WhatsApp ile İletişime Geç

Şimdi Yazın

  • Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • https://www.facebook.com/Kartalhanhukuk
  • https://api.whatsapp.com/send?phone=905321366754
  • https://www.twitter.com/KartalhanMeltem
  • https://www.instagram.com/kartalhanhukuk1/
Kartalhan Hukuk Bürosu

Ankara merkezli Uzman Avukat kadromuzla, güncel mevzuat ışığında
güvenilir danışmanlık ve sonuç odaklı hukuki çözümler sunuyoruz.

📍 İletişim İçin Tıklayın 💬 WhatsApp ile Görüş

Asıl Borç Feri Borç İlişkisi

Asıl Borç Sona Ererse Borcun Ferileri de Sona Erer — Mahkemece Bu Durumun Re'sen Göz Önünde Tutulması Gerekir

Bu Kararın Önemi

Türk Borçlar Hukuku'nda asıl borç ile feri borçlar arasındaki ilişki, uygulamada sık karşılaşılan ve önemli mali sonuçlar doğuran bir meseledir. Bu Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı; alacaklının, asıl borcunu tahsil ederken işlemiş faiz hakkını saklı tutmaması (ihtirazi kayıt ileri sürmemesi) halinde faiz alacağının asıl borçla birlikte sona ereceğini hükme bağlamaktadır.

Kararın pratik önemi son derece büyüktür: Örneğin SGK tarafından haksız biçimde iptal edilen emekli aylığının yargı kararıyla iade edilmesi sürecinde, birikmiş aylıkları ihtirazi kayıt koymadan alan sigortalı, geç ödemeye bağlı faiz talebini kaybedebilir. Aynı kural; ticari alacaklar, kira bedelleri ve sözleşmeden doğan her türlü para borcu için de geçerlidir.

Karar aynı zamanda dikkat çekici bir karşı oyuyla da şekillenmektedir: Azınlık görüşüne göre davalı bir kamu kurumu olduğunda ve kurum işlemi mahkeme kararıyla iptal edildiğinde, sigortalıdan faiz hakkını saklı tutmasını beklemek sosyal devlet ilkesiyle bağdaşmaz; bu gibi durumlarda "hal icabı" faizin talep edilebileceği kabul edilmelidir.

Asıl Borç — Feri Borç İlişkisi: Temel Kavramlar

Kararı doğru değerlendirebilmek için temel kavramların bilinmesi gerekmektedir:

  • Asıl borç (asıl alacak hakkı): Borcun ana edimini oluşturan para veya iş görme yükümlülüğüdür. Faiz, cezai şart, kefalet ve rehin gibi haklar ise asıl borca bağlı feri haklardır.
  • Asıl borcun sona ermesinin ferilere etkisi: TBK m. 131 uyarınca kural şudur: Asıl borç sona erince, buna bağlı feri borçlar da kendiliğinden sona erer; ek bir işleme gerek yoktur.
  • İhtirazi kayıt: Alacaklının, ödemeyi kabul ederken faiz gibi feri haklarını saklı tuttuğunu borçluya bildirmesidir. Bu bildirim; ifadan önce, ifa sırasında ya da en geç ifanın hemen ardından yapılmalıdır. Gecikmeli yapılan ihtirazi kayıt hüküm doğurmaz.
  • Hal icabı saklı tutma: Alacaklı açıkça ihtirazi kayıt ileri sürmese bile, yaptığı eylem ve işlemlerden faiz hakkını saklı tutmak istediği çıkarılabiliyorsa, bu hak korunmuş sayılır. Ancak sırf hareketsizlik, ihtirazi kayıt sayılmaz.

Borçlar hukuku ve alacak davaları konusunda Ankara Borçlar Hukuku Avukatı sayfamızı inceleyebilirsiniz.

asıl borç feri borç ilişkisi ankara avukat

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu — 2016/400 E., 2020/119 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: İş Mahkemesi

1. Taraflar arasındaki "alacak ve manevi tazminat" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Diyarbakır 2. İş Mahkemesince verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karar davacı vekili ve davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 21. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.

