Şimdi Yazın
Ankara merkezli Uzman Avukat kadromuzla, güncel mevzuat ışığında
güvenilir danışmanlık ve sonuç odaklı hukuki çözümler sunuyoruz.
Devre tatil ve devre mülk sözleşmeleri, tüketicileri sıkça mağdur eden özel sözleşme türleridir. Yoğun baskı altında imzalanan bu sözleşmelerde tüketicinin "cayma hakkı" teoride mevcut olsa da uygulamada çeşitli yorumlarla fiilen ortadan kaldırılmaya çalışılmaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun bu kararı, devre tatil sözleşmelerinde cayma hakkının kullanımı açısından kritik bir ilke belirlemiştir: Cayma süresi, tüketici tatil hakkını fiilen kullanana (hizmet ifa edilene) kadar işlemeye başlamaz. Tüketici tesise hiç gitmemişse cayma süresi askıda kalır ve sözleşme imzalandıktan yıllar sonra bile cayma hakkı kullanılabilir.
Bu karar tüketiciler açısından son derece önemlidir. Devre tatil sözleşmesi imzalamış ancak tesisi hiç kullanmamış kişiler, ödedikleri bedelin iadesini talep edebilir. Tüketici hukuku ve sözleşme uyuşmazlıkları için Alacak Davası sayfamızı inceleyebilirsiniz.

Dünya turizm sektöründe "Timeshare" olarak adlandırılan devre tatil sözleşmeleri, Türkiye'de ağırlıklı olarak iki biçimde karşımıza çıkar: sıkı koşullara bağlı ve ayni hak sağlayan devre mülk sözleşmeleri ile daha kolay kurulan ancak yalnızca şahsi hak doğuran devre tatil sözleşmeleri.
Yasal tanımına göre devre tatil sözleşmesi; en az üç yıl süre için yapılan ve bu süre zarfında yıl içinde belirli ya da belirlenebilecek, bir haftadan az olmayan bir dönem için bir veya daha fazla taşınmazın kullanım hakkının devri ya da devri taahhüdünü içeren, bir nüshasının tüketiciye verilmesi zorunlu yazılı sözleşmedir.
Kapıdan satış hükümlerine tabi olan devre tatil sözleşmelerinde cayma süresi; sözleşmenin mal alımına ilişkin olması durumunda malın teslimi tarihinde, hizmet alımına ilişkin olması halinde ise sözleşmenin imzalandığı tarihte başlar. Ancak devre tatil sözleşmeleri bu genel kuraldan farklı değerlendirilmiştir.
Hukuk Genel Kurulu'nun bu kararıyla getirilen ilke şudur: Devre tatil sözleşmeleri tecrübe ve muayene koşullu satış niteliği taşıdığından cayma hakkının kullanılabilmesi için tüketicinin sözleşmede kendisine tahsis edilen oda veya bölümü fiilen görmesi ve gerçek anlamda teslimatın sağlanmış olması gerekir. Tüketici tesise hiç gitmediyse hizmet ifa edilmemiş; dolayısıyla cayma süresi henüz başlamamıştır.
Tüketici sözleşmeleri ve iade davaları için Sebepsiz Zenginleşme Davası sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2018/544 E. , 2018/1421 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ: Tüketici Mahkemesi
Taraflar arasındaki "devre tatil sözleşmesinin feshi ve ödemelerin iadesi" davasından dolayı Bakırköy Tüketici Mahkemesince verilen 12.06.2014 tarihli ve 2014/105 E., 2014/621 K. sayılı kararın onanmasını kapsayan ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'ndan çıkan 19.04.2017 tarihli ve 2017/13-637 E., 2017/757 K. sayılı kararın karar düzeltme yoluyla incelenmesi davacı tarafından verilen dilekçe ile istenilmiştir.
HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulunca dilekçe, düzeltilmesi istenen karar ve dosyadaki ilgili bütün belgeler okunduktan sonra gereği görüşüldü: Dava devre tatil sözleşmesinin feshi ve ödenen bedelin iadesi istemine ilişkindir.
Davacı, devre tatil satın alma düşüncesi olmadığı halde İstanbul... Otelde yapılan tanıtım toplantısına katıldığını, davalı ile Ilgaz... için 10.2.2009 tarihli sözleşme ile 2048 yılına kadar kullanmak üzere devre tatil üyeliği satın aldığını, toplam üyelik bedelini iki yıl içinde ödediğini, ancak basında duyduğu dolandırıcılık haberleri üzerine ayrıca aidatlara da zam yapılması nedeniyle cayma hakkını 9.1.2012 tarihli ihtarname ile davalı firmaya bildirdiğini ancak bir cevap alamadığını, tarafına cayma belgesi verilmediği gibi sözleşmede hizmetin peşin satış fiyatı ile vadeye göre uygulanan faizin miktarı ve oranının belirtilmediğini ve devre tatil hakkını kullanmadığını bildirerek sözleşmenin iptali ile 14.000 TL satış bedeli ile 450 Dolar aidat bedelinin yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Yerel mahkemece davacının davaya konu devre tatil sözleşmesini 10.02.2009 tarihinde imzaladığı, davacının taksitlerini ödediğini ve sözleşmeyi benimsediği, davacının cayma hakkını süresinde kullanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacının temyizi üzerine karar, Özel Dairece "...Kapıdan satışlar işyeri, fuar, panayır gibi satış mekanları dışında önceden mutabakat olmaksızın yapılan tecrübe ve muayene koşullu satışlar olarak tanımlanmaktadır. Cayma süresinin; malın teslimi ile sözleşmenin aynı tarihte yapılması durumunda sözleşmenin düzenlendiği tarihten, malın tüketiciye teslimi sözleşmenin imzalandığı tarihten sonra ise malın teslim tarihinden, mesafeli satışlarda malın tüketiciye ulaştığı tarihten, hizmet edimlerinde ise hizmet ediminin tüketiciye ifa edildiği anda işlemeye başlayacağının kabulü gerekir... Davacı tüketici tatil hakkını kullanmamıştır. Davacı 9.1.2012 tarihinde davalıya gönderdiği ihtarla cayma hakkını kullanarak sözleşmenin feshini ve ödemelerinin iadesini talep ettiğinden cayma hakkının süresinde kullanıldığının kabulü gerekir..." gerekçesi ile oy çokluğu ile bozulmuştur.
