Şimdi Yazın
Ankara merkezli Uzman Avukat kadromuzla, güncel mevzuat ışığında
güvenilir danışmanlık ve sonuç odaklı hukuki çözümler sunuyoruz.
Ceza soruşturması süreci, bir suç şüphesinin ortaya çıkması ile başlayan ve iddianamenin düzenlenmesine kadar devam eden hukuki aşamaları ifade eder. Bu süreç, Cumhuriyet savcısının yürüttüğü araştırma faaliyetlerini kapsar ve ceza yargılamasının en kritik evresidir.
Birçok kişi ceza davası ile ceza soruşturmasını aynı kavram olarak düşünmektedir. Oysa soruşturma, dava açılmadan önceki aşamadır. Bu aşamada deliller toplanır, ifadeler alınır ve suç şüphesinin yeterli olup olmadığı değerlendirilir.
Ceza soruşturması sürecinin doğru yönetilmesi, ileride açılacak davanın seyrini doğrudan etkiler. Bu nedenle sürecin her aşamasında hukuki destek alınması önemlidir.

Ceza soruşturması genellikle üç şekilde başlar:
Şikâyete tabi suçlarda mağdurun başvurusu gerekirken, kamu düzenini ilgilendiren suçlarda savcılık doğrudan soruşturma başlatabilir.
Cumhuriyet savcısı, soruşturmanın yöneticisidir. Delillerin toplanması, şüphelinin ifadesinin alınması, bilirkişi raporlarının talep edilmesi ve gerektiğinde arama–el koyma kararlarının alınması savcının yetkisindedir.
Savcı, hem suçun işlendiğine dair delilleri hem de şüphelinin lehine olan delilleri toplamakla yükümlüdür.
Ceza soruşturması sırasında şüphelinin sahip olduğu temel haklar şunlardır:
Bu hakların bilinmemesi, telafisi güç sonuçlara yol açabilir.
Ceza soruşturması sürecinde en kritik aşamalardan biri gözaltı işlemidir. Gözaltı, şüphelinin kaçmasını veya delilleri karartmasını önlemek amacıyla özgürlüğünün geçici olarak kısıtlanmasıdır.
Gözaltı kararı kural olarak Cumhuriyet savcısının talimatıyla verilir. Ancak suçüstü halinde kolluk kuvvetleri doğrudan gözaltı işlemi yapabilir ve durumu derhal savcılığa bildirir.
Gözaltı süresi genel olarak 24 saattir. Toplu suçlarda bu süre uzatılabilir. Ancak her uzatma savcılık denetimine tabidir.
Şüphelinin ifadesi kollukta veya savcılıkta alınabilir. İfade alınmadan önce şüpheliye hakları bildirilmek zorundadır.
Susma hakkı en temel haklardan biridir. Şüpheli, kendisini suçlayacak beyanda bulunmaya zorlanamaz.
İfade sırasında müdafi hazır bulunabilir. Avukatın bulunması, sürecin sağlıklı yürütülmesi açısından büyük önem taşır.
Ceza soruşturması sırasında delil elde etmek amacıyla arama ve el koyma işlemleri yapılabilir. Bu işlemler kural olarak hâkim kararı ile gerçekleştirilir.
Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde savcılık kararıyla işlem yapılabilir; ancak bu karar daha sonra hâkim onayına sunulmak zorundadır.
Bilgisayar, telefon ve dijital materyallerin incelenmesi de bu kapsamda değerlendirilir.
Tutuklama, en ağır koruma tedbiridir ve ancak kuvvetli suç şüphesi ile tutuklama nedenlerinin varlığı halinde uygulanabilir.
Tutuklama kararını Sulh Ceza Hâkimliği verir. Savcılık talep eder, hâkim karar verir.
Tutuklama yerine adli kontrol uygulanabilir. Adli kontrol; yurt dışına çıkış yasağı, imza yükümlülüğü veya elektronik kelepçe gibi tedbirleri kapsar.
Gözaltı, tutuklama, arama, el koyma gibi işlemlere karşı itiraz merci Sulh Ceza Hâkimliğidir.
Bu aşamada yapılacak hukuki itirazlar, soruşturmanın yönünü değiştirebilir.
Cumhuriyet savcısı, yürüttüğü soruşturma sonucunda iki temel karardan birini verir: Kovuşturmaya Yer Olmadığı Kararı (KYOK) veya iddianame düzenlenmesi.
Eğer toplanan deliller kamu davası açmaya yeterli değilse, savcılık kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar halk arasında “takipsizlik” olarak bilinir.
Ancak şüphelinin suçu işlediğine dair yeterli şüphe oluşmuşsa savcılık iddianame düzenler ve ceza davası açılır.
KYOK kararına karşı, suçtan zarar gören tarafın itiraz hakkı vardır. İtiraz süresi genellikle 15 gündür.
İtiraz, kararı veren savcılığın bağlı bulunduğu Ağır Ceza Mahkemesine yapılır.
İtirazın kabul edilmesi halinde savcılık yeniden soruşturma yapmak zorunda kalabilir.
İddianame, savcının şüpheli hakkında kamu davası açılması için mahkemeye sunduğu resmi belgedir.
İddianamede; suçun niteliği, olayın özeti, deliller ve talep edilen ceza yer alır.
Mahkeme iddianameyi inceler. Eğer hukuka uygun ve yeterli ise kabul eder. Kabul edilmesiyle birlikte artık “soruşturma” aşaması biter ve “kovuşturma” yani dava süreci başlar.
Ceza soruşturması savcılık aşamasıdır. Henüz dava açılmamıştır.
Kovuşturma ise mahkeme aşamasıdır. Artık sanık sıfatı kazanılmıştır ve yargılama yapılır.
Bu iki aşama arasında hem usul hem de haklar bakımından önemli farklar vardır.
Ceza soruşturması sürecinde yapılan hatalar telafisi güç sonuçlar doğurabilir.
İfade aşamasında söylenen bir söz, yıllarca sürecek bir davanın temelini oluşturabilir.
Bu nedenle soruşturmanın en başından itibaren hukuki destek alınması büyük önem taşır.
Kural olarak gözaltı süresi 24 saattir. Toplu suçlarda bu süre uzatılabilir. Ancak her uzatma savcılık ve hakim denetimine tabidir.
Hayır. Tutuklama istisnai bir tedbirdir. Kuvvetli suç şüphesi ve tutuklama nedenleri birlikte bulunmalıdır. Kararı Sulh Ceza Hakimi verir.
Şüphelinin avukat bulundurma hakkı vardır. Özellikle ağır suçlarda müdafi olmadan alınan ifadeler hukuki sorun doğurabilir.
Dosya inceleme yetkisi şüpheli ve müdafine aittir. Ancak soruşturmanın gizliliği kararı varsa dosyanın tamamı görülemeyebilir.
Kovuşturmaya yer olmadığı kararı mahkumiyet değildir ve adli sicile işlenmez.
Ceza soruşturması aşamasında yapılan küçük bir hata, ilerleyen aşamalarda telafisi güç sonuçlar doğurabilir.
Ceza soruşturması süreci; gözaltı, ifade, arama, el koyma, tutuklama ve savcılık kararları gibi birçok kritik aşamadan oluşur. Bu süreçte atılacak her adım gelecekteki dava sürecini doğrudan etkiler.
Soruşturmanın en başından itibaren hukuki destek alınması, hak kayıplarının önlenmesi açısından son derece önemlidir.