Şimdi Yazın
Ankara merkezli Uzman Avukat kadromuzla, güncel mevzuat ışığında
güvenilir danışmanlık ve sonuç odaklı hukuki çözümler sunuyoruz.
Boşanma davalarında kusur tespiti; nafaka, tazminat ve bazı durumlarda velayet kararlarını doğrudan etkiler. Bu nedenle mahkemenin hangi tarafı, ne sebeple kusurlu bulduğunu kararında açıkça belirtmesi zorunludur. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi bu kararla temel bir ilkeyi bir kez daha güçlü biçimde vurgulamaktadır: Taraflara gerekçe gösterilmeden kusur atfedilmesi bozma sebebidir.
Somut olayda erkeğin boşanmaya sebebiyet veren olaylarda "ağır kusurlu" olduğu kabul edilmiş; ancak bu kusuru oluşturan davranışlar ve sabit olarak kabul edilen vakıalar kararda hiç gösterilmemiştir. Bu eksiklik tek başına bozma nedeni oluşturmaktadır.
Karar; hem dava tarafları hem de avukatlar açısından kritik bir mesaj içermektedir: gerekçesiz veya soyut bir kusur tespiti, yukarı yargı denetimine dayanamamaktadır. Karşı tarafın kusur gerekçesinin somutlaştırılmadığı hallerde temyiz yolu güçlü bir araç olarak devreye girebilir.
Bu karar iki temel hukuk normuna dayanmaktadır:
Bu iki norm birlikte değerlendirildiğinde, boşanma davalarında kusur tespiti yapan hakimin şu soruları kararda yanıtlamış olması gerekmektedir: Hangi davranış hangi delille sabit kabul edilmiştir? Bu davranış neden kusur oluşturmaktadır? Kusur ağırlığı nasıl belirlenmiştir? Boşanma ve aile hukuku konularında Ankara Boşanma Avukatı sayfamızı inceleyebilirsiniz.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi — 2020/2272 E., 2020/5575 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ: Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Karşılıklı Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı kadın tarafından erkeğin kabul edilen boşanma davası, kusur belirlemesi, tazminatlar ve nafakaların miktarları yönünden; davalı-davacı erkek tarafından ise kadının kabul edilen boşanma davası, kusur belirlemesi, tazminatlar, nafakalar, velayet ve kişisel ilişki yönünden temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 10.11.2020 günü duruşmalı temyiz eden davalı-davacı vekili ve karşı taraf duruşmalı temyiz eden davacı-davalı vekili geldiler. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Anayasa'nın 141/3. maddesi "Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır" buyurucu hükmünü içermektedir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesinde de, kararın kapsayacağı hususlar ayrıntılı biçimde belirtilmiş olup, bu maddenin 1. fıkrasının e. bendine göre; mahkeme kararlarında iki tarafın iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşmadıkları hususlar, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebebin açıkça gösterilmesi zorunludur. Kararda bozma ilamına uyulduğu, davacı-davalı kadının kusurlu davranışlarının yazıldığı, davalı-davacı erkeğin boşanmaya sebebiyet veren olaylarda ağır kusurlu olduğu kabul edilmesine rağmen, denetime olanak verecek şekilde, davalı-davacı erkeğin kusurlu davranışlarına ilişkin herhangi bir tespitte bulunulmadığı gibi hangi olayların sabit olduğu belirtilmemiştir. Açıklanan nedenlerle karar gerekçesiz olup, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297/1-e maddesindeki unsurları içermemektedir. Bu haliyle gerekçesiz şekilde karar oluşturulması usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, duruşma için takdir olunan vekalet ücretinin taraflara karşılıklı verilmesine, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 10.11.2020 (Salı)
Gerekçeli karar ilkesi yalnızca biçimsel bir zorunluluk değil; adil yargılanma hakkının özüdür. Kusur tespiti gerekçesiz yapıldığında şu sonuçlar doğar: taraflar, aleyhlerine verilen kararın dayanağını öğrenemez ve itiraz edemez; Yargıtay, verilen kararı denetleyemez; nafaka ve tazminat gibi bağlı kararların da dayanağı belirsizleşir. Bu nedenle Anayasa güvencesi olan gerekçeli karar hakkı ihlal edilmiş sayılır.
