Şimdi Yazın
5510 sayılı Kanun'un 56. maddesinin 2. fıkrası, eşinden boşandığı halde boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen kişilerin gelir ve aylıklarının kesileceğini ve ödenmiş tutarların geri alınacağını düzenlemektedir. Bu hüküm; aylığı kesilen kişiler için son derece ağır sonuçlar doğurmakta ve aynı zamanda ciddi ispat sorunlarına konu olmaktadır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi bu kararla önemli bir ilke koymuştur: Sosyal Güvenlik denetmeninin hazırladığı raporda yalnızca Facebook'taki fotoğraflara dayanılarak aylığın kesilmesi, yeterli ve kapsamlı bir araştırma olmaksızın yapılmış eksik inceleme sayılır. Mahkeme bu kanıtı tek başına esas alarak davayı reddedemez.
Karar aynı zamanda "fiilen birlikte yaşama" olgusunun nasıl araştırılması gerektiğini de ayrıntılı biçimde ortaya koymaktadır: ikametgah kayıtları, adres hareketleri, su–elektrik–telefon abonelikleri, seçmen kayıtları, muhtarlık tanıklıkları ve kolluk araştırması bu sürecin zorunlu unsurlarıdır.
Aylığın kesilebilmesi için kanunun aradığı tek koşul, "eşinden boşandığı halde boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşama"dır. Ancak bu kavramın içeriği yasada tanımlanmamıştır; Yargıtay içtihatlarıyla somutlaşmaktadır.
SGK aylıkları ve sosyal güvenlik uyuşmazlıkları konusunda Ankara Borçlar Hukuku Avukatı sayfamıza göz atabilirsiniz.
.png)
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi — 2020/7974 E., 2020/6431 K.
"İçtihat Metni"
Bölge Adliye Mahkemesi: ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
Dava, davacının vefat eden ikinci eşinden dolayı aldığı ölüm aylığının, boşandığı ilk eşiyle fiilen birlikte yaşaması nedeniyle kesilmesine dair davalı kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi.
I-İSTEM
Davacı vekili dava dilekçesinde; Davacının, 14/12/2009 tarihinde boşandığını ve 03/03/2011 tarihinde başka bir şahısla evlendiğini, bu kişinin 07/12/2012 tarihinde ölümü üzerine davacıya bu eşinden ötürü ölüm aylığı bağlandığını ancak ilk eşiyle birlikte yaşamaya devam ettiği gerekçe gösterilerek aylığının kesildiğini, Kurum işleminin yerinde olmadığını ileri sürerek işlemin iptaline, ödenmeyen aylıkların yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline ve aylıklarının ödenmesine devam edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II-CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; idare tarafından yapılan işlemin hukuka uygun olduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk derece mahkemesi, davanın reddine karar verilmiştir.
B-BAM KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece mahkemesinin kararının yasal ve hukuksal gerekçeleri ile dayanağı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığından 6100 sayılı HMK'nun madde 353/1-b.1 hükmü gereğince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacı vekili, davacı ve boşandığı eşinin fiilen birlikte yaşadığının ispat edilmemesine rağmen davanın reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçeleri ile temyiz isteminde bulunmuştur.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Davanın yasal dayanağı olan 5510 sayılı Kanunun 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 56. maddesinin ikinci fıkrasında, eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıklarının kesileceği, bu kişilere ödenmiş olan tutarların, 96. madde hükümlerine göre geri alınacağı yönünde düzenleme yapılmıştır. Anılan maddeye dayalı açılan bu tür davalarda eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ve taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönem yönünden ortaya konulması önem arz etmektedir.