2. Direnme kararı davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

I. YARGILAMA SÜRECİ

Davacı İstemi:

4. Davacı vekili 04.11.2011 harç tarihli dava dilekçesinde; müvekkilinin Bağ-Kur kapsamında emekli iken Kurumun 15.02.2005 tarihli işlemi ile yaşlılık aylığının iptal edilerek ödenen aylıkların ve sağlık yardımlarının borç kaydedildiğini, Diyarbakır 1. İş Mahkemesinin 2005/231 E. sayılı dosyası ile Kurum işleminin iptaline karar verildiğini ve bu kararın Yargıtay 21. Hukuk Dairesi tarafından onanarak kesinleştiğini, kararın kesinleşmesi üzerine Kuruma başvurularak hak kazanıldığı halde ödenmeyen aylıkların iadesinin istendiğini, Kurum tarafından 32.245,13TL ödeme yapıldığını, ancak miktarın eksik hesaplandığını, bu nedenle fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00TL aylık miktarı, ayrıca Kurum tarafından 2005 yılından itibaren iptal edilen aylıkların ödemesi yapılırken yasal faiziyle ödenmesi gerekli iken faizsiz şekilde ödeme yapıldığını, geçmişte ödenmeyen her bir aylık yönünden faizsiz ödeme yapıldığı için şimdilik 10.300,00TL faiz alacağı, 79 ay boyunca aylık alamayan müvekkilinin manevi olarak da zarar gördüğünü ileri sürerek 15.000,00TL manevi tazminat talep etmiş ve 29.04.2013 tarihli ıslah dilekçesi ile eksik ödenen aylıklar yönünden talebini 6.839,69TL, faiz alacağı yönünden talebini 10.353,13TL olarak ıslah etmiştir.

Davalı Cevabı:

5. Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili 21.12.2011 tarihli cevap dilekçesinde; davacının Diyarbakır 1. İş Mahkemesinin 2005/231 E., 2010/890 K. sayılı dosyasında Kurum işleminin iptalini talep ettiği ve ilgili kararın kesinleşmesi neticesinde, davacıya 32.245,13TL ödeme yapıldığını, davacının ödemeyi ihtirazı kayıt ileri sürmeden kabul ettiği ve ödenen miktarda yanlışlık bulunmadığını, borcun sona ermesi ile ferilerinin de sona ereceğini ve faizin de ferî bir borç sayılması gerektiğini, ayrıca talep edilen manevi tazminat açısından ise şartların oluşmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin Kararı:

6. Diyarbakır 2. İş Mahkemesinin 16.09.2013 tarihli ve 2011/1191 E., 2013/600 K. sayılı kararı ile; davacı tarafından açılan dava neticesinde davacıya bağlanan yaşlılık aylığının iptal edilmesine ve ödenen aylıklar ile sağlık harcamalarının iadesine dair 15.02.2005 tarihli Kurum işleminin iptal edildiği ve ilgili kararın kesinleşmesi üzerine Kurum tarafından davacıya ödeme yapıldığı, yapılan ödemenin birikmiş aylıklar tutarından ibaret olduğu, işlemiş faiz ve masrafların ödenmediği, davacının maaş hesabına birikmiş aylıkların aktarılmasının ardından ihtirazi kayıt konulmadan paranın alınmasının faiz ve masrafları talep etme hakkını düşürmeyeceği, davacıya birikmiş aylıkları için yapılan ödemenin 6.839,69TL eksik olduğu, ödenmeyen aylıkları için ödenmesi gereken faiz miktarının ise 10.353,13TL olduğu, manevi tazminat talebi yönünden ise şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle "Davanın kısmen kabulü ile, 6.839,69 TL tutarında eksik ödenen aylıkların dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine, 10.353,13TL işlemiş faiz alacağının davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine, davacının manevi tazminat talebinin reddine" karar verilmiştir.

Özel Dairenin Bozma Kararı:

7. Diyarbakır 2. İş Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

8. Yargıtay 21. Hukuk Dairesince 22.01.2015 tarihli, 2014/427 E., 2015/968 K. sayılı kararı ile; "1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davacının temyiz itirazlarının reddine,

2- Davalı Kurumun temyizi yönünden yapılan incelemede;

Davacı, yaşlılık aylığını iptal eden Kurum işleminin iptali sonucu kendisine ödenen eksik ödenen aylıkların ve her bir aylığın yasal faizinin tahsilini ve manevi tazminat talep etmiştir.

