Şimdi Yazın
Boşanma davasında velayet anneye bırakılmış olsa dahi, müşterek çocuk fiilen babanın yanında yaşıyorsa baba iştirak nafakası ödemek zorunda değildir. Bu sonuç her ne kadar sezgisel görünse de uygulamada sıkça hak kayıplarına neden olmaktadır.
Birçok baba, mahkeme kararında velayet anneye verilmiş olduğundan çocuğun fiilen yanında yaşamasına karşın nafaka ödemeye devam etmekte; bazı durumlarda icraya maruz kalmaktadır. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin bu kararı, söz konusu hak kaybının önüne geçmek için kritik bir hukuki dayanak oluşturmaktadır.
Kararın pratik önemi şuradan kaynaklanmaktadır: İcra mahkemesi, "dar yetkili mahkeme" gerekçesiyle tanık dinlemeyi reddederek itirazı reddetmiştir. Yargıtay bu yaklaşımı hatalı bularak bozma kararı vermiş; borçlunun çocuğun kendi yanında kaldığına ilişkin iddiasının her türlü delille ispatlanabileceğini hükme bağlamıştır. Boşanma davaları ve iştirak nafakası konusunda Nafaka Davası sayfamızı inceleyebilirsiniz.
İştirak nafakası, velayeti kendisinde bulunmayan ebeveynin müşterek çocuğun bakım ve geçim giderlerine katkı sağlaması amacıyla düzenlenmiştir. TMK m. 182 uyarınca velayeti almayan ebeveyn, çocuğun ihtiyaçlarını karşılamaya katılmak zorundadır.
Nafakanın hukuki temeli şudur: velayet hakkına sahip ebeveyn çocuğun gündelik bakımını üstlendiğinden, diğer ebeveyn bu katkıyı mali açıdan sağlamakla yükümlüdür. Ancak bu yükümlülüğün temel koşulu, çocuğun gerçekten velayet hakkına sahip ebeveynin yanında bulunmasıdır.
Yerel icra mahkemesi, baba tarafından ileri sürülen "çocuk benim yanımda" iddiasını "dar yetkili mahkeme tanık dinleyemez" gerekçesiyle reddetmiştir. Bu yaklaşım, borçlunun itirazını fiilen incelemeksizin reddetmek anlamına gelmektedir.
Yargıtay 12. HD, mahkemenin bu yaklaşımını hatalı bularak kararı bozmuştur. Kararda şu ilke netleştirilmiştir: borçlunun "çocuk benim yanımda" iddiası her türlü delille ispat edilebilir. Mahkeme, bu iddiayı incelemeksizin reddedemez; deliller değerlendirilerek sonuca göre karar verilmelidir.
Velayet değişikliği ve çocuğun fiili durumu konusunda Velayet Davası sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2018/4960 E. , 2019/591 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ: İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Alacaklı tarafından ... 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin (Aile Mahkemesi Sıfatıyla) 2012/32 Esas-2012/13 Karar sayılı boşanma ilamında lehine hükmedilen yoksulluk nafakası ve müşterek çocuk lehine hükmedilen iştirak nafakasının tahsili amacıyla başlatılan ilamlı takipte, borçlunun icra mahkemesine başvurusunda sair itirazlarının yanı sıra alacaklı ile boşandıktan sonra müşterek çocuğun kendisinin yanında kaldığını, tüm ihtiyaçlarının kendisi tarafından karşılandığını, bu nedenle nafaka ödeme yükümlülüğünün bulunmadığını belirterek icra emrinin iptaline karar verilmesini talep ettiği, mahkemece davanın reddine karar verildiği görülmektedir.
Lehine nafakaya hükmedilen çocuk yönünden borçlunun nafaka ödemekle sorumlu tutulabilmesi için çocuğun alacaklı yanında bulunması gerekir. Borçlu bunun aksini ileri sürerek, velayeti alacaklıya bırakılan müşterek çocuğun boşandıktan sonra kendi yanında kaldığını iddia etmekte olup, bu iddiası her türlü delille ispatlanabilir. Buna göre, mahkemece, müşterek çocuğun boşandıktan sonra borçlu baba yanında kaldığına ilişkin iddianın borçlunun bildirdiği her türlü delil incelenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve dar yetkili icra mahkemesince tanık dinlenemeyeceği gerekçesi ile bu yöndeki itirazın da reddi yönünde hüküm kurulması isabetsizdir.
SONUÇ:
Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nin 366. ve HUMK'nin 428. maddeleri uyarınca BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21/01/2019 günde oy birliğiyle karar verildi.
Evet. Bu Yargıtay kararının özü şudur: iştirak nafakasının ödenmesi için çocuğun gerçekten velayet hakkına sahip ebeveynin yanında bulunması gerekir. Çocuğun fiilen babada yaşadığı ispat edilirse baba nafaka ödeme yükümlülüğünden kurtulabilir.
İcra takibi başlatılmışsa, icra mahkemesine başvurarak "çocuk benim yanımda" itirazının her türlü delille ispatlanması gerekir. Ayrıca aile mahkemesinde velayet değişikliği davası açılması, fiili durumu hukuki statüyle uyumlu hale getirecektir. İki sürecin eş zamanlı yürütülmesi önerilir.
Bu kararın temel içtihadı tam olarak bu noktayı ele almaktadır. İcra mahkemesinin "dar yetkili mahkeme tanık dinleyemez" gerekçesiyle reddetmesi hatalıdır. Bu gerekçeyle verilen ret kararı, istinaf ve temyiz yoluyla bozulabilir. Sürecin avukat aracılığıyla yürütülmesi kritik önem taşımaktadır.
Zorunlu değildir; ancak önerilir. İcra mahkemesi kanalıyla nafaka ödeme yükümlülüğünden kurtulmak mümkün olsa da velayet kararının değiştirilmemesi, gelecekte yeni nafaka icra takiplerinin önünü tamamen kapatmaz. Fiili durum ile hukuki durum hizalanmalıdır.
İcra emrinin tebliğinden itibaren genellikle 7 günlük itiraz süresi bulunmaktadır. Bu süre kaçırılırsa itiraz hakkı daralır. Bu nedenle icra emrini alır almaz avukata danışılması önerilmektedir.
Hayır. Bu karar yalnızca iştirak nafakasını (çocuk için ödenen nafaka) kapsamaktadır. Yoksulluk nafakası, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşen eşe ödenir ve çocuğun fiili yaşam durumundan bağımsız olarak devam eder.
Doğrudan suç olarak tanımlanmamıştır; ancak hakkın kötüye kullanılması niteliği taşıyabilir. İcra takibinin iptali ve fazla ödenen nafakanın geri alınması için sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayalı dava açılması değerlendirilebilir.
İştirak nafakası icra takibi ve velayet süreçlerinde hak kaybı yaşamamak için profesyonel hukuki destek alabilirsiniz.
Yukarıda aktarılan içtihat bilgilendirme amacı taşımaktadır. Her somut olay farklı özellikler taşıyabileceğinden hak kaybına uğramamanız adına bir hukuk bürosu ile iletişime geçip profesyonel destek almanızı öneririz. (KARTALHAN HUKUK BÜROSU)