Şimdi Yazın
Ankara merkezli Uzman Avukat kadromuzla, güncel mevzuat ışığında
güvenilir danışmanlık ve sonuç odaklı hukuki çözümler sunuyoruz.
Kredi sözleşmesine kefil olan kişi, ilerleyen dönemde pişmanlık duyarak bankaya ihtarname göndermek suretiyle kefaletten vazgeçebilir mi? Hesap bakiyesi sıfırlandığında kefalet yükümlülüğü sona erer mi? Yargıtay 19. Hukuk Dairesi bu kararıyla iki temel ilkeyi hükme bağlamıştır:
1. Kefil, geçerli bir kefalet sözleşmesinin kurulmasından sonra tek taraflı olarak kefaletinden vazgeçemez. Bu bildirimin hukuki sonuç doğurabilmesi için alacaklı tarafın açıkça kabul etmesi şarttır.
2. Cari hesap ilişkisinde borç bakiyesinin bir tarihte sıfırlanması, kefilin sorumluluktan kurtulması sonucunu doğurmaz; kredi ilişkisi devam ettiği sürece kefalet sorumluluğu da devam eder.
Kefalet sözleşmeleri ve borç ilişkileri konusunda Ankara Borçlar Hukuku Avukatı sayfamızı inceleyebilirsiniz.

Kefalet, bir kişinin (kefil) bir alacaklıya karşı, borçlunun borcunu ifa etmemesi halinde bu borcu üstlenmeyi taahhüt ettiği bir teminat sözleşmesidir (TBK m. 581). Geçerli bir kefalet sözleşmesinin kurulabilmesi için yazılı şekil zorunludur; ayrıca kefalet bedelinin ve kefilin sorumlu olacağı azami miktarın açıkça gösterilmesi gerekir.
Kefalet sözleşmesi, kefil ile alacaklı arasında kurulan iki taraflı bir akittir. Bu sözleşme geçerli biçimde kurulduğunda tarafları bağlar; tek bir tarafın iradesiyle sona erdirilemez. Kefilin alacaklıya ihtarname göndererek kefaletten vazgeçtiğini bildirmesi, alacaklı tarafından açıkça kabul edilmedikçe hukuki sonuç doğurmaz.
Eski Borçlar Kanunu m. 493-494 (süreli olmayan kefalet ve kefilin ihbar hakkı) emredici nitelikte değildir. Bu nedenle kefil, kefalet sözleşmesi kurulurken bu haklardan baştan feragat edebilir. Söz konusu feragat kefili, kefalet limiti ve kendi temerrüdünün hukuki sonuçlarıyla sınırlı olarak, sözleşme ilişkisi devam ettiği sürece yükümlülük altında tutar.
Cari hesap ilişkisinde kredi bakiyesinin bir tarihte sıfırlanması, kefalet sözleşmesini sona erdirmez. Sözleşmeden doğan kredi ilişkisi hukuken devam ettiği sürece kefalet yükümlülüğü de devam eder. Borç sıfırlandıktan sonra borçluya tekrar kredi kullandırılması yeni bir borç ilişkisi niteliğinde değildir; mevcut kefalet sözleşmesinin kapsamında kalmaya devam eder. (Yargıtay HGK 23.10.2002, 19-866/845)
Kefalet ve alacak davaları için Alacak Davası sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2017/4953 E. , 2019/5618 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
Davacı vekili; davacı banka ile dava dışı şirket arasında akdedilen genel kredi sözleşmesine davalının 72.000 TL limitle müteselsil kefil olduğunu, söz konusu kredilerin zamanında ödenmediğini, itirazın 60.774,40 TL yönünden iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; 14.12.2010 tarihli ihtarname ile dava dışı borçlu şirket ortaklığından ayrıldığını ve bundan sonraki kredilere kefil olmayacağını davacı bankaya bildirdiğini, kefaletten vazgeçme beyanından sonra kullandırılan kredilerden kaynaklı borç çıkartıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
BK'nın 493. ve 494. maddeleri emredici nitelikte bulunmadığından kefilin anılan yasa hükümleriyle kendisine tanınan haklardan başlangıçta vazgeçmesi olanaklıdır. Süresiz kefalette kefilin BK'nın 493. ve 494. maddelerindeki haklardan başlangıçta feragati, onu kefalet limiti ve kendi temerrüdünün hukuki sonuçlarıyla sınırlı olmak kaydıyla borçlu ile birlikte sözleşme ilişkisi devam ettiği süre boyunca yükümlülük altına sokar.
