Şimdi Yazın
Ankara merkezli Uzman Avukat kadromuzla, güncel mevzuat ışığında
güvenilir danışmanlık ve sonuç odaklı hukuki çözümler sunuyoruz.
Boşanma davalarında mal paylaşımı, tarafların en çok anlaşmazlık yaşadığı alanlardan biridir. Özellikle evlilik öncesinde krediyle satın alınan konutlar söz konusu olduğunda, "bu taşınmaz kişisel mal mıdır, yoksa mal paylaşımına dahil midir?" sorusu çok katmanlı bir hukuki değerlendirme gerektirmektedir.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi'nin 2019/1633 K. sayılı bu kararı, bu soruya net ve pratikte son derece önemli bir yanıt vermektedir: Taşınmaz evlilik öncesinde alınmış olsa bile, evlilik içinde ödenen kredi taksitleri edinilmiş mal sayılmakta ve diğer eşin değer artış payı alacağı talep etmesine zemin hazırlamaktadır.
Bu içtihat, özellikle eşlerden birinin evlenmeden önce kredi kullanarak taşınmaz aldığı ve evlilik süresince kredi ödemelerinin ortak gelirden karşılandığı çok yaygın bir senaryoyu doğrudan ilgilendirmektedir. Söz konusu kararı bilmeden yürütülen mal paylaşımı davaları ciddi hak kayıplarına yol açabilmektedir.
Türk Medeni Kanunu kapsamında yasal mal rejimi olan "edinilmiş mallara katılma rejimi" iki tür mal kategorisini birbirinden ayırmaktadır:
Bu ayrımın ne anlam ifade ettiğini gösteren somut örnek: Eşlerden biri evlenmeden önce 1.000.000 TL krediyle ev almış ve 600.000 TL peşinat ödemiş olsun. Evlilik içinde kalan 400.000 TL kredi taksitleri ortak gelirden ödendiyse, bu taksitler edinilmiş mal sayılır ve diğer eş TMK m.227 uyarınca katkı oranı üzerinden değer artış payı talep edebilir.
Karar Başlığı: Evlenmeden Önce Kredi ile Satın Alınan Konutun, Evlilik Tarihinden Sonra Ödenen Taksitleri Edinilmiş Mal Sayılır ve Mal Paylaşımına Konu Edilir.
Dava Türü: Değer Artış Payı Alacağı
Yargıtay Dairesi: 8. Hukuk Dairesi
Esas/Karar: 2017/8450 E. , 2019/1633 K.
Karar Tarihi: 19.02.2019
Dava, eşler arasında mal rejiminin kurulmasından önce satın alınıp davalı adına tescil edilen taşınmaza yönelik değer artış payı alacağı isteğine ilişkindir. Davacı, evlilik öncesi peşinat ve evlilik birliği içinde kendi geliriyle yapılan kredi ve tadilat ödemeleri için alacak talep etmiştir. Mahkeme, evlilik içi yapılan kredi ödemeleri yönünden katılma alacağına dair bir dava bulunmadığı gerekçesiyle davanın bu kısmını reddetmiş, ancak Yargıtay bu kararı bozmuştur.

Bu tür davalarda malın hukuki niteliği çok önemlidir:
Hukuki Sonuç: Davacının, kişisel mal olan taşınmaza kendi edinilmiş malıyla katkıda bulunduğu kabul edilerek, TMK 227. maddesi uyarınca Değer Artış Payı Alacağı talep etme hakkı doğar. Mahkemenin, bu alacak türünde karar vermesi zorunludur.
Yargıtay, bu kararla kredi ile mal alımına dair yerleşik ilke ve esasları uygulamıştır. Hesaplama, davacının katkı oranına göre yapılır:
Mahkeme, kredi ödemeleri yönünden değer artış payı alacağı talebinin esası hakkında bir karar vermek zorundayken, dava edilmeyen bir husus olduğu gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına dair hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
Yerel mahkeme, evlilik içi kredi ödemeleri konusunda katılma alacağına dair ayrı bir dava bulunmadığını gerekçe göstererek bu talebi reddetmiştir. Oysa Yargıtay, bu yaklaşımı hatalı bulmuştur. Değer artış payı alacağı (TMK m.227), katılma alacağından (TMK m.236) ayrı bir talep türüdür ve davacı tarafından usulüne uygun biçimde ileri sürülmüştür. Mahkemenin bu iki alacak türünü birbirine karıştırması, kararın bozulma gerekçesini oluşturmuştur.