Mahkemece; alınan bilirkişi raporu doğrultusunda dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte 6.839,69TL yaşlılık aylığı ile 10.353,13TL faiz alacağının davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davalı Kurum tarafından davacının emekli aylığının 15.02.2005 tarihinde iptal edildiği, Diyarbakır 2. İş Mahkemesinin 18.07.2011 tarihinde kesinleşen kararı ile bu işlemin iptal edildiği, bunun üzerine davacıya emekli aylığının iptal edildiği tarih olan 27.02.2005 ile 27.09.2011 tarihleri arasındaki aylıklara ilişkin toplam 32.245,13TL'nin geri ödendiği anlaşılmaktadır.

Borçlar Kanunu'nun 113/2. maddesi hükmüne göre; evvelce işleyen faizleri talep hakkının saklı tutulduğu (ihtirazi kayıt) ve saklı tutulduğunun hal ve koşullardan çıkartılması kaydıyla, ödenmemiş faizlerin istenebilme hakkı ortadan kalkmamakta, asıl borç ifa veya sair bir surette son bulmuş olsa bile borcun ferisi olan faiz varlığını sürdürmekte ve alacaklı bunları talep edebilme hakkını yitirmemektedir.

İhtirazi kayıt, alacaklının borçluya yönelttiği bir irade bildirimi ile yapılır. Bu bildirim ifadan önce ifa sırasında ya da en geç ifanın ardından derhal yapılmalıdır. İhtirazi kayıt ileri sürülmezse, ilişkin olduğu hakkın düşmüş sayılması, o haktan zımni olarak vazgeçilmiş olması esasına dayanır. İşlemiş faizlerin talep hakkının saklı tutulmasına ilişkin beyanla ilgili olarak, yasada bir şekil öngörülmemiştir.

Asıl borç son bulduğu halde alacaklı bu hakkını saklı tuttuğunu veya durum koşullardan bunun anlaşılması gerektiğini kanıtladığı takdirde işlemiş faizlerle ilgili hakkı son bulmayacaktır.

Somut olayda ise; mahkemece faiz talebinin bulunup bulunmadığına yönelik olarak araştırma yapılmadığı gibi davacıya yapılan ödemenin zaman ve miktarı konusunda da bir araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır.

Mahkemece yapılacak iş; davalı kurumdan davacıya yapılan ödemenin tarih ve miktarını içerir tüm belgeleri getirtmek, davacıdan davalı kurumdan ödenmeyen aylıkların faizi ile birlikte iadesine ilişkin bir talepte bulunup bulunmadığını sormak, varsa delillerini bildirmesini istemek ve bildirilen delilleri toplamak, bunun yanı sıra; davacıya yapılan ödemenin Banka aracılığıyla yapıldığının anlaşılması halinde ödemenin yapıldığı Banka şubesinden, ödemeye ilişkin tüm belgelerin gönderilmesini isteyerek, davacının ihtirazi kayıt ileri sürüp sürmediğini, faize dair hakkını saklı tutup tutmadığını araştırıp toplanan delilleri Borçlar Kanunu'nu 113. maddesi kapsamında değerlendirerek varılacak sonuca göre hüküm kurmaktan ibarettir.

Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O halde davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır." gerekçesiyle karar bozulmuştur.

Direnme Kararı:

9. Diyarbakır 2. İş Mahkemesinin 04.06.2015 tarihli ve 2015/247 E., 2015/384 K. sayılı kararı ile; önceki gerekçeler tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.

Direnme Kararının Temyizi:

10. Direnme kararı süresi içinde davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

II. UYUŞMAZLIK

11. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olay bakımından Kurum işleminin iptali neticesinde davacıya ödemesi yapılan aylıklar yönünden faiz talep edilebilmesi için faiz hakkını saklı tutmasının davacıdan beklenip beklenmeyeceği ve bu kapsamda mahkemece araştırma yapılmasının gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.

III. GEREKÇE

12. Bir borç ilişkisi, asıl hakla birlikte bazı ferî hakları da içerir. Borç ilişkisinin içerdiği asıl hak, alacak hakkı; ferî haklar ise, cezai şart, faiz, kefalet, rehin, hapis hakkı gibi haklardır.

