Şimdi Yazın
Ankara merkezli uzman hukuk ekibimizle
güvenilir danışmanlık ve hızlı çözüm sunuyoruz.
Zorunlu müdafilik halleri 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun çeşitli maddelerinde düzenlenmiştir. Bu yazımızda zorunlu müdafilik hallerinin neler olduğu üzerinde durulacaktır. Zorunlu müdafilik kurumu, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun muhtelif maddelerinde düzenlenmiştir.
Zorunlu müdafilik, şüpheli veya sanık hakkında yürütülen soruşturma veya kovuşturma işlemleri esnasında bir avukatın hukuki yardımından faydalandırılması zorunluluğunu ifade eder. Bir diğer ifadeyle zorunlu müdafilik hallerinde şüpheli veya sanığın avukatı olmaması halinde soruşturma veya kovuşturma işlemlerine devam edilmez. Bu hallerde şüpheli veya sanığa müdafi tayin edilmesi için girişimler başlatılır ve ceza muhakemesi işlemlerine devam edilmesi için müdafin gelmesi beklenir.
Zorunlu müdafilik sadece bir "prosedür" değil, Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen "Hak Arama Hürriyeti" ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinde yer alan "Adil Yargılanma Hakkı"nın en somut yansımasıdır. Ankara Ceza Avukatı olarak vurgulamak gerekir ki; müdafinin sadece duruşmada fiziksel olarak bulunması yeterli değildir. Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararlarına göre savunmanın "etkin ve gerçek" olması şarttır.
Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 150/1: “ (1) Şüpheli veya sanıktan kendisine bir müdafi seçmesi istenir. Şüpheli veya sanık, müdafi seçebilecek durumda olmadığını beyan ederse, istemi halinde bir müdafi görevlendirilir”. Bu düzenlemeye göre şüpheli veya sanığın özel müdafiden yararlanamadığı hallerde, talebi halinde kendisine Baro tarafından avukat tayin edilmesini düzenlemektedir. Şüpheli veya sanığın müdafi seçebilecek durumda olmamasından kasıt, salt ekonomik sebepler değildir. Örneğin şüpheli veya sanık, o esnada bir avukatla iletişime geçip anlaşabilecek durumda değilse veya şüpheli veya sanık o esnada bir avukatın müdafiliğinden faydalanamayacak derecede hastaysa talebi halinde kendisine müdafi tayin edilmelidir.
Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 150/2: “ (2) Müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık; çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz ise, istemi aranmaksızın bir müdafi görevlendirilir”. Şüpheli veya sanığın 18 yaşından küçük çocuk olması halinde zorunlu müdafilik hali söz konusu olacaktır. Yine şüpheli veya sanığın kendisini savunamayacak derece malul olması halinde de istemi aranmaksızın kendisine müdafi atanacaktır. Bu hallerde şüpheli veya sanığın istemi olsun veya olmasın kendisine Baro tarafından müdafi atanması zorunludur.
_in_legal_proceedings__focusing_on_situations_where_a_defe.jpg)
Zorunlu müdafilik kapsamında Baro tarafından görevlendirilen avukatın üçreti başlangıçta devlet tarafından karşılanır. Ancak TCK ve CMK uyarınca bu durumun bir istisnası vardır:
Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 150/3 uyarınca şüpheli veya sanığa isnat edilen suç için öngörülmüşt olan hapis cezasının alt sınırının beş yıldan fazla olması halinde de zorunlu müdafilik hali söz konusu olacaktır. Örneğin; Kasten öldürme, organ ticareti, çocuk düşürtme, cinsel saldırı, uyuşturucu ticareti gibi suçlar bu kapsamdadır.
Fiili işlediği yolunda kuvvetli şüpheler bulunan şüphelinin akıl hastası olup olmadığını saptamak için resmî bir sağlık kurumunda gözlem altına alınmasına karar verilirken müdafiin dinlenmesi şarttır. Bu düzenleme uyarınca kişinin talebi aranmaksızın Baro tarafından zorunlu müdafi görevlendirilir.
CMK 96 uyarınca gözaltı süresinin sonunda Sulh Ceza Hakimi’nce yapılan sorguda şüpheli talep etmemiş olsa dahi şüpheliye bir zorunlu müdafi görevlendirilecektir. Tutuklanma talebiyle sevkte de zorunlu müdafi olmaksızın sorgu yapılamaz.
Zorunlu müdafilik kuralı hükmün verilmesiyle sona ermez. Türk hukukunda yargılama "kesinleşinceye" kadar müdafi yardımı devam eder. Özellikle şu durumlarda üst mahkeme aşamasında müdafi görevlendirilmesi kritiktir:
Duruşmanın ve yargılamanın güvenliği açısından duruşma salonundan dışarı çıkarılan şüphelinin müdafinin bulunmaması halinde de mahkemece bir müdafinin görevlendirilmesi istenir. Sanığın kaçak olması halinde duruşma yapılabilmesi için mahkemece müdafi görevlendirilmesi talep edilir. Burada da zorunlu müdafilik hali bulunmaktadır.
Zorunlu müdafi bulunması gereken bir aşamada müdafi hazır bulundurulmadan yürütülen işlemler mutlak bozma sebebidir. CMK 289/1-e maddesi uyarınca; "Cumhuriyet savcısının veya müdafiin bulunması zorunlu olan duruşmalarda bu kişilerin yokluğunda karar verilmesi" hukuka kesin aykırılık halidir. Ankara ceza mahkemelerinde böyle bir durumun tespiti halinde, davanın esasına girilmeksizin karar üst mahkemelerce bozulmaktadır. Bu nedenle sürecin en başından profesyonel müdafi desteğiyle yürütülmesi, yargılamanın sıhhati açısından hayati önem taşır.
Zorunlu müdafilik, ağır ceza davaları ve CMK süreçlerinde Ankara'da uzman avukat desteği.
Yukarıda değinilmiş olan hususlar genel hatları ile kaleme alınmış olup; her somut olay birbirinden farklı özellikler taşıyabileceğinden hak kaybına uğramamanız adına bir hukuk bürosu ile iletişime geçip profesyonel destek almanızı öneririz. Ceza yargılamasında savunma hakkının kısıtlanması telafisi güç sonuçlar doğurur. (KARTALHAN HUKUK BÜROSU)