Şimdi Yazın
Ankara merkezli Uzman Avukat kadromuzla, güncel mevzuat ışığında
güvenilir danışmanlık ve sonuç odaklı hukuki çözümler sunuyoruz.
Uygulamada sıkça yapılan usul hatalarından biri, geçici hukuki koruma kararlarına (ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz) karşı Bölge Adliye Mahkemesi'nden çıkan kararın Yargıtay'a temyize taşınmak istenmesidir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi bu kararıyla söz konusu yolun kapalı olduğunu açıkça hükme bağlamıştır.
Kararın özü şudur: HMK m. 362/1-f uyarınca, Bölge Adliye Mahkemelerince geçici hukuki korumalar hakkında verilen kararlara karşı temyiz kanun yoluna başvurulamaz. Bu hüküm hem ihtiyati tedbir hem de ihtiyati haciz kararları için geçerlidir.
Usul hukuku ve kanun yolları konusunda Alacak Davası sayfamızı inceleyebilirsiniz.

Geçici hukuki korumalar, dava sonuçlanmadan önce hak kaybını önlemek amacıyla mahkemelerin geçici olarak verdiği kararlardır. HMK m. 389 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Başlıca türleri ihtiyati tedbir ve ihtiyati hacizdir.
Geçici hukuki korumalar acil ve geçici nitelik taşır; uzun süreli temyiz incelemesine tabi tutulmaları, tedbirin amacını ortadan kaldırır. Yargı ekonomisi ve koruma tedbirinin işlevselliği açısından BAM kararı bu konuda nihai hüküm niteliğindedir.
Yargıtay bu temyiz talebini iki ayrı gerekçeyle reddetmiştir:
BAM kararı kesin nitelikte olduğundan bu davada başka bir hukuki yol aranmalıydı. Haksız ihtiyati tedbir nedeniyle tazminat için doğru yol şudur:
İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz süreçleri için Ankara İcra Avukatı sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2020/93 E. , 2020/3798 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ: BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Fethiye 3. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 15.03.2018 tarih ve 2017/43 E. - 2018/111 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nce verilen 07.10.2019 tarih ve 2019/994 E. - 2019/1440 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı banka nezdinde maaş hesabı bulunduğunu, davalı olduğu boşanma davasında mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararıyla bu hesabına davalı banka tarafından bloke konulduğunu, mahkemece daha sonra verilen ara kararla maaş hesabı niteliğinde olan bu hesaba konulan blokeye kaldırılmasına karar verildiğini ancak davalı bankanın bu kararı uygulamayarak blokeyi kaldırmadığını, müvekkilinin maaşını yalnızca davalı bankanın Likya şubesinden ve bu şubeye bizzat gitmek suretiyle çekebildiğini, bu şube dışında herhangi bir yerden maaşını çekmesine davalı banka tarafından izin verilmediğini, ATM kartını kullanamadığı gibi internet bankacılığı hizmetinden de yararlanamadığını, yaklaşık 8 aydır devam eden bu durumun müvekkilinin maddi ve manevi yönden mağduriyetine sebep olduğunu ileri sürerek, banka hesabına uygulanan haksız tedbir işleminin süresiz olarak kaldırılmasına ve 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacıya ait hesabın sadece maaşa özgülenen bir hesap olmayıp, her türlü bankacılık işleminin yapılabildiği bir hesap olduğunu kaldı ki sistemlerinde maaş hesabı isminde bir hesap bulunmadığını, bu nedenle hesaba girip çıkan mevduatın maaşla ilgili olup olmadığını takip etmelerinin operasyonel olarak mümkün olmadığını, müvekkilinin mahkeme kararının gereğini yerine getirmek zorunda olduğunu aksi takdirde cezai ve hukuki sorumluluğunun doğacağını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, uyuşmazlığın haksız ihtiyati tedbir sebebiyle manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, 6100 Sayılı HMK'nın 399. maddesi uyarınca, haksız olarak aleyhine ihtiyati tedbir kararı verilmiş olan tarafın uğradığı zararı karşı taraftan talep edebileceği, tazminat koşullarının oluşabilmesi için ihtiyati tedbir talebinin haksız olduğunun kesinleşmiş bir mahkeme kararıyla tespit edilmesi gerektiği, somut olayda, davalı bankanın devam eden bir uyuşmazlıkta yargılama makamının vermiş olduğu talimata göre işlem yaptığı, kanun gereği mahkemece verilen talimatın ilgili kurumlarca yerine getirmesinin zorunlu olduğu aksi takdirde mahkemece verilen talimatın yerine getirilmemesi sebebiyle dava dışı kurumların sorumluluklarının doğacağı, davalı bankanın yerine getirmekle yükümlü olduğu mahkeme kararının uygulanmasında herhangi bir kusurunun olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davacı yanca, banka hesabına uygulanan