13. Ferî haklar, borç ilişkisinin içerdiği alacak hakkının bir kısmı, bir parçası değildir. Asıl borca bağlı, asıl borç mevcut ve geçerli olduğu sürence geçerli olup, asıl alacak ile birlikte doğar; varlığını sürdürür, onunla birlikte sona ererler.

14. Borcu sona erdiren en önemli neden, tarafların kendilerine yüklenen edimleri ifa etmeleridir. Genel olarak ifa, borçlanılmış edimin yerine getirilmesi suretiyle alacaklının tatmin edilerek borcun sona erdirilmesidir. Kural, asıl borç sona erdiğinde, bu borca bağlı ferî borçların da sona ereceğidir. Bu sonuç, ek bir işleme gerek olmaksızın kendiliğinden gerçekleşir.

15. Ne var ki, asıl borç sona erdiğinde yan borçların sona ereceğine ilişkin kural, her zaman ve her hukuksal ilişki için geçerli değildir. Bununla ilgili ayrık durumlar 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (BK) 113. maddesinde ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 131. maddesinde gösterilmiş, kıymetli evrak, taşınmaz rehni ve konkordato bu kuralın dışına taşınmıştır.

16. Ayrıca, evvelce işleyen faizleri talep hakkının saklı tutulması (ihtirazi kayıt) veya saklı tutulduğunun hal ve koşullardan çıkartılması kaydıyla, ödenmemiş faizlerin istenebilme hakkı ortadan kalkmamakta, asıl borç ifa veya sair bir suretle son bulmuş olsa bile, borcun ferisi olan faiz varlığını sürdürmekte ve alacaklı bunları talep edebilme hakkını yitirmemektedir.

17. İhtirazi kayıt; "muayyen haklarını kullanmak hususunda serbestisini muhafaza etmek isteyen tarafın bu husustaki vaki beyanı" olarak tanımlanabilir. İhtirazi kayıt ileri sürme hakkı, yenilik doğurucu nitelikte olup, bir hukuksal durumu ortaya çıkarmak, var olan hukuksal durumu değiştirmek veya ortadan kaldırmak için kullanılır. Bu haklar, nitelikleri gereği, sonuçlarını kendiliğinden meydana getirirler. İhtirazi kayıt ileri sürmeye yönelik hak, başka bir hakkı koruyucu nitelikte olup, koruduğu hak, asıl alacağa bağlı olan ve henüz ifa edilmeyen yan edimlere ilişkin haklardır.

18. İhtirazi kayıt ileri sürme hakkının kullanılmaması ile alacaklının korunan bu haklarını talep etmesi engellenmiş olur. Bu engellenme itiraz niteliğinde bulunmaktadır. Alacaklının, bu hakkını kullanmakla korumak istediği hakları korunmuş olmakta, bu irade kullanılmaz ise, korunmak istenen (ferî nitelikte) hak düşmektedir.

19. Bu ön koşul, ifanın kabulü sırasında ya da en geç ifanın ardından hemen kullanılmalıdır. Alacaklının, borcun ifası sırasında veya en geç ifanın arkasından derhal, ifanın tam olarak yapılmadığına ilişkin çekinceye dair iradesini, borçlu tarafa bildirmemesi, alacaklının borçlu tarafından yapılmayan ifaların yapılmasına ilişkin talebinden zımnen feragat ettiği anlamını taşımaktadır. Alacaklının ihtirazi kayıt ileri sürmemesi, karşı tarafın ifasını ve ifaya ilişkin davranışı ile ortaya koyduğu iradesini kabul ettiği anlamına gelecektir. Hareketsizlik hiçbir zaman ihtirazi kayıt ileri sürüldüğünü göstermez ve bu yolda bir karine oluşturmaz.

20. BK 113. maddede (TBK 131. madde) ayrıca; "...veya hal icabından neşet eylemiş olmadıkça bu faizler talep olunamaz..." ifadesi yer almaktadır. Buna göre, alacaklı açıkça ihtirazi kayıt hakkını ileri sürmese bile, yaptığı eylem ve işlemlerden bu hakkını kullanmak istediği sonucu çıkarılabiliyorsa, bu hakkın kullanıldığının kabulü gerekecektir. "hal icabı" kavramı değerlendirilirken kuşkusuz, somut olayın özellik ve gerekleri dikkate alınmalıdır.

