Şimdi Yazın
Ankara merkezli Uzman Avukat kadromuzla, güncel mevzuat ışığında
güvenilir danışmanlık ve sonuç odaklı hukuki çözümler sunuyoruz.
Mahkeme kararına karşı istinaf yoluna başvururken ilk dilekçede belirtilemeyen yeni bir itiraz gerekçesi ortaya çıktığında ne yapılmalıdır? Bölge Adliye Mahkemesi, istinaf süresi dolmadan sunulan ek dilekçeyle ileri sürülen yeni vakıaları değerlendirmek zorunda mı, yoksa yalnızca ilk dilekçeyle mi bağlı? Yargıtay 8. Hukuk Dairesi bu kararıyla netlik sağlamıştır:
İstinaf başvuru süresi dolmadan verilen ikinci bir dilekçeyle, ilk dilekçede ileri sürülmeyen yeni vakıalar hakkında istinaf talebinde bulunulmasında yasal bir engel yoktur. BAM, bu ek dilekçedeki itirazları da değerlendirmek zorundadır.
Usul hukuku ve kanun yolları konusunda Alacak Davası sayfamızı inceleyebilirsiniz.

İstinaf, ilk derece mahkemelerinin kararlarına karşı Bölge Adliye Mahkemesi'ne (BAM) başvurulan kanun yoludur. BAM, ilk derece mahkemesinin hem maddi vakıa hem hukuki değerlendirmesini denetler; gerektiğinde yeniden karar verebilir.
HMK m. 345 uyarınca istinaf süresi, ilk derece mahkemesi kararının tebliğinden itibaren 2 haftadır. Bu süre hak düşürücü niteliktedir; geçirilmesi halinde istinaf hakkı sona erer.
BAM, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlıdır; dilekçede belirtilmeyen konuları kendiliğinden inceleyemez. Tek istisna: Kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilir. Bu sınırlılık ilkesi bu kararın odak noktasını oluşturmaktadır.
Yargıtay; HMK m. 355'in BAM'ı dilekçede belirtilen sebeplerle sınırladığını, ancak bu sınırın tüm istinaf süresini (2 hafta) kapsadığını hükme bağlamıştır. Başka bir ifadeyle: Süre dolmadan ikinci bir dilekçeyle yeni vakıa ve sebepler eklemek mümkündür; BAM bu ek dilekçeyi de değerlendirmek zorundadır. Yalnızca süre geçtikten sonra sunulan ek sebepler dikkate alınmaz.
BAM, "istinaf süresi içinde de olsa, ikinci bir dilekçeyle belirtilen sebepler değerlendirilemez" diyerek kendi inceleme yetkisini HMK'nın öngördüğünden daha dar yorumlamıştır. Yargıtay'a göre bu yorum hatalıdır: HMK m. 355'deki sınır, istinaf süresini de kapsayan bütünlüklü bir sınırdır; süre içinde sunulan ek dilekçe, ilk dilekçenin bir parçası niteliğindedir ve BAM tarafından değerlendirilmek zorundadır.
Katılma alacağı ve mal paylaşımı davaları için Mal Paylaşımı Davası sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2018/15518 E. , 2019/9846 K.
"İçtihat Metni"
DAVA TÜRÜ: Katılma Alacağı
MAHKEMESİ: Aile Mahkemesi
Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Aile Mahkemesi hükmüne karşı, davalı-birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması sonunda Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, bu kez davalı-birleşen davada davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.
Dava ve birleşen dava artık değere katılma alacağı istemine ilişkin olup, Mahkemece, asıl davanın ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı-birleşen dosyada davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi tarafından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi üzerine, davalı-birleşen dosyada davacı vekili tarafından temyiz isteğinde bulunulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından istinaf incelemesi, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak, Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir. (HMK mad. 355)
Davalı-birleşen dosyada davacı vekiline, İlk Derece Mahkemesinin gerekçeli kararı 02.11.2017 tarihinde tebliğ edilmiş, karar süresinde 15.11.2017 tarihinde istinaf edilmiş, davalı-birleşen dosyada davacı vekili tarafından istinaf başvuru süresi içinde verilen 16.11.2017 havale tarihli ek dilekçe ile ilk dilekçede ileri sürmediği, davacı-birleşen dosyada davalının banka hesabının İsviçre Frangı hesabı olduğu, bu banka hesabı üzerinden, davalı-birleşen dosyada davacı lehine banka hesabının Türk Lirası hesabı olarak kabul edilerek katılma alacağı hesabı yapıldığı, İsviçre Frangının günümüz güncel kuru üzerinden TL'ye çevrilerek, faiziyle tahsil edilmesi gerektiği itirazını da ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bu yönüyle de kaldırılması gerektiğini talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf yoluna başvuran tarafın yasal süre içerisinde olsa dahi sunacağı diğer dilekçelerin, istinaf dilekçesi mahiyetinde olmayıp, bu dilekçelerle belirtilen istinaf sebeplerinin Bölge Adliye Mahkemesince değerlendirmeye alınmasının mümkün olmadığı, bu nedenle 15.11.2017 tarihli istinaf sebepleri doğrultusunda inceleme yapılırken ek istinaf sebeplerini içerir 16.11.2017 tarihli dilekçedeki itirazların dikkate alınmayacağı değerlendirmesi yapılmıştır.
