Şimdi Yazın
Ankara merkezli Uzman Avukat kadromuzla, güncel mevzuat ışığında
güvenilir danışmanlık ve sonuç odaklı hukuki çözümler sunuyoruz.
Tutuklama kararı, ceza yargılamasının en ağır koruma tedbirlerinden biridir. Hakkında kesinleşmiş bir mahkûmiyet hükmü bulunmayan şüpheli veya sanığın, yargılama süresince özgürlüğünün geçici olarak kısıtlanmasını ifade eder.
Bu karar bir ceza değildir. Amaç; soruşturma ve kovuşturma sürecinin sağlıklı ilerlemesini sağlamak, delillerin korunmasını temin etmek ve yargılamanın selametini güvence altına almaktır.
Tutuklama kararı verilirken;
gibi unsurlar birlikte değerlendirilir.

Tutuklama kararı soruşturma ve kovuşturma aşamasına göre farklı merciler tarafından verilir:
Tutuklama talebinde mutlaka gerekçe gösterilmelidir. Adli kontrolün neden yetersiz kalacağı hukuki ve fiili sebeplerle açıklanmalıdır.
Tutuklama kararı, hakim veya mahkeme tarafından mutlaka somut gerekçelere dayanılarak verilmelidir. Kanun, soyut ve kalıp ifadelerle tutuklama kararı verilmesini kabul etmemektedir.
CMK 101 uyarınca tutuklama, tutuklamanın devamı veya tahliye talebinin reddi kararlarında aşağıdaki hususlar açıkça gösterilmelidir:
Bu unsurların her biri, dosya kapsamındaki delillerle ilişkilendirilerek açıklanmalıdır.

Tutuklama talebi söz konusu olduğunda şüpheli veya sanık;
Tutuklama kararı verilmezse kişi derhal serbest bırakılır. Verilen kararın bir örneği şüpheli veya sanığa tebliğ edilir ve kararın içeriği sözlü olarak da bildirilir.
Tutuklama, ceza muhakemesindeki en ağır koruma tedbiridir. Bu nedenle ölçülülük ilkesi büyük önem taşır.
Mahkeme, tutuklama kararı verirken:
değerlendirmek zorundadır.
Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararlarında, tutuklamanın “otomatik” uygulanamayacağı ve her dosyada somut değerlendirme yapılması gerektiği açıkça belirtilmektedir.
Tutuklama kararına karşı 7 gün içinde itiraz edilebilir. İtiraz, kararı veren mahkemeye sunulur ve dosya bir üst mahkeme tarafından incelenir.
Kararda, hangi merciye ve ne şekilde itiraz edileceği açıkça gösterilmek zorundadır. Bu hususun belirtilmemesi hukuka aykırılık oluşturabilir.
İtiraz dilekçesinde özellikle:
somut delillerle ortaya konulmalıdır.

Tutukluluk hali belirli aralıklarla gözden geçirilmek zorundadır. Mahkeme, tutukluluğun devamına karar verirken yine somut gerekçe göstermekle yükümlüdür.
Şüpheli veya sanık, her aşamada tahliye talebinde bulunabilir. Delillerin toplanmış olması, kaçma riskinin ortadan kalkması veya adli kontrolün yeterli hale gelmesi tahliye sebebi olabilir.
Tutuklama tedbiri, cezanın peşinen infazı anlamına gelemez. Bu nedenle ölçülülük ve gereklilik ilkeleri her aşamada değerlendirilmelidir.
Bu tür durumlarda üst mahkemeye itiraz edilmesi veya gerekli hukuki yolların işletilmesi önemlidir.
Hak kaybı yaşamamak ve süreci doğru yönetmek için profesyonel hukuki destek alabilirsiniz.
Yukarıda değinilmiş olan hususlar genel hatları ile kaleme alınmış olup; her somut olay birbirinden farklı özellikler taşıyabileceğinden hak kaybına uğramamanız adına bir hukuk bürosu ile iletişime geçip profesyonel destek almanızı öneririz.