Şimdi Yazın
Ankara merkezli Uzman Avukat kadromuzla, güncel mevzuat ışığında
güvenilir danışmanlık ve sonuç odaklı hukuki çözümler sunuyoruz.
Tutukluluğun incelenmesi, ceza yargılamasında özgürlüğü kısıtlanan bir kişinin tutukluluk halinin belirli aralıklarla yeniden değerlendirilmesi işlemidir. Tutuklama bir ceza değil, geçici bir koruma tedbiridir. Bu nedenle süresiz veya denetimsiz şekilde devam etmesi hukuka aykırıdır.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 108. maddesi uyarınca, tutuklu bulunan kişinin özgürlüğünün devam edip etmeyeceği belirli sürelerle incelenmek zorundadır. Bu mekanizma, hem ölçülülük ilkesinin hem de adil yargılanma hakkının bir gereğidir.
Tutukluluğun incelenmesi, yalnızca CMK m.108’de değil; aynı zamanda Anayasa m.19 ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m.5 kapsamında da güvence altındadır. Özgürlüğü kısıtlanan kişinin tutukluluk durumunun makul aralıklarla gözden geçirilmemesi, kişi hürriyeti hakkının ihlali anlamına gelir.
Bu inceleme sırasında mahkeme veya hakim şu sorulara cevap arar:
Soruşturma evresinde tutuklu bulunan şüphelinin durumu en geç 30’ar günlük sürelerle sulh ceza hakimi tarafından incelenir. Cumhuriyet savcısı bu inceleme için başvuru yapmak zorundadır; takdir yetkisi yoktur.
Ayrıca şüpheli veya müdafii de her zaman tutukluluğun yeniden değerlendirilmesini talep edebilir. Bu talep, tutukluluğun devamının hukuka uygun olup olmadığının yeniden gözden geçirilmesini sağlar.
Dava aşamasında (kovuşturma evresinde) tutukluluğun incelenmesi mahkeme tarafından yapılır. Mahkeme her duruşmada ve en geç 30 gün içinde tutukluluğun devam edip etmeyeceğine karar vermek zorundadır.
Mahkeme;
Tutukluluğun devamına karar verilmesi halinde bu karara karşı tutuklamaya itiraz yoluna başvurulabilir.
Yerel mahkeme tarafından verilen mahkûmiyet kararından sonra dosya istinaf incelemesine gönderildiğinde, uygulamada “hükmen tutukluluk” olarak adlandırılan bir dönem başlar. Bu aşamada tutukluluğun otomatik olarak devam ettiği düşünülse de, tutukluluk hali yine hukuki denetime tabidir.
Bölge Adliye Mahkemesi dosyayı inceleme aşamasında, tutukluluk halini değerlendirebilir. Ancak uygulamada çoğu dosyada inceleme dosya üzerinden yapılmakta ve bu süreçte tutukluluğun otomatik uzadığı görülmektedir.
Bu noktada özellikle makul sürede yargılanma hakkı ve ölçülülük ilkesi büyük önem taşır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına göre, tutukluluk istisnai bir tedbirdir ve uzun süreli uygulanması ancak güçlü gerekçelerle mümkündür.
AİHM’e göre bir tutukluluğun hukuka uygun sayılabilmesi için:
Sadece “suçun niteliği” veya “cezanın ağırlığı” gerekçe gösterilerek tutukluluğun uzatılması hukuka aykırı kabul edilmektedir.
Ceza yargılamasında en önemli ilkelerden biri ölçülülüktür. Tutuklama, en ağır koruma tedbiridir. Bu nedenle daha hafif bir tedbirle amaca ulaşılabiliyorsa tutuklama uygulanmamalıdır.
Adli kontrol tedbirleri (yurt dışı çıkış yasağı, imza yükümlülüğü, konutu terk etmeme vb.) yeterliyse tutukluluğun devamı hukuka aykırı hale gelir.
Tutukluluğun incelenmesi sırasında mahkemenin adli kontrol seçeneğini ciddi şekilde değerlendirmesi gerekir.
Tutukluluk değerlendirmesi sonucunda tutukluluğun devamına karar verilmişse, bu karara karşı 7 gün içinde itiraz edilebilir.
İtiraz usulü, tutuklamaya itiraz süreci ile aynıdır ve CMK m.268 kapsamında incelenir.
İtiraz merci, tutukluluğun hukuka uygun olup olmadığını yeniden değerlendirir ve gerekli görürse tahliye kararı verebilir.
Tutukluluğun incelenmesi ve itiraz süreçleri teknik ve süreye bağlı işlemlerdir. Süre kaçırılması veya eksik savunma yapılması ciddi hak kayıplarına yol açabilir.
Yukarıda yer alan açıklamalar genel bilgilendirme amacı taşımaktadır. Her dosya kendi özelliklerine göre değerlendirilmelidir. Hak kaybına uğramamak adına somut olayınıza özgü hukuki destek almanız önerilir.