Şimdi Yazın
Ankara merkezli Uzman Avukat kadromuzla, güncel mevzuat ışığında
güvenilir danışmanlık ve sonuç odaklı hukuki çözümler sunuyoruz.
Tutuklamaya itiraz, kişi özgürlüğünü doğrudan etkileyen tutuklama kararına karşı başvurulabilen en önemli hukuki güvencelerden biridir. Tutuklama bir ceza değil, ceza yargılamasında uygulanan bir koruma tedbiridir. Bu nedenle hukuka aykırı veya ölçüsüz şekilde verilen tutuklama kararlarına karşı itiraz edilmesi mümkündür.
Tutuklama kararının hangi şartlarda verilebileceği hakkında detaylı bilgi için Tutuklama nedenleri başlıklı yazımız incelenebilir.
Tutuklamaya itiraz hakkı, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 5. maddesi ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 19. maddesi ile güvence altına alınmıştır. Bu düzenlemeler, özgürlüğünden yoksun bırakılan herkesin tutukluluğun hukuka uygunluğunu bir üst merci önünde denetletebilmesini zorunlu kılar.
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 101, 104, 267 ve 268. maddeleri ise tutuklama kararına karşı itiraz süresini ve usulünü düzenlemektedir.
Tutuklamaya itiraz süresi 7 gündür. Bu süre, tutuklama kararının verildiği gün sayılmadan, kararın tebliğinden itibaren işlemeye başlar.
Örneğin 12.01.2023 tarihinde verilen bir tutuklama kararına karşı son itiraz günü 19.01.2023 olacaktır. Sürenin kaçırılması hak kaybına yol açabileceğinden, sürenin dikkatle hesaplanması gerekir.

Tutuklamaya itiraz hakkı esas olarak tutuklanan şüpheli veya sanığa aittir. Ancak Ceza Muhakemesi Kanunu uyarınca bazı kişiler de bu hakka sahiptir:
Bu kişiler, tutuklama kararına karşı yazılı dilekçe ile başvuruda bulunabilirler.
Tutuklamaya itiraz, kararı veren merciye yapılır. Yani tutuklama kararını hangi hakimlik veya mahkeme vermişse, itiraz dilekçesi öncelikle o mercie sunulur.
Örneğin tutuklama kararı Sulh Ceza Hakimliği tarafından verilmişse, itiraz yine ilgili sulh ceza hakimliğine yapılır.
Kararı veren hakimlik, 3 gün içinde kararını değiştirmezse dosyayı itirazı incelemeye yetkili üst mercie gönderir.
İtirazı inceleyecek merci, kararı veren mahkemeye göre değişmektedir:
Yetkili merci, dosya üzerinden inceleme yaparak tutukluluğun devamına veya tahliyeye karar verir.

İtirazı inceleyen merci, tutuklama kararının hukuka aykırı veya ölçüsüz olduğuna kanaat getirirse tahliye kararı verir. Tahliye kararı verildiğinde kişi derhal serbest bırakılır.
Bazı durumlarda doğrudan tahliye yerine adli kontrol tedbiri uygulanabilir. Bu durumda kişi serbest bırakılır ancak belirli yükümlülüklere tabi tutulabilir (imza verme, yurtdışı çıkış yasağı vb.).
İtirazın reddedilmesi halinde tutukluluk hali devam eder. Ancak bu durum, tutukluluğun süresiz olduğu anlamına gelmez. Tutukluluk hali belirli aralıklarla mahkeme tarafından resen incelenir.
Ayrıca yeni delillerin ortaya çıkması, kaçma şüphesinin ortadan kalkması veya ölçülülük ilkesine aykırılık gibi durumlarda yeniden tahliye talebinde bulunulabilir.
Tutuklama kararının hukuka uygun olabilmesi için kuvvetli suç şüphesinin bulunması ve tutuklama nedenlerinin somut olgularla ortaya konulması gerekir. Kaçma şüphesi, delilleri karartma ihtimali ve katalog suç kapsamında değerlendirme yapılması zorunludur.
Ölçülülük ilkesi gereği, daha hafif bir koruma tedbiri ile aynı amaca ulaşılabiliyorsa tutuklama uygulanmamalıdır. Bu husus, itiraz dilekçelerinde özellikle vurgulanmalıdır.

Tutuklama kararları kişi özgürlüğünü doğrudan etkilediğinden, itiraz dilekçesinin teknik ve hukuki dayanaklarla hazırlanması büyük önem taşır. Sürelerin kaçırılmaması ve somut dosya içeriğine uygun savunma yapılması hak kaybını önler.
Tutuklama ve ceza yargılaması sürecine ilişkin detaylı bilgi için Ankara Ceza Avukatı sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Tutuklama kararları kişi özgürlüğünü doğrudan etkileyen ağır koruma tedbirlerindendir. İtiraz sürecinde yapılacak hukuki hatalar ciddi hak kayıplarına yol açabilir. Sürelerin kaçırılmaması ve etkili savunma yapılabilmesi için profesyonel hukuki destek alınması önemlidir.
Yukarıda yer verilen bilgiler genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Her somut olay kendi özel koşulları çerçevesinde değerlendirilmelidir. Hak kaybına uğramamanız adına sürecin bir avukat eşliğinde yürütülmesi tavsiye edilir.