21. Burada önemli yön, alacaklının hangi eylem ve işlemlerinin, bu hakkı kullanmak istediği şeklinde yorumlanması gerektiğidir. İfade edilmek istenen husus, somut olayın niteliğinin, para borcunun son bulmasına karşılık, işlemiş faiz borcunun devamını gerektirmesidir. Alacaklının, asıl borç konusu para alacağını tahsil ederken, işlemiş faizleri talep hakkını saklı tuttuğunu beyan etmediği veya bu durum "hal ve koşullardan çıkartılmadığı" takdirde ise, yukarıda belirtilen yasal ilke uyarınca, asıl borç son bulmakla, faiz alacağı da son bulacaktır.

22. Yargılama hukukunun genel bir kuralı olarak, belli bir hukuk kuralına dayanarak hak elde etmek isteyen taraf, bu kuralın uygulanabilmesi için gerekli koşulların varlığını ispat etmekle yükümlüdür. Davacı (alacaklı), ihtirazi kayıt ileri sürdüğünü ya da durumun gereğinden bu hakkını kullandığının anlaşılması gerektiğini ispat etmekle yükümlüdür.

23. Somut olayda; davacının yaşlılık aylığını iptal eden Kurum işleminin yargı kararıyla iptali sonrasında, yaşlılık aylığı tekrar bağlanarak, biriken aylıkların davacıya ödenmesine karar verildiği, ödemeye ilişkin (aylık bağlama) kararına ekli belgede, toplu ödemeye ilişkin dökümün aylar itibariyle gösterildiği, bu belgede faize yer verilmediği, gösterilen tutarın bankadan tahsilinden bir süre sonra eldeki bu davanın açıldığı, gerek Kurum işleminin iptaline ilişkin davada, gerekse yaşlılık aylığının tekrar bağlanması aşamasında ve ödeme sırasında faiz alacağına ilişkin bir çekince ileri sürülmediği gibi, "hal icabı" faiz hakkının saklı tutulduğuna ilişkin herhangi bir eylem ya da işlemin varlığı da kanıtlanabilmiş değildir.

24. Borç ilişkisinin sosyal güvenlik hukukuna dayalı olması, borçların ferilerinin son bulması yönünden düzenleyici nitelikte hüküm öngören BK'nun 113. ve TBK'nun 131. maddelerinde belirtilen ana kuralın ve maddede sınırlı olarak belirtilen düzenlemelerin dışına çıkılması sonucunu doğurmamaktadır. Asıl borcun son bulması nedeniyle ferilerinin de son bulduğunun mahkemece re'sen göz önünde tutulması gerekir.

25. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, yaşlılık aylığı Kurum tarafından iptal edilen sigortalının açtığı dava neticesinde mahkeme kararı ile Kurum işleminin haksız olduğuna karar verilmesinden sonra Kurumun zamanında ödemediği aylıkları ödeme aşamasında faiz ile birlikte ödeme yapması gerektiği, sigortalının faiz hakkını saklı tutmasının sosyal devlet ilkesi ile bağdaşmayacağı ayrıca eldeki davanın da makul süre içinde açılıp halin icabına uyduğu, bu nedenle mahkemenin direnme kararının onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.

26. Hal böyle olunca, yerel mahkemece verilen direnme kararının yukarıda açıklanan gerekçe ve nedenlerden dolayı bozulması gerekir.

IV. SONUÇ

Açıklanan nedenlerle;

Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda açıklanan gerekçe ve nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA,

Karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 11.02.2020 tarihinde oy çokluğu ile kesin olarak karar verildi.

KARŞI OY

1. İlk derece mahkemesi ile Özel Daire arasındaki temel uyuşmazlık "mahkeme kararı ile emekli aylıklarının kesilmesine ilişkin kurum işleminin iptali üzerine, davacıya ödemesi yapılan aylıklar yönünden faiz talep edilebilmesi için faiz hakkını saklı tutmasının davacıdan beklenip beklenmeyeceği ve bu kapsamda mahkemece araştırma yapılmasının gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.

