme süre sonunda kendiliğinden sona erdiğinde bu durum "fesih" sayılmaz ve iş güvencesini harekete geçirmez.
Ancak sözleşmenin aslında belirsiz süreli olduğu tespit edilirse — yani zincirleme sözleşme yapılmış ya da objektif neden bulunmuyorsa — iş güvencesi hükümleri devreye girer ve işe iade davası açılabilir. Bu tespitin mahkemece yapılabilmesi için tüm delillerin (ücret bordroları, iş akdi yenileme belgeleri, görev tanımları) özenle toplanması şarttır.
Belirli süreli iş sözleşmelerinde kural olarak iş güvencesi hükümleri uygulanmaz. Ancak sözleşmenizin aslında "belirsiz süreli" olduğu tespit edilirse (muvazaa veya zincirleme sözleşme varsa) işe iade davası açma hakkınız doğar. Bu tespiti hukuki yollarla elde etmek için iş mahkemesine başvurmanız gerekir.
Evet. Esaslı bir neden olmadan sözleşmeniz sürekli yenilendiyse bu artık belirsiz süreli bir sözleşmedir. İşten çıkarıldığınızda kıdem ve ihbar tazminatı talep edebilirsiniz. Yenileme sayısı önemli olmakla birlikte asıl belirleyici olan faktör, işin süreklilik arz edip etmediğidir.
Evet. İşçi de haklı bir neden olmaksızın süresinden önce sözleşmeyi feshederse işverenin uğradığı zararı veya sözleşmedeki cezai şartı ödemek zorunda kalabilir. Bu nedenle erken ayrılma kararı vermeden önce hukuki danışmanlık alınması önerilir.
Mevsimlik işler, zincirleme sözleşme için tanınan istisnalar arasındadır. Gerçekten mevsimlik nitelikte bir iş söz konusuysa sözleşme belirli süreli niteliğini koruyabilir. Ancak mevsim dışında da fiilen çalıştırıldığınız dönemler varsa ya da iş mevsimlik niteliğini yitirmişse sözleşmeniz belirsiz süreliye dönüşmüş olabilir.
Evet. Sözleşme türünden bağımsız olarak, haftalık 45 saatin üzerinde çalıştırılan işçinin fazla mesai ücreti talep hakkı vardır. Belirli süreli sözleşme, fazla mesai, genel tatil ücreti ve hafta tatili ücreti gibi temel işçilik haklarını ortadan kaldırmaz.
Sözleşmenizin niteliğini belirlemek ve tazminat haklarınızı eksiksiz almak için uzman Ankara İş Hukuku Avukatı desteği alın.
Yukarıda değinilmiş olan hususlar genel hatları ile kaleme alınmış olup; her somut olay birbirinden farklı özellikler taşıyabileceğinden hak kaybına uğramamanız adına bir hukuk bürosu ile iletişime geçip profesyonel destek almanızı öneririz. (KARTALHAN HUKUK BÜROSU)