Şimdi Yazın
Ankara merkezli Uzman Avukat kadromuzla, güncel mevzuat ışığında
güvenilir danışmanlık ve sonuç odaklı hukuki çözümler sunuyoruz.
Boşanma süreci, yalnızca duygusal değil aynı zamanda ciddi hukuki sonuçlar doğuran bir yargılama sürecidir. Velayet, nafaka, mal paylaşımı ve tazminat talepleri gibi birçok başlık; dava dilekçesinin hazırlanmasından delil sunumuna kadar dikkatli bir strateji gerektirir.
Uygulamada en sık karşılaşılan sorun; tarafların haklarını tam bilmeden hareket etmesi ve dava sürecinde geri dönüşü zor hatalar yapmasıdır. Özellikle ilk aşamada yapılan yanlışlar, davanın tüm seyrini etkileyebilir.
Bu yazıda boşanma davalarında en sık yapılan hataları ve bu hataların doğurabileceği hukuki sonuçları detaylı biçimde ele alıyoruz.

Boşanma davalarında en kritik unsur iddiaların ispatıdır. Aldatma, şiddet, terk veya evlilik birliğinin temelinden sarsılması gibi sebepler ileri sürülüyorsa, bu iddiaların somut delillerle desteklenmesi gerekir.
Delil olmadan açılan davalar çoğu zaman ispat yetersizliği nedeniyle reddedilir veya karşı taraf lehine sonuçlanabilir. Mesaj kayıtları, tanık beyanları, banka hareketleri, sosyal medya paylaşımları gibi unsurlar önceden planlanmalıdır.
Boşanma süreci taraflar açısından yoğun duygusal yük içerir. Ancak dava süreci strateji ve hukuki planlama gerektirir. Sosyal medyada yapılan paylaşımlar, öfkeyle atılan mesajlar veya karşı tarafı tehdit eden ifadeler ileride aleyhe delil olarak kullanılabilir.
Mahkeme, tarafların davranışlarını kusur değerlendirmesinde dikkate alır. Bu nedenle sürecin profesyonel destekle yürütülmesi önemlidir.
Çocuk varsa boşanma davasının en kritik başlığı velayettir. Mahkeme çocuğun üstün yararını esas alır. Gelir durumu, yaşam koşulları, ebeveynin çocukla ilişkisi ve psikolojik durum değerlendirilir.
Velayet talep eden tarafın eğitim, barınma ve sosyal imkanlar bakımından hazırlıklı olması gerekir. Plansız ve delilsiz talepler reddedilebilir.
Boşanma davalarında en sık yapılan hatalardan biri nafaka türlerinin karıştırılmasıdır. Tedbir nafakası, iştirak nafakası ve yoksulluk nafakası birbirinden farklı hukuki dayanaklara sahiptir.
Taraflar çoğu zaman yalnızca “nafaka istiyorum” şeklinde genel bir talepte bulunmakta; ancak talebin türü, miktarı ve dayanağı açıkça belirtilmediğinde mahkeme eksik değerlendirme yapabilir.
Örneğin yoksulluk nafakası için talepte bulunan eşin boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek olması gerekir. Gelir durumu, çalışma kapasitesi ve sosyal yaşam standartları incelenir.
Kusurlu eşe karşı maddi ve manevi tazminat talep edilebileceği çoğu zaman bilinmemektedir. Aldatma, şiddet, ağır hakaret veya güven sarsıcı davranışlar söz konusuysa; kusursuz veya daha az kusurlu eş tazminat talep edebilir.
Ancak en büyük hata; dava dilekçesinde bu talebin hiç ileri sürülmemesidir. Tazminat talep edilmezse mahkeme re’sen hüküm kurmaz.
Özellikle ekonomik kayıp yaşayan eşlerin maddi tazminat hakkını dava açarken planlaması gerekir.
Boşanma davası ile mal paylaşımı davası teknik olarak farklı davalardır. Çoğu kişi boşanma kararı verildiğinde malların otomatik bölüneceğini düşünmektedir.
Oysa edinilmiş mallara katılma rejimi kapsamında ayrıca mal rejiminin tasfiyesi davası açılması gerekir.
Tapu kayıtları, banka hesapları, şirket hisseleri ve taşınmazlar ayrıntılı şekilde araştırılmadan hareket edilmesi ciddi hak kaybına yol açabilir.
Anlaşmalı boşanma davalarında en sık yapılan hata; protokolün yüzeysel hazırlanmasıdır. Velayet, nafaka, mal paylaşımı, ziynet alacakları, ev eşyaları gibi tüm hususlar açıkça düzenlenmelidir.
Eksik veya muğlak düzenlenen protokoller ileride yeni davalara sebep olabilir.
Hakim, taraf iradesini denetler ancak tüm teknik eksiklikleri düzeltmez. Bu nedenle protokol hukuki denetimden geçirilmelidir.

