Şimdi Yazın
Ankara merkezli Uzman Avukat kadromuzla, güncel mevzuat ışığında
güvenilir danışmanlık ve sonuç odaklı hukuki çözümler sunuyoruz.
Hakaret suçunun oluşması için mutlaka söz söylenmesi mi gerekir? Beden dili, el hareketi veya jest de hakaret suçunu oluşturabilir mi? Yargıtay 19. Ceza Dairesi bu kararıyla açık bir içtihat ortaya koymuştur:
Sanığın eliyle "nah" hareketi yaparak "nah yaparsin" demesi; Türk toplum kültürüne göre hakaret niteliği taşımakta olup, bu söz ve hareketle birlikte söylenen diğer küçültücü ifadeler hakaret suçunu oluşturur. Mahkumiyete karar verilmesi gerekirken beraat hükmü kurulması kanuna aykırıdır.
Hakaret ve ceza davaları konusunda Ankara Ceza Avukatı sayfamızı inceleyebilirsiniz.

Nah hareketi çekip "nah yaparsin" demek Türk toplum kültürüne göre hakaret niteliği taşır.
TCK m. 125 uyarınca hakaret suçu; bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat etmek ya da sövmek suretiyle işlenir. Suçun oluşması için mağdurun onur ve saygınlığının zedelenmeye elverişli bir eylemin gerçekleştirilmiş olması yeterlidir; mağdurun gerçekten rencide olup olmadığı aranmaz.
Hakaret suçu yalnızca sözlü ifadeyle değil; yazıyla, jest ve mimikle ya da bu yolların birleşimiyle de işlenebilir. Önemli olan, kullanılan ifade veya hareketin Türk toplum kültüründe hakaret niteliği taşıyıp taşımadığıdır. Yargıtay bu kararında "nah" hareketini ve buna eşlik eden söz ile cümleyi bir bütün olarak değerlendirmiş; toplamın hakaret suçunu oluşturduğunu tespit etmiştir.
Bu davada sanığın eyleminin hedefi, kendisinden kıdemli olan bir askerdir. Amire hakaret, askeri disiplin hukukunda hem cezai hem de disiplin hukuku açısından ağırlaştırılmış yaptırımları gerektiren özel bir suç türüdür. Sivil ceza hukukunda ise TCK m. 125 ve m. 131 çerçevesinde kamu görevlisine hakaret hükümleri uygulanabilir.
Yerel mahkemenin dayandığı gerekçe "suç işleme kastının bulunmadığı"dır. Yargıtay bu gerekçeyi yerinde görmemiştir. Hakaret suçunda kast; hakaret teşkil eden söz veya hareketin bilerek ve istenerek yapılması anlamına gelir. Nesnel olarak toplumda hakaret niteliği taşıdığı bilinen bir söz ya da jest bilerek yapıldığında kastın varlığı karineten kabul edilir; sanığın "hakaret etmeye niyetim yoktu" beyanı bu nesnel değerlendirmenin önüne geçemez.
Ceza hukukunda savunma ve hakaret davaları konusunda Ankara Ağır Ceza Avukatı sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Yargıtay 19. Ceza Dairesi 2019/29061 E. , 2020/6332 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ: 1'inci Ordu Komutanlığı Askeri Mahkemesi (Kapatılan)
SUÇ: 1632 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜM: Beraat
Sanığın, suç tarihi itibarıyla kendisinden kıdemli olan katılana yönelik olarak, sağ elinin işaret parmağı ile orta parmağının arasına baş parmağını sokup elini yumruk haline getirerek ve kolunu ileriye doğru uzatarak "nah yaparsın" dediği, söz ve el hareketinin Türk toplum kültürüne göre hakaret niteliği taşıdığı; aynı gün katılanın yazılı savunmasını istemesi üzerine koridorda katılanla karşılaşan sanığın katılana yönelik olarak "millete baskı ile ifade imzalatmak değil, adam ol adam" dediği, sanığın anılan sözleri ve hareketi ile amiri olan katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide etmek suretiyle amire hakaret suçunu işlediği gözetilmeden mahkûmiyeti yerine suç işleme kastı bulunmadığı gerekçesiyle beraatine karar verilmesi kanuna aykırıdır.
SONUÇ:
Askeri Savcı ile katılanın temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden hükmün BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 10.06.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Evet. Hakaret suçu yalnızca sözlü ifadeyle değil; yazı, jest, mimik ve beden diliyle ya da bu yolların birleşimiyle de işlenebilir. Önemli olan, kullanılan hareketin Türk toplum kültüründe hakaret niteliği taşıyıp taşımadığıdır. "Nah" hareketi bu kararla açıkça hakaret kapsamında değerlendirilmiştir.
Bu karara göre evet. "Nah" el hareketi ile birlikte "nah yaparsın" sözü, Türk toplum kültürüne göre hakaret niteliği taşımaktadır. Yargıtay söz ve hareketin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini tespit ederek beraat kararını bozmuştur.
Hakaret suçunda kast; hakaret teşkil eden söz veya hareketin bilerek ve isteyerek yapılmasıdır. Nesnel olarak toplumda hakaret niteliği taşıdığı bilinen bir söz ya da jest bilerek yapıldığında kast karineten mevcut sayılır. "Hakaret etmek niyetinde değildim" beyanı bu nesnel değerlendirmenin önüne geçemez.
TCK m. 125 uyarınca hakaret suçunun temel cezası 3 aydan 2 yıla kadar hapis veya adli para cezasıdır. Alenen, kamu görevlisine görevinden dolayı, dini değerlere saldırı niteliğinde ya da birden fazla kişiyle işlenmesi halinde ceza ağırlaştırılır. Amire hakaret gibi özel hallerde farklı düzenlemeler de uygulanabilir.
Bu kararın somut olayında "adam ol adam" ifadesi, "nah" hareketi ve "nah yaparsın" sözüyle birlikte bütün olarak değerlendirilmiştir. Bu ifade tek başına hakaret sayılıp sayılmayacağı somut bağlam, söyleniş biçimi ve muhatap ilişkisi çerçevesinde ayrıca değerlendirilebilir.
Kural olarak evet. TCK m. 131 uyarınca hakaret suçu şikayete bağlıdır; mağdurun şikayeti olmaksızın soruşturma yapılamaz. Ancak kamu görevlisine görevinden dolayı yapılan hakaret, alenen yapılan hakaret ve cumhurbaşkanına hakaret gibi özel hallerde şikayet şartı aranmayabilir.
Hakaret suçundan şikayette bulunmak için olayın öğrenilmesinden itibaren 6 ay içinde savcılığa başvurulması gerekir. Delil olarak mesajlar, tanık beyanları, ses veya görüntü kayıtları sunulabilir. Şikayet dilekçesinin avukat yardımıyla hazırlanması, delillerin eksiksiz sunulması açısından önemlidir.
Hakaret suçunda şikayetçi ya da sanık olarak haklarınızı korumak için profesyonel destek alabilirsiniz.
Yukarıda değinilmiş olan hususlar genel hatları ile kaleme alınmış olup; her somut olay birbirinden farklı özellikler taşıyabileceğinden hak kaybına uğramamanız adına bir hukuk bürosu ile iletişime geçip profesyonel destek almanızı öneririz. (KARTALHAN HUKUK BÜROSU)