Bu aşamada, özellikle Anayasa'nın 20., 5510 sayılı Kanunun 59., 100., 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunun 28., 45., 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'nun 3., 45–53., 4857 sayılı İş Kanunu'nun 32., 01.10.2011 günü yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6., 24–33., 189., 190., 191., 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6., 19., 20. maddeleri ve diğer ilgili mevzuat hükümleri göz önünde bulundurulmak suretiyle yöntemince araştırma yapılmalı, tarafların göstereceği tüm kanıtlar toplanmalı, bildirilen ve dinlenilmesi istenilen tanıkların ifadeleri alınmalı, davacı ile boşandığı eşinin yerleşim yerlerinin saptanmasına ilişkin olarak; muhtarlıktan ikametgah senetleri elde edilmeli, ilgili nüfus müdürlüklerinden sağlanan nüfus kayıt örnekleri ile yerleşim yeri ve diğer adres belgelerinden yararlanılmalı, adres değişiklik ve nakillerine ilişkin bilgilere ulaşılmalı, özellikle ilgili nüfus müdürlüğünden adres hareketleri, tarihleriyle birlikte istenilmeli, ilgililerin su, elektrik, telefon aboneliklerinin hangi adreste kimin adına tesis edildiği saptanmalı, seçmen bilgi kayıtları getirtilmeli, varsa çalışmaları nedeniyle resmi/özel kurum ve kuruluşlara verilen belgelerde yer alan adresler dikkate alınmalı, medula sisteminde kayıtlarda görülen adresler ilgili sağlık kuruluşlarından araştırılmalı, eşlerin boşanma sebebi, boşanma ilamında velayet, çocukla kişisel ilişki, nafaka, tazminat hükümleri varsa nasıl yerine getirildikleri belirlenmeli, boşanılan eş 4857 sayılı Kanun hükümleri kapsamında yer almakta ise ödeme için adına açılan banka hesabında kayıtlı yerleşim yeri saptanmalı, boşanan eşlerin kayıtlı oldukları bölge/bölgeler yönünden geniş kapsamlı Emniyet Müdürlüğü/Jandarma Komutanlığı araştırması yapılmalı, anılan mahallelerde görev yapmış/yapmakta olan muhtar ve azalardan istem hakkında düşünce edinmeye yetecek kadarının tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı, böylelikle "boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama" olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre hüküm kurulmalıdır.
5510 sayılı Kanunun 59/2. maddesi uyarınca Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları tarafından düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerli olup, aksinin ancak eşdeğerde belgelerle ispatı gerektiği göz önünde tutularak mahkemece fiili birlikteliğe yönelik araştırmanın ihtilaf konusu dönemlere ilişkin yapılması gerekmektedir.
Somut olayda Sosyal Güvenlik denetmeninin hazırlamış olduğu raporda facebook üzerinden elde edilen davacının ve boşandığı eşinin birlikte görüldüğü fotoğraflara dayanılarak davacının aylığının kesildiği anlaşılmaktadır. Mahkeme tarafından da facebookta paylaşılan fotoğraflara vurgu yapılarak davanın reddine karar verilmiş ise de verilen karar eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
Bu nedenle maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için davacı ve boşandığı eşinin fiilen birlikte yaşayıp yaşamadıklarının, yukarıda belirtilen hususlar ve ilkeler çerçevesinde araştırılarak, davacı ile boşandığı eşinin kayıtlı adresleri yönünden ayrı ayrı geniş kapsamlı, titizlikle ve gerekirse bilgi edinilen şahısların isim ya da sıfatları da tutanağa eklenmek suretiyle, beyan edilen adreslerde fiilen oturup oturmadıkları, birlikte yaşayıp yaşamadıkları kolluk vd. deliller marifetiyle araştırılmalı, ihtilaf konusu dönem içerisinde davacı ve eşinin kayıtlı adreslerinde görev yapan mahalle muhtar ve azalarının kanaat edinmeye yetecek sayıda tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı, çelişki oluşursa giderilmeli; böylece "boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama" olgusunun mevcut olup olmadığı, toplanan tüm kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre hüküm kurulmalıdır.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak ilk derece mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:
... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi kararının HMK'nın 373/1 maddesi gereği kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 11.11.2020 günü oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar, sosyal medya paylaşımlarının delil değeri açısından önemli bir içtihattır. Facebook fotoğrafı birlikte yaşama olgusunu kanıtlamaya yeterli tek delil olamaz. Boşanmış iki kişinin fotoğrafta bir arada görünmesi; ziyaret, düğün, tören veya geziden kaynaklanıyor olabilir. Bunların fiilen aynı konutta yaşamaktan ayırt edilmesi, kapsamlı bir araştırmayı zorunlu kılmaktadır.
