Şimdi Yazın
Ankara merkezli Uzman Avukat kadromuzla, güncel mevzuat ışığında
güvenilir danışmanlık ve sonuç odaklı hukuki çözümler sunuyoruz.
Tasfiye edilen ve ticaret sicilinden silinen bir şirketin yöneticileri ya da yetkilileri, İİK m. 44 kapsamında mal beyanı vermedikleri gerekçesiyle İİK m. 337/a uyarınca cezalandırılabilir mi?
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi bu kararıyla iki kritik sonucu birlikte belirlemiştir:
1. İİK m. 44'teki mal beyanı yükümlülüğü yalnızca gerçek kişi tacirlere yöneliktir; ticaret şirketlerini (sermaye şirketlerini) kapsamaz.
2. TTK m. 545/2 uyarınca kanun hükümlerine göre tasfiye olunan şirketlerde İİK m. 44 ve m. 337/a hükümleri uygulanmaz. Tasfiyesi tamamlanan şirket adına mal beyanı verilmesi fiilen de mümkün değildir.
İcra ve iflas hukuku konusunda Ankara İcra Avukatı sayfamızı inceleyebilirsiniz.

Tasfiyesi tamamlanan ticaret şirketleri mal beyanı yükümlülüğünden muaftır.
İİK m. 44 uyarınca ticareti terk eden bir tacir, 15 gün içinde bu durumu kayıtlı bulunduğu ticaret siciline bildirmek ve bütün aktif ile pasifi ile alacaklılarının isim ve adreslerini gösteren bir mal beyanında bulunmak zorundadır. Ayrıca bu durum ticaret sicili ilanlarının yayımlandığı gazetede de ilan olunur.
İİK m. 337/a, bu yükümlülüklere aykırı davranan taciri cezalandırmaktadır. Suç; mal beyanında bulunmamak, mevcudu eksik göstermek, malı haciz sırasında göstermemek veya beyan edilen mallar üzerinde sonradan tasarruf etmek şeklinde işlenebilir. Suçun oluşması için alacaklının zarar görmesi ve şikayet yoluna başvurması gerekmektedir.
Hayır. Bu kararın ve yasal düzenlemelerin birlikte değerlendirilmesinden çıkan sonuç şudur: İİK m. 44'teki mal beyanı yükümlülüğü, gerçek kişi tacirlere yönelik bir yükümlülüktür. Ticaret Sicili Yönetmeliği m. 51/4 de açıkça yalnızca gerçek kişi tacirlere bu yükümlülüğü yüklemektedir. Sermaye şirketi olan limited ve anonim şirketler bu yükümlülüğün muhatabı değildir.
15.07.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6728 sayılı Kanun'un 69. maddesiyle TTK m. 545'e eklenen 2. fıkra şu hükmü içermektedir: "Bu Kanun hükümlerine göre tasfiye olunan şirketlerde, 2004 sayılı Kanunun 44 üncü ve 337/a maddesi hükümleri uygulanmaz." Bu hüküm, ticaret şirketlerinin tasfiye sonrasında mal beyanı verme yükümlülüğü bulunmadığını açık biçimde ortaya koymaktadır.
Şirketin tasfiye sürecinde tasfiye memurları; şirketin tüm aktif ve pasifini içeren bilanço çıkarmakta, alacakları tahsil etmekte, varlıkları satmakta, borçları ödemekte ve artanı ortaklara dağıtmaktadır. Bu süreç, esasen mal beyanının içerdiği aktif-pasif tespitini çok daha kapsamlı biçimde gerçekleştirmektedir. Ayrıca TTK m. 541 uyarınca alacaklılara çağrıda bulunulmaktadır. Dolayısıyla tasfiye sürecini tamamlayan bir şirketten ayrıca mal beyanı istenmesi; aynı işlemin mükerrer yapılması anlamına gelir.
Ticaret unvanı ticaret sicilinden silinen bir şirketin tüzel kişiliği sona ermiştir. Tüzel kişiliği sona eren şirketin işlem tesis etme ehliyeti de ortadan kalkmıştır. Bu nedenle tasfiyesi tamamlanıp ticaret sicilinden silinen şirketten mal beyanı vermesi hem hukuki hem de fiili açıdan imkansızdır.
