Şimdi Yazın
Ankara merkezli Uzman Avukat kadromuzla, güncel mevzuat ışığında
güvenilir danışmanlık ve sonuç odaklı hukuki çözümler sunuyoruz.
Kiracıların sıkça düştüğü bir tuzak vardır: kira bedelini yatırırken banka komisyonu veya havale masrafı nedeniyle küçük bir miktar eksik geçmesi ve bu durumun farkında bile olunmaması. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin bu kararı, söz konusu durumun ne kadar ciddi hukuki sonuçlar doğurabileceğini çarpıcı biçimde ortaya koymaktadır.
Kararın özü şudur: Kiracı, banka masrafı nedeniyle kiraya verenin hesabına 35 kuruş eksik ödeme yapmıştır. Bu eksik miktarı, icra takibi üzerine verilen 30 günlük süre içinde de ödememiştir. Yargıtay, borcun miktarının az ya da çok olmasının temerrüt olgusunun gerçekleşmesini engellemeyeceğini; 35 kuruş üzerinden dahi itirazın kaldırılmasına ve tahliyeye karar verilmesi gerektiğini hükme bağlamıştır.
Kira uyuşmazlıkları ve tahliye davaları konusunda Tahliye Davası sayfamızı inceleyebilirsiniz.

Türk Borçlar Kanunu m. 315 ve İcra İflas Kanunu m. 269 uyarınca kiracının kira bedelini ödememesi ya da eksik ödemesi, kiraya verene tahliye talebinde bulunma hakkı tanıyabilir. Ancak bunun için belirli usul adımlarının eksiksiz izlenmesi gerekmektedir.
Temerrüt olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği belirlenirken borcun miktarına değil, borcun zamanında ve tam olarak ifa edilip edilmediğine bakılır. Eksik ödeme —miktarı ne olursa olsun— tam ödeme değildir. Kiracıya verilen 30 günlük süre içinde bu eksiklik giderilmemişse temerrüt gerçekleşmiştir. Mahkeme, 0,35 TL üzerinden itirazın kaldırılmasına ve temerrüt nedeniyle tahliyeye karar vermek zorundadır.
Kira tespit ve tahliye davaları konusunda Kira Tespit Davası sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2015/6655 E. , 2015/10585 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 14. İcra Hukuk Mahkemesi
TARİHİ: 26/03/2015
NUMARASI: 2015/38 - 2015/200
İcra mahkemesince verilmiş bulunan yukarıda tarih ve numarası yazılı karar, davacı tarafından süresi içinde temyiz edilmiş olmakla, dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Davacı alacaklı tarafından davalı borçlu hakkında kira alacağının tahsili amacıyla tahliye istekli olarak başlatılmış olan icra takibi nedeniyle düzenlenen ödeme emrine davalı borçlunun yasal süresinde itiraz etmesi üzerine davacı alacaklı icra mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılması, takibin devamı ve tahliye isteminde bulunmuştur. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi üzerine karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında 01.04.2009 başlangıç tarihli ve 1 yıl süreli kira sözleşmesi düzenlendiği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Alacaklı tarafından kiracı borçlu hakkında İstanbul Anadolu 2. İcra Müdürlüğünün 2014/25088 esas sayılı takip dosyasında, 15.12.2014 tarihli takip talebi ile; aylık 500'er TL'den 2014 Nisan ve Haziran ayları kira farkı toplamı 1.000 TL'nin 55,11 TL işlemiş faiziyle birlikte tahsili ve tahliye isteminde bulunduğu, davalı borçlunun süresinde vermiş olduğu itiraz dilekçesinde "...alacaklıya borcu olmadığını, Nisan ve Haziran 2014 ayları kira bedeli olan toplam 2.600 TL'nin alacaklının banka hesabına havale edildiğini belirterek borca itiraz ettiği, davacı alacaklı tarafından İcra Mahkemesinde itirazın kaldırılması ve tahliye davası açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece, takip konusu aylar kira parasının takipten önce ödendiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davalı tarafından takipten önce 2.4.2014 tarihinde 1.300,65 TL ve 9.6.2014 tarihinde 1.300 TL ödendiği savunulmuştur. Ancak, dosyada bulunan ödeme belgeleri