Şimdi Yazın
Ankara merkezli Uzman Avukat kadromuzla, güncel mevzuat ışığında
güvenilir danışmanlık ve sonuç odaklı hukuki çözümler sunuyoruz.
Estetik ameliyatlarda doktor ile hasta arasındaki hukuki ilişkinin niteliği, tazminat taleplerinin temelini doğrudan etkiler. Yargıtay 15. Hukuk Dairesi bu kararıyla kritik bir ilke belirlemiştir: Estetik amaçlı tıbbi müdahaleler eser sözleşmesi niteliği taşır ve yüklenici (hekim) sonucu garanti etmek zorundadır.
Bu ilke, sıradan tedavi sözleşmelerinden önemli ölçüde ayrışmaktadır. Tedavi sözleşmelerinde hekim yalnızca gerekli özeni göstermekle yükümlüdür; sonucu garanti etmez. Estetik müdahalelerde ise sözleşmenin konusu belirli bir sonucun (istenen görünümün) ortaya çıkarılmasıdır. Bu nedenle sonuç elde edilmezse hekim sorumlu tutulabilir.
Tıbbi malpraktis ve tazminat davaları konusunda Maddi Tazminat Davası sayfamızı inceleyebilirsiniz.

Hekimlik sözleşmeleri genel olarak iki farklı kategoride değerlendirilmektedir:
Hastalık tedavisine yönelik standart tıbbi müdahalelerde hekim, mevcut tıp biliminin gerektirdiği özeni göstermekle yükümlüdür. Ancak tedavi sonucunu garanti etmez; çünkü insan vücudunun tepkisi önceden tam olarak belirlenemez.
Estetik amaçlı müdahalelerde sözleşmenin konusu belli bir sonucun (istenen görünümün) elde edilmesidir. Bu nedenle TBK m. 355 ve devamı kapsamında eser sözleşmesi hükümlerine tabi tutulur. Eser sözleşmesinin niteliği gereği yüklenici (hekim) sonucu garanti etmektedir.
Tıbbi ihmal ve malpraktis konusunda Haksız Fiil Sorumluluğu sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 2019/2716 E. , 2019/3692 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi: Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
İlk Derece Mahkemesi: Tüketici Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı olan Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'nce verilen kararın temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Dava, eser sözleşmesi niteliğinde estetik amaçlı tıbbi müdahaleden kaynaklanmakta olup, mahkemece davanın reddine dair verilen hüküm davacı vekilince temyiz olunmuştur.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin küçük yaşta geçirdiği kaza sebebiyle burun kemiği kırıldığını, ameliyat olduğunu, davalı şirkete ait 20.06.2012 tarihinde bu hastanede çalışan doktor tarafından ameliyat edildiğini, davalı doktorun hem nefes alma güçlüğünün geçeceğini, hem de şekil bozukluğunun düzeleceği konusunda müvekkiline garanti verdiğini, ameliyat sonrasında müvekkilinin burnunun düzelmediğini, aksine hem burnundan nefes almasının daha da kötü ve çirkin bir hale geldiğini, burnun sol tarafının içine çöktüğünü, davalı doktorun yaptığı ameliyattan sonra şikayetlerinin daha da arttığını, müvekkilinin 09.10.2015 tarihinde yeniden ameliyat olmak zorunda kaldığını, ameliyat için 14.000,00 TL ödemek zorunda kaldığını, kötü günler geçirdiğini, manevi çöküntüye maruz kaldığını belirterek 14.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; davacıya ameliyat sonuçlarıyla ilgili olarak, sonucun iyi olması için gerekli her şeyin yapılacağı dışında hiçbir garanti verilmediğini, bu tür sorunların olabileceğinin yazılı ve sözlü olarak anlatıldığı ve yazılı onayının alındığını, davacının ilk sorunlar ortaya çıktığında davalıya başvurması gerektiğini, bunun yanında davacının ikinci ameliyat için ödediği ücretin içinde başka ameliyatın da olduğunu, istediği tazminat miktarının fahiş olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Taraflar arasında sözleşmenin kurulduğu tarih itibariyle yürürlükte bulunan mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 355. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi bulunduğu uyuşmazlık konusu değildir. Taraflar arasında davacıya estetik müdahalelerde bulunulması kararlaştırılmıştır. Eser sözleşmesini düzenleyen TBK'nın 355. maddesi uyarınca yüklenicinin edimi bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin edimi ise, karşılığında bedel ödemeyi üstlenmesidir. Eser sözleşmesinin niteliği gereği yüklenici sonucu garanti etmektedir. Komplikasyonlarda ise aydınlatma yükümlülüğü ve komplikasyon yönetiminin doğru yapılması yine yüklenicinin (hekimin) sorumluluğundadır.
Diğer yandan, 04.04.1997 tarihinde imzalanan ve 09.12.2003 tarihinde 25311 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanıp yürürlüğe giren ve iç hukukumuzun bir parçası haline gelen Avrupa Biyotıp Sözleşmesi 16.03.2004 tarihinde onaylanmış olup, sözleşmenin "Meslek Kurallarına Uyma" başlıklı 4. maddesinde, "araştırma dahil, sağlık alanında herhangi bir müdahalenin ilgili mesleki yükümlülükler ve standartlara uygun olarak yapılması gerekir." düzenlemesi karşısında, davacıya hastane ortamında tıbbi müdahalede bulunulduğuna göre bu sözleşme hükümleri de esas alınarak uyuşmazlığın çözümü zorunludur.