Borç ve alacak uyuşmazlıkları konusunda Ankara Borçlar Hukuku Avukatı sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2020/8067 E. , 2021/120 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ: İcra Ceza Mahkemesi
TTK'nun 545. maddesine 6728 sayılı Kanun'un 69. maddesiyle eklenen 2. fıkra; "Bu Kanun hükümlerine göre tasfiye olunan şirketlerde, 2004 sayılı Kanunun 44 üncü ve 337/a maddesi hükümleri uygulanmaz" hükmünü içermektedir. Maddeden anlaşılacağı üzere ticaret şirketlerinin tasfiye sonrasında İİK m. 44 uyarınca mal beyanında bulunma yükümlülüğü kalmadığından, mal beyanında bulunmadığından bahisle İİK m. 337/a ile cezalandırılması mümkün olmayacaktır.
İİK m. 44'teki mal beyanında bulunma yükümlülüğünün gerçek kişi tacirlere yönelik bir yükümlülük olduğu ve ticaret şirketlerini kapsamadığı anlaşılmakla, atılı suçtan sanığın beraatine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde mahkûmiyetine dair karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Ticaret unvanı ticaret sicilinden silinen bir sermaye şirketi, 6102 sayılı Kanun uyarınca tasfiye sürecini tamamladığından, artık bundan sonra aktif ve pasifini gösteren bir mal beyanının verilmesi fiilen mümkün değildir. Mal beyanında bulunmadığından bahisle mahkûmiyetine karar verilmesi Kanuna aykırı olacaktır.
SONUÇ:
Şikayetçi vekilinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden hükmün BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 12.01.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Hayır. TTK m. 545/2 uyarınca kanun hükümlerine göre tasfiye olunan şirketlerde İİK m. 44 ve 337/a hükümleri uygulanmaz. Tasfiyesi tamamlanan şirket mal beyanı vermekle yükümlü değildir.
Hayır. Bu kararın temel içtihadına göre mal beyanı yükümlülüğü yalnızca gerçek kişi tacirlere yönelik bir yükümlülüktür. Ticaret Sicili Yönetmeliği m. 51/4 de bu yükümlülüğü açıkça yalnızca gerçek kişi tacirlere yüklemektedir.
Hayır. TTK m. 545/2 bu uygulamayı açıkça yasaklamaktadır. Ticaret sicilinden silinen şirketin tüzel kişiliği sona erdiğinden mal beyanı vermesi fiilen de imkansızdır. Mahkûmiyet kararı kanuna aykırıdır.
Yerleşik Yargıtay içtihadına göre sermaye şirketleri açısından ticareti terk; şirketin ticaret unvanının ticaret sicili kayıtlarından silinmesidir. Bu silme işleminden önce şirketin tasfiye sürecini tamamlamış olması gerekir.
Evet. Tasfiye sürecinde tasfiye memurları, şirketin tüm aktif ve pasifini içeren bilanço düzenlemekte; alacaklılara çağrıda bulunmakta; varlıkları satmakta ve borçları ödemektedir. Bu süreç, mal beyanının işlevini çok daha kapsamlı biçimde yerine getirmektedir.
6728 sayılı Kanun 15.07.2016 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu tarihten itibaren TTK m. 545/2 kapsamında tasfiye olunan ticaret şirketlerine İİK m. 44 ve 337/a hükümleri uygulanmamaktadır.
TTK m. 541 uyarınca tasfiye memurları alacaklılara çağrıda bulunmak zorundadır. Alacaklı olarak bu çağrıya cevap vererek alacağınızı tasfiye sürecinde bildirmeniz gerekir. Tasfiye sona ermeden alacaklı olduğunuzu bildirmemeniz halinde tasfiye sonrası hak talebinde bulunmak güçleşebilir.
Tasfiye sürecinde alacaklı veya borçlu olarak haklarınızı korumak için profesyonel destek alabilirsiniz.
Yukarıda değinilmiş olan hususlar genel hatları ile kaleme alınmış olup; her somut olay birbirinden farklı özellikler taşıyabileceğinden hak kaybına uğramamanız adına bir hukuk bürosu ile iletişime geçip profesyonel destek almanızı öneririz. (KARTALHAN HUKUK BÜROSU)