Şimdi Yazın
Özel güvenlik, temizlik, taşeron inşaat gibi hizmet alanlarında alt işveren (taşeron) ile asıl işveren arasında sık sık şu anlaşmazlık çıkmaktadır: İşçi alacaklarını kim ödemekle yükümlüdür? Asıl işveren tüm sorumluluğu alt işverene yüklemeye çalışırken, alt işveren de sorumluluğun karşı tarafta olduğunu savunmaktadır.
Yargıtay bu kararında net bir ilke belirlemiştir: İşçilik alacaklarından asıl işveren ile alt işveren eşit derecede (yarı yarıya) sorumludur. Asıl işverenin ödediği işçi alacağını alt işverene rücu ederken talep edebileceği miktar da bu sorumluluk payıyla sınırlıdır.
Alt işveren ve asıl işveren ilişkisi konusunda İşverenin Hukuki Sorumluluğu sayfamızı inceleyebilirsiniz.
.png)
İş Kanunu m. 2/6 uyarınca; bir işverenden iş alarak, aldığı işi o işyerinde asıl işverenin işçileriyle birlikte ya da ayrı bir alanda kendi işçileriyle yürüten işverene alt işveren (taşeron) denir. Güvenlik, temizlik, yemek, taşımacılık ve yapım işleri bu ilişkinin en sık kurulduğu alanlardır.
İş Kanunu m. 2/6 uyarınca asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı alt işverenle birlikte müteselsilen sorumludur. Bu, işçinin kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai, yıllık izin ücreti gibi tüm işçilik alacakları için hem alt işverene hem de asıl işverene dava açabileceği anlamına gelir.
İşçiye karşı dışa yönelik ilişkide her ikisi de tam sorumludur (müteselsil). Ancak asıl işveren ile alt işveren arasındaki iç ilişkide (rücu) Yargıtay bu kararında sorumlulukların eşit (yarı yarıya) paylaşılmasını benimsemiştir. Asıl işveren, işçiye ödediği tutarın yalnızca kendi payını aşan kısmı için alt işverene rücu edebilir.
Asıl işveren, işçiye yaptığı ödemenin tamamını alt işverenden geri alamaz. Ancak kendi payını (toplam tutarın yarısını) aşan kısım için rücu hakkını kullanabilir. Buna karşılık, asıl işveren kendi payını aşmayan miktarı ödediyse alt işverenden herhangi bir talepte bulunamaz.
Maddi tazminat ve rücu davaları için Maddi Tazminat sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2019/2055 E. , 2020/3089 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ: Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki alacak davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili; davalıdan özel koruma ve güvenlik hizmeti aldıklarını, dava dışı işçinin iş akdinin davalı tarafından sona erdirildiğini, dava dışı işçinin müvekkili aleyhine açtığı işçilik alacağı ile ilgili davanın işçi lehine sonuçlandığını ve bu kapsamda müvekkili tarafından dava dışı işçiye icra takibi sonucunda ödeme yapıldığını, yapılan bu ödemelerden sözleşme hükümlerine göre davalının sorumlu olduğunu, müvekkili tarafından ödenen bedelin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, işçi alacaklarından davacının sorumlu olduğunu, sorumlu olunduğu kabul edilse dahi eşit oranda bir sorumluluk olması gerektiğini savunarak, açılan davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalının işçi alacaklarının tamamından sorumlu olduğu, davacı tarafından icra dairesine fazladan ödenen kısım düşüldükten sonra açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi sonucu Yargıtay 13. Hukuk Dairesi tarafından yapılan temyiz incelemesi sonucu tarafların işçi alacaklarından yarı yarıya sorumlu oldukları gerekçesiyle mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak tarafların sorumluluğun eşit olduğu gerekçesiyle açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı doğrultusunda inceleme yapılıp hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, bozmanın kapsamı dışında kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazları incelenemeyeceğine göre davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
SONUÇ:
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 19.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
İş Kanunu m. 2/6 uyarınca taşeron (alt işveren) işçisi, hem alt işverenine hem de asıl işverene karşı birlikte dava açabilir. Her ikisi de müteselsilen (zincirleme olarak) tüm işçilik alacaklarından sorumludur.
Hayır. Bu kararın temel içtihadı burasıdır: Taraflar işçi alacaklarından eşit (yarı yarıya) sorumludur. Asıl işveren, kendi payını aşan kısım için alt işverene rücu edebilir; tamamını değil, yalnızca yarısını talep edebilir.
İşçiye karşı dışarıdan bakıldığında geçerli değildir; İş Kanunu'nun müteselsil sorumluluk düzenlemesi taraflarca bertaraf edilemez. Ancak asıl işveren ile alt işveren arasındaki iç ilişkide (rücu) böyle bir sözleşme hükmünün ağırlık taşıyıp taşıyamayacağı somut uyuşmazlığa ve sözleşmenin kapsamına göre değerlendirilmesi gereken ayrı bir meseledir.
Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai ücreti, yıllık izin ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri, ücret alacakları dahil tüm işçilik alacakları bu sorumluluk kapsamındadır.
Bu davada asliye hukuk mahkemesi yetkili kılınmıştır. Rücu davasının niteliğine göre (sözleşmeden mi, haksız fiilden mi kaynaklandığı) yetkili mahkeme değişebilir; somut uyuşmazlığa göre avukat değerlendirmesi önerilir.
İş Kanunu m. 2/6 uyarınca asıl işveren, alt işverenin kendi işyerinde yaptırdığı işlerle sınırlı olarak sorumludur. Alt işverenin kendi işyerinde bağımsız olarak yürüttüğü işlerden doğan sorumluluklar bu kapsamın dışındadır.
Alt işveren ilişkisinin muvazaalı (sahte) olduğu saptanırsa alt işverenin işçileri baştan itibaren asıl işverenin işçisi sayılır. Bu durumda asıl işveren tüm işçilik alacaklarından doğrudan ve tam olarak sorumlu hale gelir; kısmi sorumluluk hükümleri uygulanmaz.
İşçilik alacakları ve rücu davaları konusunda hak kaybı yaşamamak için profesyonel destek alabilirsiniz.
Yukarıda aktarılan içtihat bilgilendirme amacı taşımaktadır. Her somut olay farklı özellikler taşıyabileceğinden hak kaybına uğramamanız adına bir hukuk bürosu ile iletişime geçip profesyonel destek almanızı öneririz. (KARTALHAN HUKUK BÜROSU)