Şimdi Yazın
Ankara merkezli Uzman Avukat kadromuzla, güncel mevzuat ışığında
güvenilir danışmanlık ve sonuç odaklı hukuki çözümler sunuyoruz.
İşverenin haklı nedenle feshi, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25. maddesinde düzenlenen, işverene iş sözleşmesini bildirim süresini beklemeksizin ve tazminatsız olarak (kıdem ve ihbar ödemeden) sonlandırma hakkı veren en ağır fesih türüdür. Bu hak, yalnızca kanunda sayılan çok ciddi sebeplerin varlığı halinde kullanılabilir.
Ankara İş Hukuku Avukatı olarak, işverenlerin bu hakkı kullanırken en çok hata yaptığı noktanın "6 iş günü hak düşürücü süre" ve "ispat yükü" olduğunu görüyoruz. Haksız yere madde 25'e dayanarak (örneğin Kod 29 ile) işten çıkarılan işçi, dava açarak hem tazminatlarını faiziyle alabilir hem de işe iade hakkı kazanabilir. Bu rehberde fesih gerekçelerini, usul şartlarını, süreleri ve her iki taraf açısından hukuki sonuçları ayrıntılı biçimde ele aldık.
İşçinin hastalığı veya sakatlığı, belirli şartlarda işverene fesih hakkı verir. Ancak bu gerekçeyle yapılan fesihlerde işçinin kusurlu olup olmadığı ve hastalığın belgelenip belgelenmediği belirleyici rol oynar:
İşverenin tazminatsız (kıdem ve ihbar ödemeden) işten çıkarma hakkı yalnızca bu maddedeki sebeplerle mümkündür. Her gerekçenin somut delillerle desteklenmesi zorunludur; ispat yükü işverendedir:
İşçinin işe girerken sahip olmadığı vasıfları varmış gibi göstererek veya gerçeğe aykırı bilgiler vererek işvereni yanıltması. Özgeçmişteki sahte diploma veya belge örnekleri bu kapsama girer.
İşçinin, işveren veya ailesi üyelerinden birine şeref ve namusuna dokunacak sözler söylemesi, hakaret etmesi veya asılsız ihbar ve isnatlarda bulunması. İşyerinde başka bir işçiye cinsel tacizde bulunması da bu kapsamda değerlendirilir.
İşçinin işverenin güvenini kötüye kullanması, hırsızlık yapması veya işverenin meslek sırlarını ifşa etmesi. Bu gerekçelerin tutanak ve delillerle belgelenmesi, olası bir işe iade davasını önlemek açısından kritik önem taşır.
İşçinin işverenden izin almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın; ardı ardına iki iş günü veya bir ay içinde iki defa herhangi bir tatil gününden sonraki iş günü ya da bir ayda üç iş günü işine gelmemesi. Devamsızlığın haklı bir nedene dayanmadığının tutanakla tespit edilmesi şarttır.
İşçinin yapmakla ödevli bulunduğu görevleri kendisine hatırlatıldığı halde yapmamakta ısrar etmesi. Hatırlatmanın yazılı biçimde yapılması ve işçinin tutumunun belgelenmesi büyük önem taşır.
İşçinin kendi isteği veya savsaması yüzünden işin güvenliğini tehlikeye düşürmesi veya işyerindeki mallara 30 günlük ücreti ile ödeyemeyeceği derecede zarar vermesi.
Her iki durumda da fesih ancak yasal sürelerin dolması halinde hüküm doğurur. İşveren bu süreleri beklemeden fesih yaparsa kıdem tazminatını ödemekle yükümlü kalır ve fesih geçersiz sayılabilir.
Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan hallerde (Madde 25/II), işverenin fesih hakkını kullanması süreye bağlıdır:
Fesih bildirimi yazılı yapılmalı ve gerekçe açıkça belirtilmelidir. İspat yükü işverendedir; olayı belgeleyen tutanak, kamera kaydı, tanık beyanı ve yazışmalar önceden hazır edilmelidir. 6 iş günlük sürenin kaçırılması, tazminatsız çıkarma hakkını ortadan kaldırır; bu durumda yapılan fesih haksız feshe dönüşür. Haklı fesih 6 iş günü kuralı hakkında kapsamlı bilgiye ulaşabilirsiniz.
İşverenin madde 25'e dayanarak yaptığı feshin gerçek bir haklı nedene dayanmadığı anlaşılırsa işçi aşağıdaki haklara sahip olur:
Fesih bildirimine itiraz usulü hakkında daha ayrıntılı bilgiye ulaşabilirsiniz.
Evet; ancak devamsızlığın haklı bir nedene dayanmadığının belgelenmesi şarttır. İşçiye yazılı bildirim yapılmalı, devamsızlık tutanakla tespit edilmeli ve 6 iş günlük süre kaçırılmamalıdır. İşçi sonradan mazeretini belgelerse fesih haksız sayılabilir.
Evet. Madde 25/II kapsamında tazminatsız çıkarma için ceza mahkûmiyeti aranmaz; işverenin güveni kötüye kullanıldığına dair somut delil yeterlidir. Suç duyurusunda bulunmak ise ayrı bir tercih olup hukuki süreci güçlendirir.
Süre kaçırılırsa madde 25/II'ye dayanan tazminatsız fesih hakkı düşer. Bu durumda işveren ya geçerli nedenle fesih (İşK m. 18) yaparak kıdem ve ihbar tazminatı ödeyebilir ya da başka bir haklı neden varsa ona dayanabilir. Süre hesabı konusunda mutlaka avukata danışılması önerilir.
Hastalık, kaza, gebelik ve doğum hallerinde raporlu sürenin ihbar süresini 6 hafta aşması gerekir. İhbar süresi işçinin kıdemine göre değişir (2 ila 8 hafta). Bekleme süresi dolmadan yapılan fesih, kıdem tazminatı yükümlülüğü doğurur ve haksız fesih sayılabilir.
İşçi dava açarsa ispat yükü işverene düşer. Delil yetersizliği halinde mahkeme feshi haksız sayar; işçi kıdem, ihbar tazminatı ve işe iade hakkı kazanır. Kod 29 aynı zamanda işçinin iş sicilini zedelediğinden manevi tazminat talebi de gündeme gelebilir.
İş güvencesi kapsamındaki işçiler için (30+ işçi, 6 ay kıdem) geçerli nedenle fesihlerde savunma almak zorunludur. Ancak madde 25/II'ye dayanan haklı fesihlerde savunma alma yasal bir zorunluluk değildir; bununla birlikte savunma alınması ispat açısından işvereni güçlendirir ve olası bir davada önemli avantaj sağlar.
İşçi veya işveren olarak haklı fesih sürecini yönetmek, tutanak tutmak ve dava açmak için uzman işverenler için Ankara avukatı kadromuzla iletişime geçin.
Yukarıda değinilmiş olan hususlar genel hatları ile kaleme alınmış olup; her somut olay birbirinden farklı özellikler taşıyabileceğinden hak kaybına uğramamanız adına bir hukuk bürosu ile iletişime geçip profesyonel destek almanızı öneririz. (KARTALHAN HUKUK BÜROSU)