Yargıtay bu kararda araştırma listesini oldukça ayrıntılı biçimde belirlemiştir. Mahkemenin fiili birlikteliği araştırırken başvurması gereken yollar şunlardır: nüfus müdürlüğünden adres hareketleri, su–elektrik–doğalgaz–telefon abonelikleri, seçmen kütüğü kayıtları, Medula sistemi adres bilgileri, muhtarlık ve azalık beyanları, kolluk araştırması, çalışanlar için banka hesabındaki kayıtlı adres ve varsa boşanma ilamındaki nafaka–velayet hükümlerinin uygulanma biçimi. Bu unsurların bütünlüklü değerlendirilmesi, eksik inceleme itirazını ortadan kaldırır.
5510 s.K. m. 59/2 kapsamındaki Kurum tutanakları "aksi sabit oluncaya kadar geçerli" niteliktedir. Bu, tutanağın aksini ispat etmek isteyen kişinin eşdeğer belgeler sunması gerektiği anlamına gelir. Yalnızca tanık beyanı veya basit inkar bu standardı karşılamaz; ikametgah belgeleri, abonelik kayıtları ve resmi kurum yazıları gibi belgeli delil gereklidir. SGK ve emekli aylıkları konusunda Ankara Borçlar Hukuku Avukatı sayfamızı inceleyebilirsiniz.
SGK tarafından "boşanılan eşle birlikte yaşama" gerekçesiyle aylığı kesilen kişi şu adımları izlemelidir:
İdari işlem iptali ve tazminat davaları konusunda Maddi Tazminat Davası sayfamıza da göz atabilirsiniz.
5510 s.K. m. 56/2 uyarınca eşinden boşandığı halde boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen kişilerin ölüm aylığı kesilir. Bunun dışında yeniden evlenme de aylık kesilme nedenidir. Yalnızca birlikte fotoğraf çekilmek veya aynı etkinliğe katılmak kesme için yeterli değildir.
Bu Yargıtay kararına göre hayır. Facebook'taki birlikte fotoğraf, tek başına "fiilen birlikte yaşama" olgusunu kanıtlamaz. Mahkemenin ikametgah kayıtları, abonelikler, muhtarlık beyanları ve kolluk araştırması gibi kapsamlı delilleri de değerlendirmesi zorunludur.
Önce SGK'ya idari itiraz yapılabilir. İtiraz reddedilirse yasal süre içinde iş mahkemesinde dava açılmalıdır. Dava açılırken Kurum tespitine karşı eşdeğer belgelerle aksini ispat etmek gerekir; ikametgah ve abonelik belgelerinin dava öncesinde hazırlanması büyük önem taşır.
5510 s.K. m. 59/2 gereğince aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir. Ancak bu tutanağın aksini eşdeğer belgelerle ispat etmek mümkündür. Tutanak tek ve belgesiz sosyal medya tespitine dayanıyorsa, bu kararda da görüldüğü gibi mahkeme tarafından yeterli bulunmayabilir.
Ziyaret, ortak çocuk nedeniyle görüşme veya sosyal etkinliklere birlikte katılma, "fiilen birlikte yaşama" sayılmaz. Sürekli aynı konut paylaşımı ve ortak ev düzeni kurulması gerekmektedir. Ancak bu görüşmelerin sosyal medyaya yansıması, SGK denetmenlerinin dikkatini çekebilir; bu nedenle belge ve kayıtların düzenli tutulması önerilir.
Dava kazanıldığında kesilmiş dönem aylıkları yasal faiziyle birlikte talep edilebilir. Bu nedenle dava dilekçesinde hem işlemin iptali hem de ödenmeyen aylıkların faizi ile tahsili açıkça talep edilmelidir.
SGK; nüfus adres hareketleri, su–elektrik–telefon abonelikleri, seçmen kütüğü kaydı, Medula sistemi kayıtları, muhtarlık beyanları ve kolluk araştırması gibi delillerle birlikte yaşama olgusunu ispat etmeye çalışır. Davacının aksini kanıtlamak için aynı türde belgeler sunması gerekmektedir.
Ölüm aylığı, yetim aylığı veya sosyal güvenlik uyuşmazlıklarında uzman görüşü alın.
Yukarıda aktarılan içtihat metni, Yargıtay kararının orijinal metninden alınmış olup bilgilendirme amacı taşımaktadır. Her somut olay farklı özellikler taşıyabileceğinden hak kaybına uğramamanız adına bir hukuk bürosu ile iletişime geçip profesyonel destek almanızı öneririz. (KARTALHAN HUKUK BÜROSU)