Davacı, burun estetiği gayesiyle yani estetik amaçla davalıya başvurmuş olduğuna göre, estetik ameliyat yapılmak suretiyle istenilen ve kararlaştırılan amaca uygun güzel bir görünüm sağlanmasının taraflar arasındaki eser sözleşmesinin konusu olduğu açıktır. Burada sözleşme yapılmasının nedeni belli bir sonucun ortaya çıkmasıdır. Eser yüklenicinin sanat ve becerisini gerektiren bir emek sarfı ile gerçekleşen sonuç olup, yüklenici eseri iş sahibinin yararına olacak şekilde ve ona hiçbir zarar vermeden meydana getirmek yükümlülüğü altındadır.
Somut olayda ise; dosya kapsamına göre davalı tarafından yapılan operasyondan sonra oluşan ve giderilemeyen şekil bozukluğunun başka bir uzman tarafından giderildiği anlaşılmaktadır. Davalı savunmasında davacıyı ikinci operasyon için çağırdıklarını ancak gelmediğini açıklamıştır. Davalının edimi Borçlar Kanunu'nda düzenlenen eser sözleşmesi hükümlerine göre sonuç taahhüdünü içermekte olup bu taahhüdün ilk operasyonda yerine getirilmediği anlaşılmaktadır. Güveni sarsılmış olan davacının ikinci operasyon için davalıya gitmesi beklenemeyeceğinden davacının burun ile ilgili estetik operasyon için yaptığı masrafın yeni bir bilirkişi heyetinden alınacak rapor ile hesaplattırılıp ayrıca manevi tazminat talebi yönünden de değerlendirme yapılarak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ:
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile...Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddi kararı kaldırılarak ilk derece mahkemesi hükmünün davacı yararına BOZULMASINA, 6100 sayılı HMK 373. madde hükümleri gözetilerek dosyanın ilk derece mahkemesine, karardan bir örneğin ise Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne gönderilmesine, 30.09.2019 günde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.
Bu Yargıtay kararına göre evet. Estetik müdahaleler eser sözleşmesi niteliği taşıdığından yüklenici (hekim) sonucu garanti etmek zorundadır. Belirli bir görünümün elde edilmesi sözleşmenin konusunu oluşturduğundan, sonuç gerçekleşmezse hekim sorumlu tutulur.
Tedavi amaçlı ameliyatlar vekalet sözleşmesi niteliği taşır; hekim yalnızca gereken özeni göstermekle yükümlüdür. Estetik amaçlı müdahaleler ise eser sözleşmesi kapsamında değerlendirilir ve hekim sonucu garanti eder. Bu fark, tazminat taleplerinde belirleyici rol oynar.
Rıza belgesi (aydınlatılmış onam) yalnızca komplikasyon riskinin hastaya bildirildiğini kanıtlar; hekimin kusurlu müdahalesinden kaynaklanan zararı kapsayan bir sorumluluk muafiyeti değildir. Yargıtay bu kararında davalının "yazılı onay alındı" savunmasını reddederek tazminata hükmedilmesi gerektiğini belirlemiştir.
Komplikasyonun varlığı tek başına hekimi sorumluluktan kurtarmaz. Yargıtay'a göre komplikasyon gelişmesi halinde dahi aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmesi ve komplikasyon yönetiminin doğru yapılması hekimin sorumluluğundadır. Komplikasyonun ihmale mi yoksa tıbbi standartlara uygun yapılan müdahaleye mi bağlı geliştiği belirleyicidir.
Evet. Yargıtay bu kararında açıkça hükme bağlamıştır: Güveni sarsılmış olan hastanın ikinci operasyon için aynı hekime başvurması beklenemez; başka hekime yapılan masraf, başarısız operasyonu gerçekleştiren hekimden talep edilebilir.
Evet. Estetik operasyonun başarısız olması; hastalık sürecinin uzaması, beden bütünlüğünün zedelenmesi ve psikolojik yük gibi sonuçlar doğurabilir. Bu durumlar manevi tazminat talebinin temelini oluşturur. Yargıtay, manevi tazminat talebinin de bağımsız olarak değerlendirilmesi gerektiğine hükmetmiştir.
Evet. Tıbbi müdahalenin standartlara uygun olup olmadığı, komplikasyon yönetiminin doğru yapılıp yapılmadığı ve zarar ile hekimin müdahalesi arasındaki nedensellik bağı ancak uzman bilirkişi heyeti tarafından değerlendirilebilir. Yargıtay bu davada yeni bilirkişi raporu alınmadan verilen kararı eksik inceleme gerekçesiyle bozmuştur.
Başarısız estetik müdahalelerden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat taleplerinde profesyonel hukuki destek alabilirsiniz.
Yukarıda aktarılan içtihat bilgilendirme amacı taşımaktadır. Her somut olay farklı özellikler taşıyabileceğinden hak kaybına uğramamanız adına bir hukuk bürosu ile iletişime geçip profesyonel destek almanızı öneririz. (KARTALHAN HUKUK BÜROSU)