Değer artış payı hesabında taşınmazın katkı yapıldığı andaki değeri değil, tasfiye tarihindeki güncel piyasa değeri esas alınmaktadır. Bu yaklaşım, davacı eş lehine önemli bir güvence oluşturmaktadır: Yıllar içinde değer kazanan bir taşınmazda yapılan katkı, değer artışından da pay alınmasını sağlamaktadır. Örneğin evlilik içinde 200.000 TL'lik kredi taksiti ödenen ve toplam maliyetin 500.000 TL olduğu bir taşınmaz, tasfiye sırasında 2.000.000 TL değere ulaştıysa, katkı oranı (%40) bu güncel değere uygulanır.
Bu karar, evlilik öncesi peşinat ile evlilik içi kredi taksitlerini farklı hukuki kategorilerde ele almaktadır. Evlilik öncesinde yapılan peşinat ödemesi, evlilik öncesinde elde edilen gelirden karşılanıyorsa kişisel mal olarak değerlendirilebilir. Buna karşın evlilik içinde ödenen taksitler, ortak gelirden karşılandığı ölçüde edinilmiş mal niteliği taşıyacak ve katkı hesabına dahil edilecektir. Bu nedenle her ödemenin ne zaman yapıldığı ve hangi gelirden karşılandığı kritik önem taşımaktadır.
Mal paylaşımı ve katılma alacağı davaları hakkında kapsamlı bilgi için Ankara Aile Hukuku ve Avukatlık sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Evlilik öncesi kredi ile alınan taşınmazlara ilişkin değer artış payı davası açmayı düşünenlerin dikkat etmesi gereken başlıca noktalar şunlardır:
Boşanma sürecinde mal paylaşımı ve diğer hukuki konular için Ankara Aile Avukatı sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.
Taşınmazın kendisi kişisel mal sayılır ve doğrudan paylaşıma dahil edilmez. Ancak evlilik içinde ödenen kredi taksitleri edinilmiş mal niteliği taşıdığından, diğer eş TMK m.227 kapsamında değer artış payı alacağı talep edebilir.
Evlilik içinde ödenen kredi taksitlerinin toplam maliyete (peşinat + kredi) oranı hesaplanır. Bu oran, tasfiye tarihindeki güncel rayiç değerle çarpılarak değer artış payı alacağı bulunur. Taşınmazın değer kazanması durumunda bu artıştan da pay alınır.
Kredi taksitlerinin yalnızca bir eş tarafından kendi kişisel geliriyle ödendiğinin kanıtlanması halinde bu ödemeler kişisel mal niteliği taşıyabilir. Ancak çalışma gelirinin edinilmiş mal sayıldığı göz önüne alındığında, bu ispat oldukça güçtür. Her somut olay ayrıca değerlendirilmelidir.
Değer artış payı (TMK m.227), bir eşin diğerinin kişisel malına yaptığı katkının karşılığıdır. Katılma alacağı (TMK m.236) ise evlilik içinde edinilen malların yarı yarıya bölüşülmesi esasına dayanır. Bu iki talep birbirinden farklı hesaplama yöntemlerine tabidir.
Tasfiye tarihinde hala ödenmemiş kredi borcu varsa, taşınmazın rayiç değerinden kalan borç düşülerek net değer hesaplanır. Katkı oranı bu net değer üzerinden uygulanır. Mahkeme bu hesaplamayı bilirkişi aracılığıyla yapar.
Mal rejimi tasfiyesi davası, boşanma davasıyla birlikte veya boşanma kararının kesinleşmesinden sonra ayrı olarak açılabilir. Boşanma davasında talep edilmemişse, zamanaşımı süresi dolmadan ayrı bir dava açılmalıdır.
Evet. Bu kararda da görüldüğü üzere, evlilik içinde yapılan tadilat ödemeleri de değer artış payı hesabına dahil edilebilir. Bunun için tadilat faturalarının ve ödeme belgelerinin saklanması büyük önem taşır.
Evlilik öncesi alınan malların tasfiyesi ve kredi ödemelerinin hesaplanması konularında uzman Boşanma Avukatı desteği alın.
Yukarıda değinilmiş olan hususlar genel hatları ile kaleme alınmış olup; her somut olay birbirinden farklı özellikler taşıyabileceğinden hak kaybına uğramamanız adına bir hukuk bürosu ile iletişime geçip profesyonel destek almanızı öneririz. (KARTALHAN HUKUK BÜROSU)