Şimdi Yazın
Ankara merkezli Uzman Avukat kadromuzla, güncel mevzuat ışığında
güvenilir danışmanlık ve sonuç odaklı hukuki çözümler sunuyoruz.
Toplu işten çıkarma, işverenin ekonomik, teknolojik, yapısal veya benzeri işletme gerekleriyle belirli bir süre içinde çok sayıda işçinin iş akdini feshetmesidir. İş Kanunu'nun 29. maddesi, bu süreci çok sıkı kurallara bağlamıştır. İşveren, toplu işçi çıkarma prosedürüne uymazsa işçilere işe iade davası açma hakkı doğar ve yapılan fesihler geçersiz sayılır.
Ankara İş Hukuku Avukatı olarak, bu süreçte hem işverenin usuli hatalar yapmamasını (bildirim, sendika görüşmesi) hem de işçinin kıdem/ihbar tazminatı haklarının korunmasını sağlıyoruz. Özellikle ekonomik kriz dönemlerinde yapılan toplu çıkarmalarda işe iade hakkının kullanılması, işçi için kritik öneme sahiptir. Bu rehberde toplu çıkarmanın eşik sayılarını, yasal prosedürü, süreleri ve işçinin başvurabileceği hukuki yolları ayrıntılı biçimde ele aldık.
İşyerinde çalışan toplam işçi sayısına göre, 1 aylık süre içinde işten çıkarılan işçi sayısı şu oranları geçerse toplu çıkarma sayılır:
Bu sayılara ulaşılıyorsa işveren bireysel fesih (geçerli neden) prosedürünü değil, özel "Toplu Çıkarma Prosedürünü" uygulamak zorundadır. Uygulamazsa fesihler geçersiz olur ve tüm işçiler işe iade davası açma hakkı kazanır. Eşik sayısını tartışmalı kılmak amacıyla fesihlerin birkaç güne yayılması da aynı değerlendirmeye tabidir; Yargıtay bu tür uygulamaları usul ihlali saymaktadır.
İşveren, toplu işçi çıkarmadan önce şu adımları sırasıyla atmalıdır. Bu adımların birinin bile atlanması, tüm fesihlerin geçersizliğine yol açar:
İşveren, işten çıkarmaların sebeplerini, etkilenecek işçi sayısını ve zaman dilimini en az 30 gün önceden bir yazı ile İŞKUR'a, ilgili Bölge Müdürlüğü'ne ve varsa işyeri sendika temsilcilerine bildirmek zorundadır. Bildirim yapılmadan başlayan fesihler, bu nedenle tek başına geçersiz sayılabilir.
Bildirimden sonra işveren, sendika temsilcileriyle bir araya gelerek çıkarmaların önlenmesi, sayının azaltılması veya olumsuz etkilerin en aza indirilmesi konularını görüşmek zorundadır. Bu görüşmenin sonunda bir tutanak tutulur. İşyerinde sendika temsilcisi bulunmuyorsa bu yükümlülük ortadan kalkmaz; işveren yine de görüşme yapıldığını belgelemek zorundadır.
Hangi işçilerin çıkarılacağı belirlenirken eşit davranma ilkesine uyulması zorunludur. Sendikal faaliyet, hamilelik, engel gibi ayrımcı gerekçelerle seçim yapılması, fesih geçersizliği ve ek tazminat yükümlülüğü doğurur. Her işçiye ayrı bireysel fesih bildirimi yapılmalı; kıdem ve ihbar tazminatları eksiksiz ödenmelidir. İhbar tazminatı ve iş arama izni hakkında kapsamlı bilgiye ulaşabilirsiniz.
İşverenin yaptığı fesih bildirimleri, İŞKUR'a bildirim yapılmasından 30 gün sonra hüküm doğurur. Yani işçiler bu süre boyunca çalışmaya ve ücret almaya devam ederler. İşveren bu süreyi beklemeden işçiyi çıkaramaz; aksi hâlde hem usul ihlali gerçekleşir hem de işçiler için ek tazminat hakkı doğabilir.
İşveren, toplu çıkarma işlemi kesinleştikten sonra 6 ay içinde aynı nitelikteki iş için yeniden işçi almak isterse, çıkardığı işçileri (nitelikleri uygun olanları) tercihen işe çağırmak zorundadır. Bu yükümlülüğü yerine getirmeyen işveren, çıkardığı işçilere tazminat ödemek durumunda kalabilir.
Toplu işten çıkarma sürecinde işçi, duruma göre birden fazla hukuki yola başvurabilir:
Evet. Eğer işveren toplu çıkarma prosedürüne (bildirim, görüşme vb.) uymamışsa veya gösterilen ekonomik sebep (kriz, küçülme) gerçek dışıysa işçi işe iade davası açarak kazanabilir. Ayrıca feshin sendikal nedenlerle yapıldığı ispatlanırsa ek tazminat alınır.
Hayır. Mevsim ve kampanya işlerinde çalışan işçilerin işten çıkarılması, işin niteliği gereği (sezon bitimi) yapılıyorsa toplu işten çıkarmaya ilişkin hükümler uygulanmaz.
İşyerinin bütünüyle kapatılarak faaliyetine kesin ve devamlı surette son verilmesi halinde işveren, durumu en az 30 gün önceden ilgili kurumlara bildirmek ve ilan etmekle yükümlüdür. Bu durumda sendika ile görüşme yapılmasına gerek yoktur; ancak kıdem ve ihbar tazminatları eksiksiz ödenmelidir.
İŞKUR'a 30 gün önceden bildirim yapılmadan gerçekleştirilen fesihler usule aykırıdır. İş güvencesi kapsamındaki işçiler işe iade davası açabilir. Kapsam dışındaki işçiler ise kıdem, ihbar ve varsa diğer alacaklarını arabuluculuk ve dava yoluyla talep edebilir. Süre kısıtlaması nedeniyle fesih bildiriminden itibaren iki hafta içinde arabuluculuğa başvurulması önerilir.
İşveren toplu çıkarma sonrasında 6 ay içinde aynı nitelikte iş için işçi alırken sizi aramak zorundadır. Bu yükümlülüğün ihlali, tazminat hakkı doğurur. Söz konusu talebi ileri sürmek için iş ilanları ve işyeri kayıtları delil olarak kullanılabilir.
Kıdem tazminatı, her tam çalışma yılı için 30 günlük brüt ücret üzerinden hesaplanır. Toplu çıkarmada bu hesap bireysel fesihten farklı değildir; ancak taban ücrete ek olarak düzenli ödenen prim, ikramiye ve ayni yardımlar da hesaba dahil edilir. Yüksek kıdemli işçiler için bu tutar önemli miktarlara ulaşabilir; dolayısıyla hesabın avukat tarafından yapılması önerilir.
İşverenin usulsüz toplu fesih işlemlerine karşı işe iade davası ve tazminat haklarınız için uzman Ankara İşçi Avukatı kadromuzla iletişime geçin.
Yukarıda değinilmiş olan hususlar genel hatları ile kaleme alınmış olup; her somut olay birbirinden farklı özellikler taşıyabileceğinden hak kaybına uğramamanız adına bir hukuk bürosu ile iletişime geçip profesyonel destek almanızı öneririz. (KARTALHAN HUKUK BÜROSU)