Şimdi Yazın
Ankara merkezli Uzman Avukat kadromuzla, güncel mevzuat ışığında
güvenilir danışmanlık ve sonuç odaklı hukuki çözümler sunuyoruz.
Kredi sözleşmesinde kefil olarak yer alan kişi, ipotek üzerinden başlatılan takipte taşınmazın ihalesi yapıldığında bu ihaleye itiraz edebilir mi? İpoteğe dayalı takipte kefilin borçlu sıfatı var mıdır? Yargıtay 12. Hukuk Dairesi bu kararıyla iki ayrı kritik ilkeyi belirlemiştir:
1. Kredi sözleşmesinde kefil olmak, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yürütülen takipte ihalenin feshini talep etme hakkı vermez.
2. İşin esasına girilmeden ihalenin feshi talebinin reddedilmesi halinde şikayetçi aleyhine para cezasına hükmedilemez.
İcra ve ipotek süreçleri konusunda Ankara İcra Avukatı sayfamızı inceleyebilirsiniz.

İİK m. 134/2 uyarınca ihalenin feshini isteyebilecek kişiler sınırlı sayıda (numerus clausus) belirlenmiştir. Bu kişiler şunlardır:
Bu liste sınırlı sayıdadır; listede yer almayan kişiler ihalenin feshini talep edemez. Kefil bu liste içinde yer almamaktadır.
İİK m. 149 uyarınca ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yürütülen takipte icra müdürü, borçluya ve taşınmazı üçüncü kişi tarafından rehneden ya da mülkiyet üçüncü kişiye geçmişse bu kişilere icra emri gönderir. Kredi sözleşmesi kefillerine bu takip kapsamında icra emri gönderilemez.
Alacaklı, kefillere karşı ayrıca haciz (veya iflas) yoluyla bağımsız bir takip yapabilir. Dolayısıyla kefil, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yürütülen takipte borçlu sıfatı taşımaz ve ihalenin feshini talep edemez.
İhalenin feshi taleplerinde, talebin esastan (yani ihaleye katılım usulü, satış şartları, değerleme gibi gerekçelerle) incelenip reddedilmesi halinde şikayetçi aleyhine ihale bedelinin %10'u oranında para cezasına hükmedilir.
Ancak İİK m. 134/2'nin son cümlesi çok önemli bir istisna getirmektedir: İşin esasına girilmeden ihalenin feshi talebinin reddedilmesi halinde şikayetçi aleyhine para cezasına hükmedilemez.
Bu davada mahkeme, şikayetçinin ihalenin feshini talep etme ehliyeti olmadığı için talebi esasa girmeden reddetmiş; buna rağmen %10 para cezasına hükmetmiştir. Yargıtay bu uygulamayı hatalı bularak para cezasını kaldırmıştır.
Kefalet ve borç ilişkileri konusunda Ankara Borçlar Hukuku Avukatı sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2020/5913 E. , 2020/8339 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ: Bölge Adliye Mahkemesi
Şikayetçinin, 20.06.2019 tarihli taşınmaz ihalenin feshi istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, ilk derece mahkemesince istemin reddine ve şikayetçi aleyhine ihale bedelinin %10'u oranında para cezasına hükmedildiği, şikayetçinin istinaf yoluna başvurması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
İİK'nın 134/2. maddesinde; "İhalenin feshini, Borçlar Kanunu'nun 226. maddesinde yazılı sebepler de dahil olmak üzere yalnız satış isteyen alacaklı, borçlu, tapu sicilindeki ilgililer ve pey sürmek suretiyle ihaleye iştirak edenler, yurt içinde bir adres göstermek koşuluyla icra mahkemesinden şikayet yolu ile ihale tarihinden itibaren 7 gün içinde isteyebilirler" hükmüyle ihalenin feshini talep edebilecek kişiler düzenlenmiştir.
İİK'nın 149. maddesine göre, kredi sözleşmesi kefillerine icra emri gönderilemez. Alacaklı, kefillere karşı haciz (veya iflas) yolu ile ayrı bir takip yapabilir.