2. Mahkemece davacı sigortalının emekli aylıklarının eksik ödendiği ve ayrıca yasal faizinin de ödenmediği gerekçesi ile açtığı davada eksik ödeme ile birlikte ödenen aylıkların yasal faizinin de tahsiline karar verilmiştir.

3. İlk derece mahkemesinin bu kararının taraf vekillerinin temyizi üzerine Özel Dairece "Kurumdan davacıya yapılan ödemenin tarih ve miktarını içeren tüm belgelerin getirilip, davacıdan davalı Kurumdan ödenmeyen aylıkların faizi ile birlikte iadesine ilişkin bir talepte bulunup bulunmadığının sorulması ve varsa delillerini bildirmesinin istenilmesi, davacıya yapılan ödemenin banka aracılığıyla yapıldığının anlaşılması halinde ödemenin yapıldığı banka şubesinden, ödemeye ilişkin tüm belgelerin gönderilmesini istenilmesi ve davacının ihtirazi kayıt ileri sürüp sürmediğinin, faize dair hakkını saklı tutup tutmadığının araştırılıp, toplanan deliller Borçlar Kanunu'nun 113. maddesi kapsamında değerlendirerek sonuca göre karar verilmesi gerektiği" gerekçesi ile bozulmuştur.

4. Mahkemece, bozma üzerine yapılan yargılama sonunda; "davacı tarafından açılan dava neticesinde davacıya bağlanan yaşlılık aylığının iptal edilmesine ve ödenen aylıklar ile sağlık harcamalarının iadesine dair 15.02.2005 tarihli Kurum işleminin iptal edildiği ve ilgili kararın kesinleşmesi üzerine Kurum tarafından davacıya ödeme yapıldığı, yapılan ödemenin birikmiş aylıklar tutarından ibaret olduğu, işlemiş faiz ve masrafların ödenmediği, davacının maaş hesabına birikmiş aylıkların aktarılmasının ardından, ihtirazi kayıt konulmadan paranın alınmasının faiz ve masrafları talep etme hakkını düşürmeyeceği, davacıya birikmiş aylıkları için yapılan ödemenin 6.839,69TL eksik olduğu, emsal kararlarda faize karar verildiği ve onandığı" gerekçesi ile direnme kararı verilmiştir.

5. Direnme kararının temyizi üzerine çoğunluk görüşü ile Özel Daire bozma gerekçesi benimsenerek, ihtirazı kayıt yönünden araştırma yapılması için karar bozulmuştur.

6. Çoğunluk görüşüne aşağıdaki açıklamalar ve özellikle davalının kurum olması, kurum işleminin mahkeme kararı ile iptal edilmesi, asıl alacağın eksik ödendiğinin tespit edilmesi ve halin icabı nedeni ile faizin talep edilebileceği nedeni ile katılınmamıştır.

6.1. Dava tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı BK.'un 113/2 maddesi uyarınca "Evvelce işleyen faizleri talep hakkının mahfuz bulunduğu beyan edilmiş veya hal icabından neşet eylemiş olmadıkça bu faizler talep olunamaz". Yargılama sırasında yürürlüğe giren 6098 sayılı TBK. aynı hükme 131/2 maddesinde yer vermiş ve "İşlemiş faizin ve ceza koşulunun ifasını isteme hakkı sözleşmeyle veya ifa anına kadar yapılacak bir bildirimle saklı tutulmuş ise ya da durum ve koşullardan saklı tutulduğu anlaşılmaktaysa, bu faizler ve ceza koşulu istenebilir" denimiştir.

6.2. Faiz, "alacaklının nakdinden bir süre için yoksun kalması nedeni ile, nakdin kullanılması olanağını borçluya bırakması karşılığında elde ettiği, miktarı kanun ya da hukuki işlem ile belirlenmiş, para borçları açısından özel olarak düzenlenen, tahsil için zararın ve kusurun varlığı şart olmayan bir tür tazminat, bir medeni semere" olarak tanımlanmaktadır.

