Şimdi Yazın
Ankara merkezli Uzman Avukat kadromuzla, güncel mevzuat ışığında
güvenilir danışmanlık ve sonuç odaklı hukuki çözümler sunuyoruz.
İcra takibinde borçlunun çiftçi olması halinde, tarım arazisi üzerine konan haciz bazı koşullarda kaldırılabilmektedir. İcra ve İflas Kanunu'nun 82. maddesinin 1. fıkrasının 4. bendi; borçlu çiftçinin kendisinin ve ailesinin geçimi için zorunlu olan arazinin haczedilemeyeceğini düzenlemektedir.
Ancak uygulamada sıklıkla şu soru gündeme gelmektedir: Borçlu tarım arazisini bizzat işlemiyor, ortakçıya (yarıcıya) vermiş ya da kiraya koymuşsa yine de haczedilmezlik şikayetinde bulunabilir mi?
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi bu kararla yanıtı netleştirmektedir: Evet, bulunabilir. Borçlunun arazisini bizzat işlemesi zorunlu değildir; ortakçıya veya kiracıya devretmesi, asıl işinin çiftçilik olması koşuluyla haczedilmezlik hakkını ortadan kaldırmaz. Bununla birlikte karar, önemli bir sınır da koymaktadır: geçimini çiftçilikten değil, başka bir kaynaktan (emekli aylığı, maaş gibi) sağlayan borçlu bu korumadan yararlanamaz.
İİK m. 82/1-4 uyarınca haczedilmezlik güvencesinden yararlanabilmek için şu koşulların bir arada bulunması gerekir:
İcra hukuku ve haczedilmezlik şikayetleri konusunda Ankara İcra Avukatı sayfamızı inceleyebilirsiniz.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi — 2019/11222 E., 2019/14024 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ: İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Sair temyiz itirazları yerinde değil ise de;
Alacaklı tarafından şikayetçi borçlular aleyhine başlatılan ilamlı takipte, borçluların; geçimini çiftçilikle sağladıkları iddiası ile 19 adet taşınmaza ilişkin haczedilmezlik şikayetinde bulunarak, hacizlerin İİK'nin 82/1-4. madde fıkraları gereğince kaldırılması istemiyle icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece, bilirkişi raporu doğrultusunda her iki borçlu yönünden şikayetin kabulü ile hacizlerin kaldırılmasına karar verildiği görülmektedir.
İİK'nun 82. maddesinin birinci fıkrasının 4. bendinde; "Borçlu çiftçi ise kendisinin ve ailesinin geçimi için zaruri olan arazi ve çift hayvanları ve nakil vasıtaları ve diğer eklenti ve aletlerinin..." haczedilemeyeceği belirtildikten sonra, aynı maddenin üçüncü fıkrasında; "Birinci fıkranın (2), (4), (7) ve numaralı bentlerinde sayılan malların kıymetinin fazla olması durumunda, bedelinden haline münasip bir kısmı, ihtiyacını karşılayabilmesi amacıyla borçluya bırakılmak üzere haczedilerek satılır" hükmüne yer verilmiştir. Yine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 02.1972 tarihli ve 542/1979 sayılı kararında; "maddede sözü edilen aile tabirine, davacının, kanunen geçindirmekle yükümlü olduğu kimselerin dahil olacağı ve haczi caiz olmayan arazi tespitinde, böyle bir ailenin geçimi için zaruri olup olmadığının göz önünde tutulması gerektiği" belirtilmiştir.
Borçlunun bu maddeden yararlanabilmesi için asıl uğraşısının çiftçilik olması asıldır. Bir başka ifade ile geçimini çiftçilik ile temin etmelidir. Bunun için borçlunun bizzat kendisinin çalışması zorunlu olmayıp tarım arazisini ortakçıya (yarıcıya) vermek suretiyle işletmesi veya kiraya vermesi halinde de bu madde uyarınca haczedilmezlik şikayetinde bulunabilir. Asıl işi çiftçilik olan borçlunun yan gelir elde etmek amacıyla yan işler yapması, çiftçilik sıfatını ortadan kaldırmaz. Böyle bir durumda, borçlunun asıl uğraşısının çiftçilik olup olmadığı araştırılıp tesbit edildikten sonra, kendisi ve ailesinin geçimi için zaruri olan arazinin miktarı, haczedilen ve haczedilmeyen tüm taşınmazları, keşif ve bilirkişi incelemesi ile belirlenmeli ve borçlunun elde ettiği ek gelirler de dikkate alınarak hesaplama yapılmalı ve oluşacak sonuca göre karar verilmelidir.
Somut olayda, mahkemece aldırılan sosyo-ekonomik durum raporunda; çiftçilik kaydı bulunmayan borçlunun ev hanımı olduğu, geçimini murisin emekli aylığı ile sağladığı bildirilmiştir. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde borçlunun geçimini çiftçilik ile sağlamadığı anlaşılmaktadır.
O halde mahkemece, borçlu yönünden şikayetin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
SONUÇ:
Alacaklının temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nin 366. ve HUMK'nin 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 03/10/2019 günü oy birliğiyle karar verildi.