haksız tedbir işleminin süresiz olarak kaldırılmasına karar verilmesi talep edilmiş ise de, 6100 sayılı HMK'nın 389 vd. maddeleri gereğince bu husustaki talebin, Fethiye Aile Mahkemesi'nin 2016/569 Esas sayılı dosyasına yapılması gerektiği, ayrı bir talep veya dava ile bu davada verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasının talep edilmesinin mümkün olmadığı, davalı bankanın yaptığı işlemin mahkeme kararına uygun olduğu, davalının bu karara uymakla yükümlü olup aksi takdirde hukuki sorumluluğu doğacağı, bu nedenle yapılan işlemde bir kusurunun bulunmadığı, davanın haksız ihtiyati tedbir nedeniyle tazminat talebi olarak nitelendirilmesi halinde dahi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 399. maddesi gereğince, davanın esas hakkındaki davanın karara bağlandığı mahkemede, lehine ihtiyati tedbir verilen tarafa karşı açılması ve lehine ihtiyati tedbir kararı verilen tarafın, ihtiyati tedbir talebinde bulunduğu anda haksız olduğunun, yahut tedbir kararı kendiliğinden kalktığının ya da itiraz üzerine kaldırıldığının ispatı gerektiği, somut olayda ise böyle bir dava ve ispatın söz konusu olmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, davacının davalı banka nezdinde bulunan hesabına uygulanan ihtiyati tedbirin kaldırılması ve 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, davacı vekilince anılan karara karşı temyiz kanun yoluna başvurulmuştur. Ancak 6100 sayılı HMK'nın "Temyiz Edilemeyen Kararlar" başlıklı 362. maddesinin 1. fıkrasının "a" bendine göre, bölge adliye mahkemesinin karar tarihi itibariyle miktar veya değeri 58.800,00 TL geçmeyen davalara ilişkin verdiği kararlara karşı temyiz kanun yoluna başvurulamayacağı gibi, aynı fıkranın "f" bendine göre, bölge adliye mahkemelerince geçici hukuki korumalar hakkında verilen kararlara karşı da temyiz kanun yoluna başvurulamaz. Bu itibarla davacı vekilinin temyiz isteminin HMK'nın 362/1-a ve "f" maddelerine göre reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ:
Yukarda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin reddine, HMK'nın 372. maddesine göre işlem yapılmak üzere dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 05.10.2020 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle kabul edildi.
HMK m. 394 uyarınca, ihtiyati tedbir kararına karşı kararı veren mahkemeye itiraz yoluna başvurulabilir. İtiraz, kararın uygulanmasından itibaren 1 hafta içinde yapılmalıdır. Mahkeme itirazı inceleyerek kararı kaldırabilir, değiştirebilir ya da talebi reddedebilir.
Evet. HMK m. 362/1-f uyarınca BAM'ın geçici hukuki korumalar hakkında verdiği kararlar temyize kapalıdır. Bu nedenle söz konusu kararlar, talep edilen miktar ne olursa olsun kesin nitelik taşır.
Evet. Bu kararda da Yargıtay, peşin yatırılan temyiz harcının talep halinde davacıya iade edileceğini hükme bağlamıştır. Harcın iadesi için ilgili mahkeme veznesine başvurulması yeterlidir.
Evet. HMK m. 399 uyarınca, haksız olarak aleyhine ihtiyati tedbir kararı verilen taraf zararını talep edebilir. Ancak bu davanın: (1) esas davanın karara bağlandığı mahkemede, (2) lehine tedbir verilen tarafa karşı, (3) tedbirin haksız olduğu ya da kaldırıldığının ispatı yoluyla açılması gerekir.
Maaş hesabı olduğunu belgeleyen kişi, maaş tutarının hacizden muafiyeti için ilgili mahkemeye (tedbiri veren aile mahkemesi veya icra mahkemesi) başvurabilir. Bu davada ayrı bir dava açılması yerine tedbiri veren mahkemeye başvurulması gerektiği vurgulanmıştır.
Yargıtay, bu kararda olduğu gibi, temyiz dilekçesini esastan incelemeksizin reddeder. İncelenmeyen bir temyiz süreci hem zaman hem de yargılama giderleri açısından boşa gider. Bu nedenle her kanun yoluna başvuruda temyize açık olup olmadığının avukat aracılığıyla önceden değerlendirilmesi büyük önem taşır.
İhtiyati tedbir, para alacakları dışındaki uyuşmazlıklarda (velayet, mülkiyet, sözleşme ihlali gibi) verilen geçici koruma kararıdır. İhtiyati haciz ise para alacaklarında borçlunun malvarlığını güvence altına almak amacıyla kullanılır. Her ikisi de HMK kapsamında geçici hukuki koruma niteliği taşır ve BAM kararları temyize kapalıdır.
Geçici hukuki korumalar ve tazminat davalarında doğru hukuki strateji için profesyonel destek alabilirsiniz.
Yukarıda aktarılan içtihat bilgilendirme amacı taşımaktadır. Her somut olay farklı özellikler taşıyabileceğinden hak kaybına uğramamanız adına bir hukuk bürosu ile iletişime geçip profesyonel destek almanızı öneririz. (KARTALHAN HUKUK BÜROSU)