Şimdi Yazın
Ankara merkezli Uzman Avukat kadromuzla, güncel mevzuat ışığında
güvenilir danışmanlık ve sonuç odaklı hukuki çözümler sunuyoruz.
Günlük hayatta sıkça kullanılan bazı ifadelerin hukuken hakaret suçu oluşturup oluşturmadığı, hem bireyler hem de yargı mensupları açısından tartışmalı olmaya devam etmektedir. "Allah belanı versin", "Allah seni bilir", "Allah cezanı versin" gibi beddua içerikli sözler, toplumsal kültürde öfke anında sıkça başvurulan ifadelerdir.
Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin 2020/6679 K. sayılı bu kararı, söz konusu ifadelerin hakaret suçu oluşturmadığını net biçimde ortaya koymaktadır. Yerel mahkeme tarafından sanığa 1.100 TL adli para cezası verilmiş; ancak Yargıtay bu cezayı kaldırarak sanığın beraatine hükmetmiştir.
Kararın pratik önemi büyüktür: Hakaret suçundan yargılanan bireyler, beddua niteliğindeki sözler nedeniyle mahkûm edilemeyeceğini bu içtihatla güçlü biçimde savunabilmektedir. Öte yandan mağdur taraftaki bireyler ise hangi ifadelerin gerçek anlamda hakaret suçu oluşturacağını bu karardan anlamlı biçimde öğrenebilmektedir.
TCK m.125 uyarınca hakaret suçunun oluşabilmesi için söz veya davranışın, kişinin onur, şeref ve saygınlığını rencide edecek nitelikte olması gerekmektedir. Yargıtay bu değerlendirmede iki temel ölçüt kullanmaktadır:

KARAR
Hakaret suçundan sanığın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 125/1, 129/1, 62/1 ve 52/2. maddeleri uyarınca 1.100,00 Türk Lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair Ankara 28. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 02/04/2019 tarihli ve 2018/174 esas, 2019/286 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
İstem yazısında: "Yargıtay 2. Ceza Dairesi'nin 01/04/1993 tarihli ve 3113-4093 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, sanığın 'Allah senin belanı versin' şeklindeki sözlerinin beddua niteliğinde olduğu ve hakaret suçunun unsurlarını taşımadığı gözetilmeden, sanığın beraatine karar verilmesi gerekirken mahkûmiyetine hükmolunmasında isabet görülmemiştir." denilmektedir.
I- Olay:
Sanık hakkında hakaret suçundan yürütülen soruşturma sonucunda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nca düzenlenen iddianame ile yapılan yargılama sonucunda Ankara 28. Asliye Ceza Mahkemesi'nce, sanık hakkında hakaret suçundan mahkûmiyet hükmü kurulduğu, sanığa hükmedilen adli para cezasının miktar itibarıyla verildiği anda kesin olduğu, bu hükme yönelik kanun yararına bozma talebinde bulunulduğu anlaşılmıştır.
II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:
Sanığın sarf etmiş olduğu: "Allah senin belanı versin." ifadesinin hakaret suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkindir.
III- Hukuksal Değerlendirme:
Hakaret fiillerinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin onur, şeref ve saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleşmesi gerekmektedir. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı bazı durumlarda nispi olup, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref, ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövmek fiilini oluşturması gerekmektedir. Somut olayda sanığın katılana hitaben: "Allah senin belanı versin." şeklindeki beddua niteliğinde olan sözlerinin, müşteki ve katılanların onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmaması nedeniyle hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, sanığın beraatı yerine mahkûmiyetine dair hüküm kurulması hukuka aykırıdır.
IV- Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, kanun yararına bozma isteği doğrultusunda düzenlediği tebliğnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden,
1) Ankara 28. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 02/04/2019 tarihli ve 2018/174 esas, 2019/286 karar sayılı hükmünün, 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
2) Hükümdeki hukuka aykırılık sanığa verilen cezanın kaldırılmasını gerektirmekle, anılan yasa maddesinin 4-d fıkrası gereğince, sanığın hakaret suçundan BERAATİNE,
3) Sanığın beraat etmesi nedeni ile bu dosya için yapılan yargılama giderinin hazine üzerinde bırakılmasına,
4) Hükmolunan cezanın çektirilmemesine, dosyanın Adalet Bakanlığı'na sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na TEVDİİNE, 08/06/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Bu karar, hakaret suçu ile beddua arasındaki sınırı netleştiren önemli bir içtihattır. Analiz edilmesi gereken birkaç kritik nokta bulunmaktadır:
Bu kararın usul açısından dikkat çekici bir özelliği, temyiz değil kanun yararına bozma yoluyla bozulmuş olmasıdır. Kanun yararına bozma, kesinleşmiş kararlardaki hukuka aykırılıkların giderilmesi için Adalet Bakanlığı veya Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın başvurduğu olağanüstü bir kanun yoludur. Yerel mahkemenin verdiği 1.100 TL para cezası kesinleşmiş olmasına karşın Yargıtay bu yola başvurarak kararı bozmuştur. Bu durum, hatanın ne denli açık olduğunu gözler önüne sermektedir.