6.3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 01.03.2006 tarihli ve 2005/10–755 Esas, 2006/32 Karar sayılı ilamında ayrıntıları açıklandığı üzere; bir borç ilişkisi, asıl hakla birlikte bazı ferî hakları da içerir. Borcu sona erdiren en önemli neden, tarafların kendilerine yüklenen edimleri ifa etmeleridir. Kural, asıl borç sona erdiğinde, bu borca bağlı ferî borçların da sona ereceğidir. Bu sonuç, ek bir işleme gerek olmaksızın kendiliğinden gerçekleşir. Ancak evvelce işleyen faizleri talep hakkının saklı tutulması (ihtirazi kayıt) veya saklı tutulduğunun hal ve koşullardan çıkartılması kaydıyla, ödenmemiş faizlerin istenebilme hakkı ortadan kalkmamakta, asıl borç ifa veya sair bir suretle son bulmuş olsa bile, borcun ferisi olan faiz varlığını sürdürmekte ve alacaklı bunları talep edebilme hakkını yitirmemektedir.

6.4. Diğer taraftan davalı bir devlet kurumu olup, sigortalı adına sosyal güvenlik ile ilgili koruma tedbirlerini alan birimdir. Esasen hukuk devletlerinde, açıklanan nitelikteki zararların faiz ya da başka bir ad altında ödenecek tazminatla karşılanabilmesi için, açık yasa hükmü aranması da düşünülemez. Aksine anlayış; Devletin ve ona bağlı idarenin eylem ve işlemlerinden doğan her türlü zararın tazmini için de, açık yasa hükmü aranması sonucuna götürür ki; böyle bir anlayış, İç Hukukumuzda, Anayasanın 125'inci maddesinin son fıkrasında yer alan, "İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür." amir hükmü ile bağdaştırılamaz.

7. Somut uyuşmazlıkta davacı sigortalının emekli aylıkları kurum tarafından yapılan işlem ile kesilmiştir. Davacı işlemin iptali için dava açmış ve kurumun işlemi iptal edilmiştir. Davalı kamu kurumu, dava açılmasına neden olduğuna göre eylem ve işlemlerinden doğan her türlü zararı, ki buna faiz de dahil, karşılamak zorundadır. Yerel mahkemenin direnme kararının onanması gerektiği görüşünde olduğumuzdan, sayın çoğunluğun görüşüne katılınmamıştır.

Kararın Hukuki Analizi ve Pratik Sonuçları

Çoğunluk Kararının Yarattığı Yükümlülük

Hukuk Genel Kurulu'nun çoğunluk kararına göre; alacaklı, asıl borcunu tahsil ederken ödeme belgesinde faize yer verilmediğini görüyorsa, ödemeyi alır almaz ihtirazi kaydını derhal bildirmelidir. Bu bildirimin şekli serbest olmakla birlikte zamanlaması kritik öneme sahiptir: ifadan önce, ifa sırasında ya da en geç ifanın hemen ardından yapılmalıdır.

Karşı Oyun Pratik Değeri

Azınlık görüşü, özellikle kamu kurumu kaynaklı uyuşmazlıklarda ileride güçlü bir argüman olarak kullanılabilir. Kurum işleminin mahkeme kararıyla iptal edildiği ve sigortalının dava açmak zorunda kaldığı durumlarda "hal icabı" saklı tutma koşulunun gerçekleştiği savunulabilir. Bu argüman mahkeme aşamasında özellikle değer taşımaktadır. Alacak ve faiz davaları konusunda Alacak Davası Açma Şartları sayfamızı inceleyebilirsiniz.

Uygulamada Dikkat Edilmesi Gerekenler

  • Ödemeyi alırken ihtirazi kayıt bildirin: Faiz dahil edilmeden yapılan bir ödemeyi alırken, aynı anda "faiz hakkımı saklı tutuyorum" beyanını karşı tarafa yazılı olarak iletin. Bu beyan SMS, e-posta, noter ihtarnamesi gibi her türlü belgelenebilir yolla yapılabilir.
  • Dava açmak ihtirazi kayıt sayılır mı? Ödeme yapıldıktan sonra kısa süre içinde faiz davası açılması, bazı Yargıtay kararlarında "hal icabı" saklı tutma olarak değerlendirilmiştir. Ancak bu yaklaşım her davada kabul görmemektedir; güvence için açık ihtirazi kayıt bildirimi yapılması önerilir.
  • Sosyal güvenlik ve kamu alacaklarında özel durum: Kamu kurumunun hatalı işlemi nedeniyle uzun süre mağdur kalan bireylerin faiz hakkını saklı tutmaması beklenmemeli; bu tür davalarda azınlık görüşündeki argümanlar kuvvetle ileri sürülmelidir.