Davalı-birleşen dosyada davacı vekilince istinaf başvuru süresi içinde sunduğu ikinci bir dilekçe ile ilk dilekçede ileri sürmediği vakıa hakkında istinaf talebinde bulunmasında yasal bir engel olmadığından, davalı-birleşen dosyada davacı vekilinin ek istinaf dilekçesi içeriğindeki banka hesabına yönelik itirazı hakkında olumlu veya olumsuz bir değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle davalı-birleşen dosyada davacı vekilinin banka hesabına yönelik istinaf başvurusunun değerlendirilmemesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ:
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, davalı-birleşen dosyada davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının bozma nedenine göre şimdilik incelenmesine yer olmadığına, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine, kararın bir suretinin de İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 04.11.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
HMK m. 345 uyarınca ilk derece mahkemesi kararının tebliğinden itibaren 2 haftadır. Bu süre hak düşürücüdür; geçirilmesi halinde istinaf hakkı tamamen sona erer.
Evet, ancak yalnızca istinaf süresi dolmadan yapılan ek dilekçeyle. Bu kararın belirlediği ilkeye göre süre içinde sunulan ikinci bir dilekçeyle yeni vakıa ve sebepler eklenebilir; BAM bu ek dilekçeyi de değerlendirmek zorundadır. Süre dolduktan sonra sunulan ek gerekçeler dikkate alınmaz.
HMK m. 355 gereği BAM, istinaf incelemesini dilekçede belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapar. Bu düzenleme yargılama ekonomisini korumak ve tarafları bağlamak amacıyla getirilmiştir. Tek istisna kamu düzenine aykırılıktır; bu durumda BAM resen harekete geçebilir.
Kural olarak hayır. BAM yalnızca dilekçede belirtilen sebeplerle bağlıdır. Kamu düzenine aykırılık tespit ederse dilekçede belirtilmese dahi resen gözetir. Bu nedenle istinaf dilekçesi hazırlanırken tüm itiraz gerekçelerinin dikkatle ve eksiksiz yazılması önem taşır.
TMK m. 231 vd. uyarınca, edinilmiş mallara katılma rejimi kapsamında eşlerden birinin evlilik süresinde edindiği malların tasfiyesinde diğer eş katılma alacağı talep edebilir. Bu miktar, mal rejiminin sona erdiği tarihteki artık değer (edinilmiş malların geliri eksi borçlar) üzerinden hesaplanır. Bu davada ise yabancı para cinsinden bir banka hesabının TL'ye dönüştürülme kuru tartışma konusu olmuştur.
Zorunluluk yoktur; ancak istinaf dilekçesinin hukuki gerekçeleri doğru ve eksiksiz içermesi büyük önem taşır. BAM yalnızca dilekçede belirtilen sebepleri incelediğinden, eksik ya da hatalı gerekçelerle yazılmış bir dilekçe hak kayıplarına neden olabilir. Avukat desteği alınması önerilir.
Belirli şartlar varsa evet. HMK m. 362'de temyize kapalı kararlar tek tek sayılmıştır (miktar sınırı, geçici hukuki korumalar vb.). Bunların dışında kalan BAM kararlarına karşı Yargıtay'a temyiz yoluna başvurulabilir; temyiz süresi BAM kararının tebliğinden itibaren 2 haftadır.
İstinaf dilekçenizin eksiksiz hazırlanması ve hak kaybı yaşanmaması için profesyonel destek alabilirsiniz.
Yukarıda aktarılan içtihat bilgilendirme amacı taşımaktadır. Her somut olay farklı özellikler taşıyabileceğinden hak kaybına uğramamanız adına bir hukuk bürosu ile iletişime geçip profesyonel destek almanızı öneririz. (KARTALHAN HUKUK BÜROSU)