Yargıtay'ın bu içtihadı incelendiğinde, sınırın üç temel unsura göre çizildiği görülmektedir. Birincisi, ifadenin kişiyi küçük düşürmeye yönelik somut bir isnat içerip içermediğidir. İkincisi, muhatabın onur ve şerefini doğrudan rencide edecek nitelikte olup olmadığıdır. Üçüncüsü ise sözlerin bağlamı; yani nerede, ne zaman ve hangi koşullarda söylendiğidir. "Allah belanı versin" ifadesi bu üç ölçüte göre değerlendirildiğinde; somut bir isnat içermediği, kişiyi küçük düşürmediği ve genel toplumsal kültürde öfke anında kullanılan bir beddua formülü olduğu sonucuna varılmaktadır.
Beddua niteliğindeki sözlerin hakaret suçu oluşturmadığını belirtmek, her türlü kaba söylemin serbest olduğu anlamına gelmez. Yargıtay'ın kabul ettiği içtihatlara göre aşağıdaki türden ifadeler hakaret suçu kapsamında değerlendirilebilir:
Hakaret suçu ve cezası hakkında kapsamlı bilgi için Birine Hakaret Etmenin Cezası ve Dava Süreci sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Bu kararın önemi, yüz yüze iletişimin yanı sıra sosyal medya ortamlarında da geçerliliğini korumaktadır. WhatsApp, Instagram, Twitter/X ve Facebook gibi platformlarda sıkça karşılaşılan "Allah belanı versin" tarzı ifadeler, Yargıtay'ın bu içtihadı doğrultusunda hakaret suçu oluşturmamaktadır.
Bununla birlikte sosyal medyada hakaret suçunun bazı önemli özellikleri bulunmaktadır:
Sosyal medya üzerinden işlenen suçlar ve hukuki süreçler hakkında Sosyal Medyada Suç İşlemek ve Hukuki Sonuçları sayfamıza göz atabilirsiniz.
Hakaret davalarında hem sanık hem de mağdur açısından bilinmesi gereken önemli hukuki bilgiler şu şekilde özetlenebilir:
Ankara'da ceza davaları ve savunma süreçleri hakkında Ankara Ceza Avukatı Hizmetleri sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.
Yargıtay 18. Ceza Dairesi'nin bu kararına göre hayır. "Allah senin belanı versin" ifadesi beddua niteliğinde kabul edilmekte ve hakaret suçunun unsurlarını taşımamaktadır. Bu nedenle yalnızca bu ifade nedeniyle mahkûmiyet kararı verilemez.
Hakaret suçu, kişinin onur, şeref ve saygınlığını doğrudan rencide eden somut isnat veya sövme içerir. Beddua ise kişiye ilahi bir ceza dileme olup muhataba yönelik somut bir olumsuz isnat içermez. Yargıtay, beddua niteliğindeki ifadeleri hakaret suçu kapsamında değerlendirmemektedir.
Kanun yararına bozma, kesinleşmiş kararlardaki açık hukuka aykırılıkların giderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın başvurduğu olağanüstü bir kanun yoludur. Bu davada yerel mahkeme kararı kesinleşmesine karşın açıkça hukuka aykırı bulunduğundan bu yola başvurulmuştur.
Hakaret suçu şikayete bağlı olup faili öğrenme tarihinden itibaren 6 aylık hak düşürücü süre işlemektedir. Bu süre kaçırıldığında şikayet hakkı ortadan kalkar ve dava açılamaz.
Bu Yargıtay kararına göre hayır. Beddua niteliğindeki ifadeler, sosyal medya ortamında da hakaret suçu oluşturmamaktadır. Bununla birlikte sosyal medyadaki paylaşımlar "aleniyet" unsuru taşıdığından başka suç unsurlarının bulunması halinde farklı değerlendirmeler söz konusu olabilir.
TCK m.129 uyarınca, hakaret eyleminin karşılıklı bir tartışma ortamında ve karşı tarafın haksız tahrikine tepki olarak gerçekleşmesi halinde sanığa hükmedilecek cezada indirim uygulanabilir veya ceza tamamen kaldırılabilir. Bu davada da TCK m.129 uyarınca indirim uygulanmıştır.
Evet. Hakaret suçu uzlaşma kapsamındaki suçlar arasında yer almaktadır. Tarafların uzlaşması halinde dava düşer ve sanık hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilir. Uzlaşma, hem sanık hem de mağdur açısından zaman ve masraf tasarrufu sağlar.
Hakaret suçu, şikayet ve savunma süreçlerinde uzman ceza avukatı desteği alın.
Yukarıda yer alan Yargıtay kararı bilgilendirme amaçlı paylaşılmış olup hukuki tavsiye niteliği taşımamaktadır. Her somut olay farklı koşullar içerebileceğinden hak kaybına uğramamanız adına bir hukuk bürosu ile iletişime geçip profesyonel destek almanızı öneririz. (KARTALHAN HUKUK BÜROSU)