Boşanma davalarında en kritik hatalardan biri, somut olaya uygun olmayan boşanma sebebine dayanılmasıdır. Türk Medeni Kanunu’nda özel ve genel boşanma sebepleri ayrı ayrı düzenlenmiştir. Zina, hayata kast, pek kötü muamele gibi özel sebepler ile evlilik birliğinin temelinden sarsılması farklı ispat rejimlerine tabidir.
Örneğin zina iddiası ileri sürülecekse, fiilin öğrenilmesinden itibaren 6 ay ve her halde 5 yıl içinde dava açılması gerekir. Bu sürelerin kaçırılması hak düşürücü sonuç doğurur.
Yanlış hukuki sebebe dayanılması, davanın reddine ve gereksiz zaman kaybına neden olabilir.
Boşanma davalarında tanık beyanları çoğu zaman belirleyici rol oynar. Ancak en sık yapılan hata; olaya doğrudan tanıklığı olmayan kişilerin tanık gösterilmesidir.
“Duydum”, “anlattı”, “öyle olduğunu düşünüyorum” şeklindeki soyut ifadeler mahkemede güçlü delil olarak kabul edilmez.
Tanıkların olaylara birebir şahit olması ve somut vakıa anlatması gerekir.
En tehlikeli hatalardan biri gizli ses kaydı, şifre kırarak elde edilen mesajlar veya özel hayatın ihlali niteliğindeki kayıtların delil olarak sunulmasıdır.
Hukuka aykırı şekilde elde edilen deliller mahkeme tarafından dikkate alınmaz ve ayrıca ceza sorumluluğu doğurabilir.
Özellikle WhatsApp mesajları, sosyal medya yazışmaları ve telefon kayıtları hukuka uygun şekilde elde edilmelidir.
Boşanma sürecinde tarafların sosyal medya paylaşımları davanın seyrini etkileyebilir. Özellikle velayet uyuşmazlıklarında yaşam tarzı, alkol kullanımı, çocuğa yaklaşım gibi unsurlar incelenir.
Paylaşımların dava sürecinde delil olarak kullanılabileceği unutulmamalıdır.
Boşanma davalarında yetkili mahkeme; eşlerden birinin yerleşim yeri veya son altı ay birlikte oturulan yer aile mahkemesidir.
Yanlış yerde açılan dava yetkisizlik nedeniyle uzayabilir ve süreç gereksiz şekilde uzar.
Zina, hayata kast ve diğer özel boşanma sebeplerinde hak düşürücü süreler vardır. Ayrıca istinaf ve temyiz süreleri de dikkatle takip edilmelidir.
Süre kaçırılması davanın tamamen kaybedilmesine yol açabilir.

Çekişmeli boşanma davaları uzun sürebilen ve teknik hazırlık gerektiren davalardır. En büyük hata, davaya strateji oluşturmadan başlanmasıdır.
Boşanma davasında yalnızca “boşanmak istiyorum” demek yeterli değildir. Kusur dağılımı, delil planlaması, tanık sırası, nafaka ve velayet hedefi baştan belirlenmelidir.
Plansız açılan davalar yıllarca sürebilir ve ekonomik yıpranma yaratır.
Duruşma salonunda öfke kontrolünün kaybedilmesi, karşı tarafa hakaret edilmesi veya kontrolsüz konuşmalar yapılması mahkeme üzerinde olumsuz etki bırakabilir.
Hakim, tarafların tutum ve davranışlarını gözlemler. Özellikle velayet kararlarında ebeveynin duruşmadaki tutumu önemlidir.
Boşanma sürecinde en ağır hatalardan biri çocuğu taraf haline getirmektir. Çocuğu diğer ebeveyne karşı doldurmak, manipüle etmek veya görüşmeyi engellemek velayet kaybına yol açabilir.
Mahkemeler çocuğun üstün yararını esas alır. Bu ilkeye aykırı davranışlar ciddi sonuç doğurur.
Fiziksel şiddet kadar psikolojik şiddet de boşanma sebebidir. Ancak ispatı daha zordur.
Hakaret içerikli mesajlar, tehditler, sistematik baskı ve küçük düşürme davranışları somutlaştırılmalıdır.
Anlaşmalı boşanma genellikle tek celsede sonuçlanır. Çekişmeli boşanma ise 1-3 yıl sürebilir.
Tarafların gelir durumu, yaşam standartları ve ekonomik dengeleri dikkate alınır.
Hayır. Mal rejiminin tasfiyesi için ayrı dava açılması gerekir.
Evet. Ancak hak düşürücü süreler vardır.
Velayet, nafaka, mal paylaşımı ve tazminat taleplerinde hak kaybı yaşamamak için profesyonel destek alın.