Sebepsiz zenginleşme ve alacak hukuku konularında Sebepsiz Zenginleşme Davası sayfamızı da inceleyebilirsiniz.

❓ Sıkça Sorulan Sorular

Asıl borç ödendikten sonra faiz hakkı nasıl korunur?

Ödemeyi kabul ederken "işlemiş faiz hakkımı saklı tutuyorum" şeklinde açık bir ihtirazi kayıt beyanı yapılmalıdır. Bu beyan ifadan önce, ifa sırasında ya da en geç hemen ardından yapılmalıdır; gecikmeli bildirim hüküm doğurmaz.

İhtirazi kayıt nasıl yapılır, yazılı olması şart mı?

Kanun belirli bir şekil öngörmemektedir; sözlü, yazılı veya fiili davranışlarla yapılabilir. Ancak ispat kolaylığı açısından noter ihtarnamesi, e-posta, kayıtlı posta veya imzalı yazı ile bildirim yapılması önerilir.

İhtirazi kayıt koymadan alınan para iade edilebilir mi?

Asıl ödeme kesinleşir ve geri istenemez. Ancak ihtirazi kayıt yapılmadan kabul edilen ödemedeki eksiklikler (eksik hesaplanan asıl alacak) ayrı bir alacak davası konusu olmaya devam edebilir. Faiz hakkının sona ermesi asıl alacağı etkilemez.

Hal icabı saklı tutma hangi durumlarda kabul edilir?

Alacaklının ödeme alır almaz dava açması, ödeme sırasında faizin hesaba dahil edilmediğini yazılı olarak sormaya çalışması gibi eylemler "hal icabı" saklı tutma olarak değerlendirilebilir. Kamu kurumu kaynaklı haksız işlemlerde bu argüman özellikle güçlüdür.

Ferî borçların sona ermesine ilişkin kuralın istisnaları nelerdir?

TBK m. 131'e göre kıymetli evrak, taşınmaz rehni ve konkordato bu genel kuralın dışındadır. Ayrıca alacaklının ihtirazi kayıt ileri sürmesi veya hal ve koşullardan saklı tutma iradesinin çıkarılabilmesi de faiz hakkının asıl borçtan bağımsız yaşamaya devam etmesini sağlar.

SGK emekli aylığı iptali sonrası faiz talep edilebilir mi?

Bu kararın çoğunluk görüşüne göre; SGK'nın birikmiş aylıkları faiz dahil etmeden ödediği ve sigortalının ihtirazi kayıt ileri sürmediği durumlarda faiz hakkı sona erer. Ancak azınlık görüşü; kurum işleminin mahkemece iptal edildiği hallerde sigortalıdan ihtirazi kayıt beklenmemesi gerektiğini savunmaktadır. Bu nedenle ödeme alınmadan önce mutlaka avukata danışılmalıdır.

Mahkeme ihtirazi kaydı re'sen gözetir mi?

Bu karar tam da bunu hükme bağlamaktadır: Asıl borcun sona ermesiyle ferilerinin de sona erdiği mahkemece re'sen göz önünde tutulmalıdır. Yani taraf ileri sürmese dahi mahkeme bu kuralı uygulamak zorundadır; bu durum alacaklı açısından kritik bir risk oluşturur.

Borçlar Hukuku Konularında Hukuki Destek Alın

Ankara Borçlar Hukuku Avukatı olarak alacak, faiz ve tazminat davalarında yanınızdayız.

Yukarıda aktarılan içtihat metni, Yargıtay kararının orijinal metninden alınmış olup bilgilendirme amacı taşımaktadır. Her somut olay farklı özellikler taşıyabileceğinden hak kaybına uğramamanız adına bir hukuk bürosu ile iletişime geçip profesyonel destek almanızı öneririz. (KARTALHAN HUKUK BÜROSU)