Şimdi Yazın
Ankara merkezli Uzman Avukat kadromuzla, güncel mevzuat ışığında
güvenilir danışmanlık ve sonuç odaklı hukuki çözümler sunuyoruz.
Türkiye'de inşaat, yol yapımı, temizlik, güvenlik ve benzeri birçok sektörde asıl işveren-alt işveren (taşeron) ilişkisi yaygın biçimde kullanılmaktadır. Bu ilişki zaman zaman işçilerin haklarını tehlikeye atmaya yönelik muvazaalı (hileli) düzenlemelere zemin hazırlamaktadır. İşçi, kısa süreli gösterilen alt işveren sözleşmeleriyle sürekli değiştirilen şirketler bünyesinde çalıştırılmakta; böylece kıdem tazminatı hesabında esas alınan toplam çalışma süresi parçalara bölünmektedir.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi'nin 2020/8521 K. sayılı bu kararı, bu hileli düzeneğe karşı işçiyi koruyan temel içtihatlardan biridir. Kararın özeti şudur: İşverenler arasında muvazaalı bir ilişki var olsa bile, alt işveren bu muvazaadan yararlanamaz ve kıdem tazminatının tamamından müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulur.
15 yıl 23 gün aynı işyerinde kesintisiz çalışan ve emeklilik nedeniyle iş sözleşmesini sona erdiren işçi, bu süre zarfında birden fazla alt işveren bünyesinde gösterilmiş olmasına karşın tüm kıdem tazminatını talep edebilmiş; Yargıtay da bu talebi yerinde bulmuştur.
4857 sayılı İş Kanunu'nun 2. maddesi, asıl işveren ile alt işveren arasındaki ilişkiyi ve bu ilişkinin hukuki sonuçlarını düzenlemektedir. Buna göre:
Bu Yargıtay kararı ise daha da ileri bir içtihat getirmektedir: Muvazaalı ilişkinin tarafı olan alt işveren, kendi muvazaasından yararlanamaz. Yani alt işveren "ben sadece kısa süre için işverendim" savunmasını yapamaz; kıdem tazminatının tamamından sorumlu tutulur.

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2016/15044 E. , 2020/8521 K.
MAHKEMESİ: İş Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: ALACAK
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, davacının 20.05.1997 tarihinde davalı 11. Bölge Müdürlüğü'ne bağlı 115. Şube Şefliğinde yol bakım işçisi olarak işe alındığını, emekli olmak için ayrıldığı 13.06.2012 tarihine kadar tam gün ve sürekli olarak bu işyerinde yol bakım işçisi olarak çalıştığını, sigorta iş ve işlemlerinin birbirinin devamı ya da aralarında organik bağ olan ihaleci firmalarca yapıldığını, belirtilen işyerinde aralıksız 15 yıl 23 gün çalıştığı halde sigorta giriş-çıkışı yapılıp yüklenici şirketlerde çalışmış gösterildiğini, davalı işverenlerin "istediğin yere ya da mercie git, haklarını vermeyiz" dediklerini, asıl ve alt işveren davalıların davacının hak ve alacaklarından müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını belirterek kıdem tazminatı ile birlikte bir kısım işçilik alacağının davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davalı İnş. Petrol Ürün. Paz. San. ve Tic. Ltd. Şti. Vekili, davacının müvekkil şirkette kısa süreli çalıştığını, tüm hak ve alacaklarının ödendiğini, kendi isteği ile işten ayrıldığını, diğer şirketlerle organik bağın bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanılarak, yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Somut uyuşmazlıkta, Mahkemece kıdem tazminatı alacağından davalı İnş. Petrol Ürün. Pa. San. ve Tic. Ltd. Şti. sınırlı miktardan sorumlu tutulmuştur. Dosyadaki evraklara göre, davalı şirketin davacının çalışmış olduğu son alt işveren olduğu sabittir. Mahkemece davalı ile davadışı şirketler arasında muvazaa olduğu belirtilerek davalı şirketin sınırlı sorumlu tutulması hatalıdır. İşverenler arasında muvazaa olsa da, bu hususun işçiye karşı ileri sürülemeyeceği dikkate alındığında işveren gibi hareket eden alt işverenin muvazaalı işlemin tarafı olup kendi muvazaasından faydalanamayacağından kıdem tazminatının tamamından müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olup bozma sebebidir.
3- Davacının dosya içeriğine göre, aynı çalışma dönemine ilişkin benzer alacak kalemleriyle ilgili başka bir İş Mahkemesi dosyası üzerinden davalı Karayollarına karşı dava açtığı, Mahkemece bir kısım işçilik alacaklarının hüküm altına alındığı ve Dairemizin 27.06.2019 tarih ilamıyla onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır. Bu bakımdan Mahkemece söz konusu bu dava dosyası incelenerek benzer alacak talepleri bakımından değerlendirme yapılarak karar verilmesi gereklidir.
