Şimdi Yazın
Boşanma davalarında eşlerden birinin "aşırı kıskanç" olduğu sıkça gündeme gelen bir iddiadır. Peki kıskançlık her durumda kusur olarak değerlendirilebilir mi? Yargıtay 2. Hukuk Dairesi bu kararında kritik bir ayrıma dikkat çekmiştir:
Eşin kıskançlığı, karşı tarafın süregelen güven sarsıcı davranışlarına tepki niteliğinde ise, bu kıskançlık kusur olarak yüklenemez. Başka bir deyişle, güven sarsıcı davranan tarafın oluşturduğu ortamın doğal sonucu olan kıskançlık, bağımsız bir kusur değil; karşı tarafın davranışına verilen meşru bir tepkidir.
Boşanma ve kusur belirlemesi konusunda Ankara Boşanma Avukatı sayfamızı inceleyebilirsiniz.

Güven sarsıcı davranışa tepki niteliğindeki kıskançlık kusur sayılmaz.
Boşanma davalarında kusur; evlilik birliğini zedeleyen, eşin kişilik haklarına zarar veren ya da ortak yaşamı çekilmez kılan davranışlardır. Mahkemeler, boşanmaya neden olan olayları değerlendirerek her iki tarafın kusur oranını belirler. Kusur belirlenmesi; maddi tazminat (TMK m. 174/1), manevi tazminat (TMK m. 174/2) ve yoksulluk nafakası (TMK m. 175) taleplerini doğrudan etkiler.
Yargıtay'ın bu kararıyla netleştirilen ilkeye göre; bir eşin davranışı, diğer eşin kusurlu davranışının doğrudan sonucu ya da buna verilen tepki niteliğindeyse, o davranış bağımsız bir kusur olarak kabul edilemez. Bu ilke kıskançlıkla sınırlı değildir; sert tepkiler, kırgınlıklar ve savunma amaçlı tutumlar için de geçerlidir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi şu tespiti yapmıştır: Kadının kıskançlığı ve baskısı erkeğin süregelen güven sarsıcı davranışlarına tepki niteliğindedir. Bu nedenle kadına bu kusurun yüklenmesi yerinde görülmemiştir. Erkeğin güven sarsıcı davranışları ve evden ayrılarak evlilik birliğini devam ettirmek istememesi karşısında erkek ağır, kadın ise az kusurludur.
Az kusurlu kadın yararına TMK m. 174/1-2 gereğince maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken reddin verilmesi hatalıdır. BAM kararı bozulmuştur.
Boşanmada maddi ve manevi tazminat konusunda Boşanmada Tazminat sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2019/1370 E. , 2019/6652 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ: Karşılıklı Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen hüküm, davalı-davacı kadın tarafından kusur belirlemesi ve reddedilen tazminat talepleri yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
İlk derece mahkemesi kararında, davacı-davalı erkeğin güven sarsıcı davranışlarının olduğu ve evlilik birliği sorumluluklarını yerine getirmediği; davalı-davacı kadının da güven sarsıcı davranışlarının olduğu belirtilerek boşanmaya neden olan olaylarda erkeğin ağır, kadının hafif kusurlu olduğuna hükmedilmiştir.
Bölge adliye mahkemesi; erkeğin evlilik birliğini devam ettirmek istemeyerek evden ayrıldığı ve güven sarsıcı davranışlarının olduğu; kadının da güven sarsıcı davranışlarının olduğu ve aşırı kıskanç olup eşine baskı yaptığından bahisle tarafların eşit kusurlu olduğunu belirterek erkeğin kusur tespiti ile tazminatlara yönelik başvurusunu kabul etmiş ve kadının tazminat taleplerinin reddine karar vermiştir.
Bölge adliye mahkemesi hükmü sadece davalı-davacı kadın tarafından temyiz edildiğinden, bölge adliye mahkemesince erkeğe yüklenen kusurlar kadın yönünden usuli kazanılmış hak teşkil etmiştir. Bu durumda, davacı-davalı erkeğin evden ayrılarak evlilik birliğini devam ettirmek istemediği ve güven sarsıcı davranışlarının olduğu sabittir. Bölge adliye mahkemesince kadına kıskançlık nedeniyle eşine baskı yaptığı kusuru yüklenmiş ise de, kadının kıskançlığı erkeğin süregelen güven sarsıcı davranışlarına tepki niteliğinde olduğundan, kadına bu kusurun yüklenmesi yerinde görülmemiştir.