Boşanma davalarında hakimin kusur tespit kararında şu unsurların bulunması gerekmektedir: hangi tarafın hangi davranışının kusur sayıldığı; bu davranışın hangi delille ispatlandığı (tanık, belge, bilirkişi raporu vb.); bu davranışın evlilik birliğini temelden sarstığı sonucuna nasıl ulaşıldığı ve kusur ağırlıklarının neden bu şekilde belirlendiği. Tüm bu unsurları içermeyen kusur tespiti denetlenemez niteliktedir.
Aleyhine kusurlu bulunan tarafın avukatının ilk incelemesi gereken husus, kararın gerekçe içerip içermediğidir. Karşı tarafın hangi olayı sabit kabul ettirdiği, bu olayın kararda hangi delille desteklendiği ve kusur ağırlığının hangi gerekçeyle belirlendiği yazılı değilse, bu eksiklik temyize taşınabilecek güçlü bir bozma argümanı oluşturur. Boşanma davalarında temyiz stratejisi için Boşanmada Tazminat sayfamızı da inceleyebilirsiniz.
Kusur belirlemesi boşanma davasının yalnızca bir unsuru değildir; nafaka, tazminat ve velayet kararlarının tamamını doğrudan etkiler. Bu nedenle kusur tespitinin doğru ve gerekçeli yapılması hayati öneme sahiptir.
Nafaka ve velayet konularında Nafaka Davası sayfamıza göz atabilirsiniz.
Hayır. Anayasa m. 141/3 ve HMK m. 297/1-e uyarınca mahkeme, hangi tarafın hangi davranışı nedeniyle kusurlu sayıldığını, delillerin nasıl değerlendirildiğini ve sonuca nasıl ulaşıldığını kararında açıkça göstermek zorundadır. Gerekçesiz kusur tespiti Yargıtay tarafından bozma sebebi sayılmaktadır.
Kararın gerekçe içerip içermediğini incelemelisiniz. Erkeğin ya da kadının kusurlu sayıldığı ancak bu kusurun dayanağının kararda gösterilmediği hallerde, bu eksiklik temyiz dilekçesinde bozma argümanı olarak öne çıkarılabilir. Bu Yargıtay kararı doğrudan dayanak olarak kullanılabilecek güçlü bir içtihattır.
Yoksulluk nafakasına hak kazanabilmek için nafaka talep eden tarafın diğer eşe göre daha az kusurlu olması ya da hiç kusuru bulunmaması gerekmektedir. Daha ağır kusurlu tarafın nafaka talebi reddedilir. Bu nedenle kusur oranları nafaka davalarında belirleyici bir rol oynamaktadır.
Her iki tarafın da boşanmaya yol açan olaylardaki kusur oranı ayrı ayrı belirlenir. Taraflar aynı ağırlıkta kusurlu olabilir ya da biri diğerine göre daha ağır kusurlu sayılabilir. Kusur tespitinde her iki tarafın davranışları ve delilleri birlikte değerlendirilir.
Evet. Anayasa m. 141/3 tüm mahkeme kararlarının gerekçeli olmasını emredici biçimde zorunlu kılmaktadır. Bu güvence adil yargılanma hakkının (AİHM m. 6) ayrılmaz bir parçasıdır; ihlali hem temyiz yolunu açar hem de bireysel başvuru konusu olabilir.
Evet. Boşanma kararının boşanmanın kendisine ilişkin kısmı kesinleşmiş olsa bile; kusur belirlemesi, nafaka, tazminat ve velayet gibi fer'i kararlar temyize taşınabilir. Bu kararların temyiz kapsamını belirlemek, hak kaybını önlemek açısından kritik öneme sahiptir.
Zina, şiddet, hakaret, sosyal ilişkileri kısıtlama, eve kapama, nafaka ödememek, çocukla ilgilenmemek, aile sırlarını ifşa etmek ve benzeri davranışlar Yargıtay içtihatlarında boşanmada kusur oluşturan davranışlar arasında yer almaktadır. Ancak her olayın somut delillerle ispat edilmesi gerekmektedir.
Boşanma davanızda kusur tespiti ve temyiz süreçleri için uzman görüşü alın.
Yukarıda aktarılan içtihat metni, Yargıtay kararının orijinal metninden alınmış olup bilgilendirme amacı taşımaktadır. Her somut olay farklı özellikler taşıyabileceğinden hak kaybına uğramamanız adına bir hukuk bürosu ile iletişime geçip profesyonel destek almanızı öneririz. (KARTALHAN HUKUK BÜROSU)