SONUÇ: Temyiz olunan hükmün yukarıda açıklanan sebepten BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacı ile davalı İnş. Pet. Ür. Paz. San. ve Tic. Ltd. Şti'ye iadesine, 02/07/2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Bu kararın en kritik hukuki ilkesi şudur: Medeni hukukun temel ilkeleri uyarınca kimse kendi hileli davranışından hak elde edemez. Alt işveren, asıl işverenle kurduğu muvazaalı ilişkinin tarafıdır; dolayısıyla bu muvazaayı işçiye karşı bir savunma aracı olarak kullanması hukuka aykırıdır.
İş Kanunu m.2/6 uyarınca asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı müşterek ve müteselsil sorumludur. Bu sorumluluk; kıdem ve ihbar tazminatı, ücret alacakları, fazla mesai, yıllık izin ve diğer işçilik haklarını kapsar. Müşterek ve müteselsil sorumluluk, işçinin tazminatını hem asıl işverenden hem alt işverenden, dilediği oranda talep edebilmesini sağlar.
Yargıtay, kararın 3. bendinde önemli bir usul kuralını da hatırlatmıştır: Aynı çalışma dönemine ilişkin benzer alacaklar için başka bir mahkemede dava açılmışsa, her iki dava dosyası birlikte değerlendirilmeden karar verilemez. Aksi takdirde mükerrer tazminata hükmedilmesi ve çelişkili kararların oluşması riski doğar. Bu husus, iş davalarında birden fazla davalıya karşı dava açılması halinde özellikle gözetilmesi gereken kritik bir usul kuralıdır.
Asıl işveren-alt işveren ilişkisi ve işçilik alacakları hakkında kapsamlı bilgi için Ankara İş Hukuku Avukatı Hizmetleri sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Taşeron veya alt işveren bünyesinde çalışan işçilerin, muvazaalı uygulamalar karşısında haklarını koruyabilmesi için dikkat etmesi gereken başlıca noktalar şunlardır:
Kıdem tazminatı hesaplama ve hakları hakkında İşçilik Alacakları ve Kıdem Tazminatı sayfamıza göz atabilirsiniz.
Muvazaalı asıl işveren-alt işveren ilişkisine maruz kalan işçilerin başvurabileceği hukuki yollar şu şekilde özetlenebilir:
Ankara'da işçi hakları ve iş hukuku davaları için Ankara İşçi Avukatı Seçimi sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.
Bu Yargıtay kararına göre hayır. İşverenler arasında muvazaalı bir ilişki var olsa bile, bu muvazaanın tarafı olan alt işveren kendi muvazaasından yararlanamaz ve kıdem tazminatının tamamından müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulur.
İşçi, kıdem tazminatı ve diğer işçilik alacaklarını hem asıl işverenden hem alt işverenden, dilediği oranda talep edebilir. Her iki işveren de borcun tamamından sorumludur; biri ödeme yapmazsa diğerine başvurulabilir. Bu güvence, İş Kanunu m.2/6 ile sağlanmaktadır.
Aynı fiziksel işyerinde, aynı işi yaparak, asıl işverenin yönetim ve denetimine bağlı çalışılmasına rağmen sigorta ve özlük işlemlerinin sürekli değiştirilen alt işveren şirketler üzerinden yapılması başlı başına muvazaa göstergesidir. Tanık ifadeleri, işyeri kayıtları ve SGK dökümü bu tespitte belirleyici delillerdir.
Evet. İş Kanunu m.14 uyarınca, yaşlılık, malullük veya emekli aylığına ya da toptan ödemeye hak kazanarak işten ayrılan işçi kıdem tazminatına hak kazanır. Bu davada da davacı emeklilik nedeniyle iş sözleşmesini sona erdirmiş ve kıdem tazminatı talep etme hakkını kazanmıştır.
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ile yapılan değişiklik uyarınca işçilik alacaklarında 5 yıllık zamanaşımı süresi uygulanmaktadır. Bu süre, alacağın muaccel olduğu tarihten, yani iş sözleşmesinin sona erdiği tarihten itibaren işlemeye başlar.
Evet. 01.01.2018 tarihinden itibaren işçilik alacaklarına ilişkin davalarda arabuluculuk dava şartı haline gelmiştir. Arabuluculuğa başvurmadan açılan dava usulden reddedilir. Arabuluculuk görüşmeleri anlaşmazlıkla sonuçlanırsa iş mahkemesinde dava açılabilir.
Muvazaalı ilişki tespit edildiği takdirde evet. Yargıtay, bu içtihadında 15 yıl 23 gün boyunca aynı işyerinde çalışan ve bu süre zarfında farklı alt işveren şirketleri üzerinden sigortalı gösterilen işçinin tüm bu sürelerin kıdem hesabına dahil edilmesi gerektiğini hükme bağlamıştır.
Alt işveren uygulamaları, muvazaa ve işçilik alacakları konularında uzman iş hukuku avukatı desteği alın.
Yukarıda yer alan Yargıtay kararı bilgilendirme amaçlı paylaşılmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Her somut olay farklı koşullar içerebileceğinden hak kaybına uğramamanız adına bir hukuk bürosu ile iletişime geçip profesyonel destek almanızı öneririz. (KARTALHAN HUKUK BÜROSU)