Bu durumda; boşanmaya sebebiyet veren olaylarda gerçekleşen ve bölge adliye mahkemesince kabul edilerek erkek tarafından temyiz edilmediğinden kesinleşen kusurlara göre; evden ayrılarak evlilik birliğini devam ettirmek istemeyen ve güven sarsıcı davranışları bulunan erkek, güven sarsıcı davranışları bulunan kadına göre ağır kusurludur. Gerçekleşen bu durum karşısında, boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakları zarar gören, mevcut ve beklenen menfaatleri zedelenen az kusurlu davalı-davacı kadın yararına Türk Medeni Kanunu'nun 174/1-2. maddesi gereğince uygun miktarda maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, erkeğin kusur belirlemesi ve tazminatlara yönelik istinaf talebinin kabul edilerek kadının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddi yerinde görülmemiştir.
SONUÇ:
Yukarıda gösterilen sebeplerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin kararının kusur belirlemesi ve maddi-manevi tazminatlar yönünden BOZULMASINA, dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oybirliğiyle karar verildi. 23.05.2019
Hayır. Bu kararın belirlediği ilkeye göre kıskançlık, karşı tarafın süregelen güven sarsıcı davranışlarına tepki niteliğindeyse bağımsız bir kusur olarak kabul edilemez. Kıskançlığın kusur sayılabilmesi için diğer eşin bu davranışı tetikleyen bir kusurunun bulunmaması gerekir.
Eşin, evlilik dışı duygusal veya fiziksel yakınlık kurması, şüphe uyandıran ilişkiler sürdürmesi, sosyal medyada eşi rahatsız eden paylaşımlar yapması gibi davranışlar güven sarsıcı davranış olarak değerlendirilir. Mahkemeler bu davranışları somut delillerle değerlendirir.
Eşit kusur durumunda her iki taraf da eşit oranda boşanmaya yol açmış sayılır; bu hâlde az ya da daha az kusurlu tarafın tazminat talebi reddedilir. Ağır kusur durumunda ise daha az kusurlu taraf, TMK m. 174 kapsamında maddi ve manevi tazminat talep edebilir.
TMK m. 174/1 uyarınca; boşanmaya neden olan olaylar yüzünden mevcut veya beklenen menfaatleri zedelenen taraf, kusursuz ya da daha az kusurlu olmak koşuluyla daha fazla kusurlu eşten maddi tazminat talep edebilir. Dava dilekçesinde açıkça talep edilmesi gerekir.
TMK m. 174/2 uyarınca; boşanmaya sebep olan olaylar nedeniyle kişilik hakları saldırıya uğrayan taraf, kusursuz ya da daha az kusurlu olmak koşuluyla uygun bir manevi tazminat isteyebilir. Kişilik hakkı ihlalinin somutlaştırılması ve dava dilekçesinde talep edilmesi gerekir.
Bir taraf mahkeme kararını temyiz etmezse, o kararın o tarafa ilişkin kısımları kesinleşir ve ileride aleyhine değiştirilemez. Bu davada erkek BAM kararını temyiz etmediğinden, BAM'ın erkeğe yüklediği kusurlar kadın yönünden usuli kazanılmış hak niteliği kazanmış ve Yargıtay bu kusurları değiştirmemiştir.
Mahkemeler tarafların sunduğu delilleri (tanık beyanı, mesajlaşmalar, sosyal medya kayıtları, tutanaklar) değerlendirerek her eşin davranışlarını inceler. Kusur tespiti davanın seyrini ve tazminat kararını doğrudan belirler; bu nedenle dava öncesinde bir boşanma avukatından destek alınması önerilir.
Kusur tespiti ve tazminat taleplerinde hak kaybı yaşamamak için profesyonel destek alabilirsiniz.
Yukarıda değinilmiş olan hususlar genel hatları ile kaleme alınmış olup; her somut olay birbirinden farklı özellikler taşıyabileceğinden hak kaybına uğramamanız adına bir hukuk bürosu ile iletişime geçip profesyonel destek almanızı öneririz. (KARTALHAN HUKUK BÜROSU)