4077 sayılı Kanun'a tabi uyuşmazlıklar yönünden devre tatil sözleşmelerinde tüketicinin cayma süresinin başladığının kabul edilebilmesi için tüketicinin sözleşmede kendisine tahsis edilen oda veya bölümü fiilen görmesi ve bu surette gerçek anlamda teslimin sağlandığının bu iddiayı ileri süren tarafından ispatlanması gerekir. Diğer bir anlatımla tecrübe ve muayene koşullu olan bu tip satışlarda cayma hakkının hizmetin ifasından sonra başlayacağı kabul edilmelidir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı tüketicinin sözleşme konusu olan tesise hiç gitmediği, tatil hakkını kullanmadığı anlaşılmıştır. O halde, tüketici tatil hakkından faydalanmadığına göre sözleşme imzalanmış olsa dahi cayma hakkı süresinin askıda kaldığı, davacının gönderdiği 09.01.2012 tarihli ihtarname ile cayma hakkını süresinde kullandığı ve buradan hareketle sözleşmenin feshi ve ödemelerin iadesi talebinin de haklı olduğu sonucuna varılmalıdır.
SONUÇ:
Yukarıda açıklanan nedenlerle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440. maddesi gereğince yapılan karar düzeltme incelemesi sonunda davacının karar düzeltme isteminin kabulü ile Hukuk Genel Kurulunun 19.04.2017 tarihli ve 2017/13-637 E., 2017/757 K. sayılı onama kararının KALDIRILMASINA, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, 04.10.2018 tarihinde oy çokluğu ile kesin olarak karar verildi.
Evet. Devre tatil sözleşmeleri kapıdan satış hükümlerine tabi tutulduğundan tüketici cayma hakkına sahiptir. Üstelik bu karara göre tesise hiç gitmediyseniz cayma hakkı süreniz henüz başlamamış olup ihtarname göndererek cayma hakkınızı kullanabilirsiniz.
Bu kararın temel içtihadı tam olarak bu soruyu yanıtlamaktadır. Tesise hiç gitmediyseniz (hizmet ifa edilmediyse) cayma süresi işlemeye başlamamıştır; dolayısıyla cayma hakkınız düşmemiştir. Sözleşmeyi imzalamanız ve taksitleri ödemeniz tek başına cayma hakkının kullanılamayacağı anlamına gelmez.
Cayma bildirimini noter kanalıyla iadeli taahhütlü ihtarname göndererek yapmanız önerilir. Bildirimde sözleşmenin cayma hakkı kullanılarak feshedildiği açıkça belirtilmeli; sözleşme bilgileri ve ödenen bedellere ilişkin bilgiler yer almalıdır. Cayma bildiriminin karşı tarafa ulaştığı tarihten itibaren iade yükümlülüğü başlar.
Evet. Cayma hakkının süresinde kullanılması halinde sözleşme başlangıcından itibaren hükümsüz hale gelir. Satıcı, cayma bildiriminin kendisine ulaşmasından itibaren belirlenen süre içinde ödenen bedeli yasal faiziyle iade etmek zorundadır.
Bu karar, tesise hiç gitmeme durumunu ele almaktadır. Tesis hizmetinden yararlandıysanız cayma hakkı süresi o tarihten itibaren başlamış kabul edilir. Ancak cayma belgesi verilmemiş ya da sözleşmede zorunlu unsurlar eksikse sözleşmenin farklı gerekçelerle feshi ya da iptali talep edilebilir.
6502 sayılı Kanun, devre tatil sözleşmelerine ilişkin daha kapsamlı düzenlemeler getirmiştir. Bu kanun kapsamındaki sözleşmelerde de benzer koruyucu ilkeler geçerlidir; ancak uygulanacak hükümler sözleşmenin imzalandığı tarihe göre belirlenir. Hangi kanunun uygulanacağı avukat değerlendirmesi gerektirmektedir.
Hayır. Aidat artışına itiraz etmek veya ödememek, doğrudan cayma bildirimi sayılmaz. Cayma hakkını kullanmak için sözleşmenin feshedildiğini açıkça bildiren yazılı bir ihtarname gönderilmelidir. Bu ayrım hukuki süreç açısından kritik önem taşımaktadır.
Ödediğiniz bedeli geri almak ve cayma hakkınızı etkin biçimde kullanmak için profesyonel hukuki destek alabilirsiniz.
Yukarıda aktarılan içtihat bilgilendirme amacı taşımaktadır. Her somut olay farklı özellikler taşıyabileceğinden hak kaybına uğramamanız adına bir hukuk bürosu ile iletişime geçip profesyonel destek almanızı öneririz. (KARTALHAN HUKUK BÜROSU)