Kefil, geçerli bir kefalet sözleşmesinin kurulmasından sonra tek taraflı olarak kefaletini geri alamaz. Bu şekildeki bildirim akdin diğer tarafça açıkça kabul edilmedikçe hukuki sonuç doğurmaz. Nitekim davacı banka 17.01.2011 tarihli cevabi ihtarı ile davalının kefaletten vazgeçme talebini kabul etmemiştir. Kefaletten vazgeçme beyanında bulunulduğu tarihte cari hesap ilişkisinde borç bakiyesinin sıfır olması da sonuca etkili değildir. (HGK 23.10.2002 19-866/845). Borç sıfırlandıktan sonra borçluya tekrar kredi kullandırılması yeni bir borç ilişkisi niteliğinde olmadığından, sözleşmeden doğan kefalet sorumluluğunun devam edeceği kuşkusuzdur.
Bu durumda Mahkemece davalı kefilin, kefalet limiti gözetilerek takip tarihi itibarıyla sorumlu olduğu borç miktarı saptanarak karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi ve Bölge Adliye Mahkemesince değişik gerekçe ile istinaf talebinin reddi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:
Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 19/12/2019 günde oybirliğiyle karar verildi.
Tek taraflı ihtarname yeterli değildir. Kefilin kefaletten kurtulabilmesi için alacaklının (banka veya alacaklı taraf) bu vazgeçme beyanını açıkça kabul etmesi şarttır. Kabul edilmediği sürece kefalet sözleşmesi geçerliliğini korur.
Hayır. Yargıtay'ın bu kararında ve HGK içtihadında (23.10.2002) net biçimde belirlenen ilkeye göre hesap bakiyesinin sıfırlanması kefalet sorumluluğunu sona erdirmez. Kredi ilişkisi devam ettiği sürece kefalet yükümlülüğü de devam eder.
TBK m. 583 uyarınca kefalet sözleşmesi yazılı şekilde yapılmalıdır. Kefil tarafından sorumlu olduğu azami miktarın, kefalet tarihinin ve türünün (adi kefalet mi, müteselsil kefalet mi) kendi el yazısıyla belirtilmesi zorunludur. Bu şartlara uyulmayan kefalet sözleşmesi geçersizdir.
Süresiz kefalet, borçlu ile alacaklı arasındaki kredi ilişkisi sona erince ya da alacaklının açık kabulüyle kefaletten vazgeçme gerçekleşince sona erer. BK m. 493-494 haklarından önceden feragat edilmişse kefil ihbar yoluyla da ilişkiyi bitiremez.
Adi kefalette alacaklı önce asıl borçluya başvurmak zorundadır. Müteselsil kefalette ise alacaklı borçlu ile kefile aynı anda ya da doğrudan kefile başvurabilir; asıl borçluya önce gitme zorunluluğu yoktur. Banka kefalet sözleşmelerinin büyük bölümü müteselsil kefalet içermektedir.
Bu kararın tartışmalı noktalarından biri de budur. BAM, sözleşmedeki feragat hükmünü genel işlem şartı olarak değerlendirip geçersiz saymıştı. Yargıtay ise BK m. 493-494'ün emredici olmadığını ve kefilin bu haklardan baştan feragat edebileceğini benimseyerek BAM kararını bozmuştur. Somut sözleşme koşulları ve tarafların durumu her davada ayrıca değerlendirilmelidir.
Evet. TBK m. 596 uyarınca kefil, alacaklıya ödeme yaptığı andan itibaren alacaklının asıl borçluya karşı sahip olduğu haklara halef olur (halefiyet). Bu sayede kefil, ödediği miktarı asıl borçludan rücu yoluyla geri talep edebilir.
Kefalet sorumluluğunuzun kapsamını anlamak ve hak kaybı yaşamamak için profesyonel destek alabilirsiniz.
Yukarıda aktarılan içtihat bilgilendirme amacı taşımaktadır. Her somut olay farklı özellikler taşıyabileceğinden hak kaybına uğramamanız adına bir hukuk bürosu ile iletişime geçip profesyonel destek almanızı öneririz. (KARTALHAN HUKUK BÜROSU)