Somut olayda şikayetçi, ipoteğe esas kredi sözleşmesinde müteselsil kefil olarak bulunmaktadır. Her ne kadar takip talepnamesi ve icra emrinde borçlu olarak ismi yer alsa da, yukarıda açıklandığı üzere ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takipte kendisine icra emri gönderilemez. Bu nedenle şikayetçinin takipte borçlu sıfatı da bulunmamaktadır. Ayrıca şikayetçi, tapu sicilindeki ilgili veya ihaleye pey süren kişi de değildir. Yukarıda yazılı maddede, ihalenin feshini isteyebilecek ilgililer sınırlı olarak sayılmıştır. Şikayetçinin, takibe konu ipoteğe esas kredi sözleşmesinde kefil olması, kendisine ihalenin feshini talep hakkı vermez.
Ancak, İİK'nın 134. maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesinde; işin esasına girilmeden ihalenin feshi talebinin reddi halinde, şikayetçi aleyhine para cezasına hükmedilemeyeceği öngörülmektedir. Buna rağmen ilk derece mahkemesince şikayetçi aleyhine taşınmazın ihale bedelinin %10'u oranında para cezasına hükmedilmesi isabetsiz olup anılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını zorunlu kılmadığından, ilk derece mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekmiştir.
SONUÇ:
Şikayetçinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının KALDIRILMASINA; ilk derece mahkemesi kararının para cezasına ilişkin bendindeki "Davacının ihale bedelinin %10'u oranında para cezası ile cezalandırılmasına" şeklindeki cümlenin karar metninden ÇIKARILMASINA, kararın düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, 08/10/2020 günde oybirliğiyle karar verildi.
Hayır. Bu kararın temel içtihadı şudur: Kredi sözleşmesinde kefil olmak, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yürütülen takipte ihalenin feshini talep etme hakkı vermez. İİK m. 134/2'de sayılan kişiler arasında kefil yer almamaktadır.
Kefil bu takipte borçlu sıfatı taşımaz; kendisine icra emri gönderilemez. Alacaklı, kefil hakkındaki alacağını tahsil etmek istiyorsa kefile karşı ayrıca genel haciz ya da iflas yoluyla bağımsız bir icra takibi başlatmak zorundadır.
İİK m. 134/2 uyarınca yalnızca şu kişiler: satış isteyen alacaklı, borçlu, tapu sicilindeki ilgililer (ipotek alacaklıları vb.) ve pey sürerek ihaleye katılanlar. Bu liste sınırlı sayıdadır; listede yer almayan kişiler talepte bulunamaz.
İhale tarihinden itibaren 7 gündür. Bu süre hak düşürücüdür; geçirilmesi halinde ihalenin feshi talep edilemez. Ayrıca talep sahibinin yurt içinde bir adres göstermesi zorunludur.
Hayır. İİK m. 134/2'nin son cümlesi önemli bir istisna getirmektedir: İşin esasına girilmeden reddedilen talepte şikayetçi aleyhine para cezasına hükmedilemez. Para cezası yalnızca talebin esastan incelenip reddedilmesi halinde uygulanır.
Tapu sicilinde hak sahibi olarak görünen kişiler kastedilmektedir: rehin alacaklıları, irtifak hakkı sahipleri, tapu şerhi bulunanlar gibi. Bu kişiler ihalenin feshini talep edebilirken, yalnızca kefil olan kişi bu kapsamda değildir.
Kefil, ihalenin feshi yoluna başvuramaz. Ancak usulsüz tebligat, takibin kendisine yöneltilmesi hakkında şikayet yoluna başvurabilir. Asıl borçlu adına yapılan takibin kesinleşmesinden sonra kefile karşı ayrı bir haciz takibi açılırsa, bu ayrı takipte itiraz haklarını kullanabilir.
Kefalet sözleşmeleri, ipotek takipleri ve ihale süreçlerinde hak kaybı yaşamamak için profesyonel destek alabilirsiniz.
Yukarıda aktarılan içtihat bilgilendirme amacı taşımaktadır. Her somut olay farklı özellikler taşıyabileceğinden hak kaybına uğramamanız adına bir hukuk bürosu ile iletişime geçip profesyonel destek almanızı öneririz. (KARTALHAN HUKUK BÜROSU)