Bu karar, yaşlılık, hastalık veya başka nedenlerle arazisini bizzat işleyemeyen ancak asıl geçimini çiftçilikten sağlayan borçluların korunmasını amaçlamaktadır. Bir çiftçi arazisini ortakçıya (yarıcıya) ya da kiracıya verdiğinde tarım faaliyetinden ekonomik bağı devam eder; arazi geliri asıl gelir kaynağı olmayı sürdürür. Bu nedenle bizzat işlememe, İİK m. 82/1-4 güvencesini ortadan kaldırmamaktadır.
Asıl işi çiftçilik olan borçlunun ek gelir elde etmek amacıyla başka işler yapması, çiftçilik sıfatını ortadan kaldırmaz. Örneğin traktör kiralama işi yapan ya da ek olarak inşaat işçiliği yapan bir çiftçi, asıl gelir kaynağının çiftçilik olması koşuluyla haczedilmezlik güvencesinden yararlanmaya devam edebilir.
Bu kararda önemli bir sınır da çizilmektedir: Taşınmazda çiftçilik kaydı bulunmayan, geçimini başka bir kaynaktan (emekli aylığı, maaş vb.) sağlayan kişi, arazi üzerinde tarımsal faaliyet yürütülse dahi haczedilmezlik şikayetinde bulunamaz. Karar bu noktayı somut olaydaki ev hanımı borçlu üzerinden açıkça ortaya koymaktadır.
Mahkeme; borçlunun asıl uğraşısının çiftçilik olup olmadığını, haczedilen ve haczedilmeyen tüm taşınmazlarını, zaruri arazi miktarını ve elde edilen ek gelirleri keşif ve bilirkişi incelemesiyle belirlemelidir. Sosyo-ekonomik durum raporu bu süreçte kritik bir belge niteliği taşımaktadır. İcra takibi ve haciz işlemleri konusunda İcra İtiraz Süreleri sayfamıza da göz atabilirsiniz.
Haczedilmezlik şikayeti, hacizden sonra belirli bir süre içinde icra mahkemesine yapılmalıdır. Bu süre İİK m. 16/1 uyarınca haciz tarihinden itibaren 7 gündür. Süre hak düşürücüdür; geçirilmesi halinde şikayet hakkı ortadan kalkar.
Tarım arazisi haczi ve icra şikayetleri konusunda İcra Tebligatı ve Usulsüzlük Şikayeti sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Hayır. Haczedilmezlik koruma kapsamı sınırlıdır: yalnızca borçlu çiftçinin kendisi ve ailesinin geçimi için zorunlu olan miktar haczedilemez. Zorunluluğu aşan fazla arazi kısmı haczedilerek satılabilir; satış bedelinden borçluya haline münasip bir pay bırakılır.
Bu Yargıtay kararına göre evet, yapabilirsiniz. Arazisini kiraya veren ya da ortakçıya işleten borçlu, asıl geçimini çiftçilikten sağlaması koşuluyla haczedilmezlik güvencesinden yararlanabilir. Bizzat çalışmak zorunlu değildir.
Asıl geçim kaynağınızın çiftçilik olması belirleyicidir. Yan gelir elde etmek amacıyla başka işler yapmanız çiftçilik sıfatını ortadan kaldırmaz. Ancak geçiminizi ağırlıklı olarak başka bir işten (maaş, emekli aylığı vb.) sağlıyorsanız ve çiftçilik yan faaliyet niteliğindeyse haczedilmezlik şikayetini kabul ettiremeyebilirsiniz.
Haciz tarihinden itibaren 7 günlük hak düşürücü süre içinde icra mahkemesine şikayet dilekçesi verilmelidir. Bu süre geçirildiğinde şikayet hakkı kullanılamaz; bu nedenle hacizle karşılaşıldığında vakit kaybetmeden avukate başvurulması önerilir.
Resmi çiftçilik kaydı bulunmaması tek başına şikayeti engellemez; ancak çiftçilik faaliyetini ispat etmek güçleşir. Muhtarlık yazısı, ziraat odası ifadesi, tarımsal ürün satış belgeleri ve tanık delili gibi belgelerle çiftçilik sıfatı kanıtlanabilir. Somut olayın koşulları belirleyicidir.
Mahkeme bilirkişi aracılığıyla şu soruları araştırır: Borçlunun asıl uğraşısı çiftçilik mi? Kendisinin ve ailesinin geçimi için ne kadar arazi zorunlu? Haczedilen ve haczedilmeyen tüm taşınmazların durumu nedir? Elde edilen ek gelirler nelerdir? Tüm bu unsurlar keşif ve sosyo-ekonomik durum raporu temelinde değerlendirilerek karar verilir.
Zaruri miktarı aşan arazi kısmı haczedilerek satılabilir. Ancak satış bedelinden borçlunun haline münasip bir kısmı kendisine bırakılmak zorundadır (İİK m. 82/3). Bu hesaplamanın doğru yapılması için arazinin tamamının bilirkişi incelemesiyle değerlenmesi gerekir.
Tarım arazisi haczi ve icra şikayeti konusunda uzman görüşü alın.
Yukarıda aktarılan içtihat metni, Yargıtay kararının orijinal metninden alınmış olup bilgilendirme amacı taşımaktadır. Her somut olay farklı özellikler taşıyabileceğinden hak kaybına uğramamanız adına bir hukuk bürosu ile iletişime geçip profesyonel destek almanızı öneririz. (KARTALHAN HUKUK BÜROSU)