incelendiğinde, davalı tarafça 2.4.2014 tarihinde davacı hesabına 1.299,65 TL, 9.6.2014 tarihinde 1.300 TL ödendiği görülmüştür. Davalı tarafça 2.4.2014 tarihinde 1.300,65 TL yatırıldığı bankanın 1,00 TL masraf kesmesi nedeniyle davacı hesabına 1.299,65 TL geçtiği, 2014 Nisan kirasının 35 kuruş eksik ödendiği anlaşılmıştır. Mahkemece, 0,35 TL eksik ödeme nedeniyle temerrüt gerçekleşmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, davacı alacaklı tarafından 15.12.2014 tarihinde başlatılan takip üzerine davalıya ödeme emri gönderilmiş ve borcun ödenmesi için 30 günlük süre verilmiştir. Davalı borçlu borcu olmadığını belirterek borca itiraz etmiş, ancak verilen bu 30 günlük süreye rağmen davacı hesabına eksik ödenen 0,35 TL'yi ödememiştir. 30 gün içinde borcun tümü ödenmediğine göre temerrüt gerçekleşmiştir. Borcun miktarının az ya da çok olması temerrüt olgusunun gerçekleşmesini engellemez. Bu nedenle Mahkemece, 0,35 TL üzerinden itirazın kaldırılmasına ve temerrüt nedeniyle tahliyeye karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK'ya 6217 Sayılı Kanunla eklenen geçici 3. madde hükmü gözetilerek HUMK'nın 428 ve İİK'nın 366. maddesi uyarınca kararın BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 01/12/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu kararın özüdür. Kiraya verenin hesabına ulaşan miktar, sözleşmede belirlenen kira bedelinden az ise eksik ödeme söz konusudur. "Bankaya tam miktarı yatırdım" savunması, karşı tarafın hesabına tam geçmediği sürece geçerli değildir. Masrafların kimin üstleneceği sözleşmede belirlenmemişse fiilen kiraya verene ulaşan tutara bakılır.
Ödeme emrinin tebliğinden itibaren 30 günlük süre içinde borcun tamamı (asıl borç + işlemiş faiz + icra giderleri dahil) eksiksiz ödenirse temerrüt gerçekleşmez ve tahliye davası sonuçsuz kalır. Ancak 30 gün geçtikten sonra yapılan ödeme temerrüdü gidermez; tahliye kararı verilebilir.
İcra yoluyla tahliye için her eksik ödemede ayrıca icra takibi başlatılması ve 30 günlük süre tanınması gerekmez; ancak tahliye hakkı yalnızca temerrüdün gerçekleştiği dönem için kullanılabilir. Ayrıca TBK m. 315 kapsamında ihtarname yoluyla da tahliye talep edilebilir; bu durumda 30 değil 60 günlük süre tanınması gerekir.
Banka havalesi ispat kolaylığı sağlar; ancak banka masraflarına dikkat edilmesi gerekir. Nakdi ödemelerde ise her seferinde makbuz alınması zorunludur. Ödeme şeklinin ve masrafların kimin üstleneceğinin kira sözleşmesinde açıkça düzenlenmesi en güvenli yoldur.
Bu davada tam olarak bu yaşanmıştır. Kiracı itiraz etmiş; ancak 30 günlük süre içinde 35 kuruşluk eksikliği de ödememiştir. Yargıtay, bu durumun temerrüdü gerçekleştirdiğini ve tahliyeye karar verilmesi gerektiğini hükme bağlamıştır. İtiraz ve ödeme hakkı birlikte kullanılabilir; itiraz etmek, ödeme yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.
Tahliye kararının kesinleşmesinin ardından icra müdürlüğü aracılığıyla zorla tahliye yaptırılabilir. Kiracı evi boşaltmayı reddederse icra görevlileri tarafından tahliye işlemi gerçekleştirilir ve kiracının eşyaları depolanarak elden çıkarma işlemleri başlatılabilir.
İcra yoluyla tahliyede (İİK m. 269) ayrıca ihtarname koşulu aranmaz; ödeme emrinin tebliği bu işlevi görür. Ancak TBK m. 315 kapsamında doğrudan tahliye davası açılacaksa noter aracılığıyla 30 veya 60 günlük süre tanıyan ihtarname gönderilmesi zorunludur.
Kira uyuşmazlıklarında hak kaybı yaşamamak için profesyonel hukuki destek alabilirsiniz.
Yukarıda aktarılan içtihat bilgilendirme amacı taşımaktadır. Her somut olay farklı özellikler taşıyabileceğinden hak kaybına uğramamanız adına bir hukuk bürosu ile iletişime geçip profesyonel destek almanızı öneririz. (KARTALHAN HUKUK BÜROSU)