Şimdi Yazın
Boşanma davalarında manevi tazminat talepleri, hakimin geniş takdir yetkisine dayanmakla birlikte sınırsız değildir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi bu kararla, manevi tazminatın amacını ve sınırlarını net biçimde ortaya koymaktadır: Tazminat miktarı, kişilik hakkı zedelenen tarafın ruhsal dengesini yeniden kurmasına yetecek ölçüde olmalıdır; bir tarafın zenginleşmesine yol açacak miktarda manevi tazminata hükmedilemez.
Bu içtihat; hem yüksek tazminat talep eden taraflar hem de karşı taraftaki savunma stratejisi açısından belirleyici bir kılavuz niteliği taşımaktadır. Talep edilen miktarın orantılılık ilkesine uygunluğu, davanın seyrini doğrudan etkiler.
Karar aynı zamanda usuli kazanılmış hak ilkesini de somutlaştırmaktadır: Temyiz edilmeyen bir hüküm fıkrası, sonraki yargılama aşamalarında aleyhine değiştirilemez. Bu ilkenin boşanma davalarındaki uygulaması da pratikte sıkça karşılaşılan bir hak kaybı nedenidir.
TMK m. 174/2 uyarınca boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan eş, kusurlu olan diğer eşten manevi tazminat talep edebilir. Yargıtay'ın bu kararla vurguladığı ilkeler şunlardır:
Boşanma ve aile hukuku konularında Ankara Boşanma Avukatı sayfamızı inceleyebilirsiniz.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi — 2020/1142 E., 2020/3933 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ: Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Karşılıklı Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı-karşı davalı erkek tarafından temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 21.09.2020 günü temyiz eden davacı-karşı davalı vekili geldi. Karşı taraf davalı-karşı davacı ve vekili gelmedi. Gelenin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davacı-karşı davalı erkeğin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Taraflarca Türk Medeni Kanunu'nun 166/1. maddesi kapsamında açılan karşılıklı boşanma davalarının yapılan yargılaması sonucunda ilk derece mahkemesinin 19.01.2015 tarihli kararı ile erkeğin davasının reddine, kadının davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına, ortak çocuğun velayetinin anneye verilmesine, ortak çocuk için aylık 1.000 TL tedbir ve iştirak nafakasına, kadın yararına aylık 1.000 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına, 200.000 TL maddi, 200.000 TL manevi tazminata hükmedilmiş, hükmün davacı-karşı davalı erkek tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairemizin 06.04.2015 tarihli ve 2014/14894 esas, 2015/6545 karar sayılı ilamı ile davacı karşı davalı erkeğin davasının da kabul edilmesi gerektiğinden bahisle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. İlk derece mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen 19.04.2017 tarihli ikinci kararda, her iki davanın kabulü ile tarafların Türk Medeni Kanunu'nun 166/1. maddesi uyarınca boşanmalarına, ortak çocuğun velayetinin anneye verilmesine, ortak çocuk için aylık 1.000 TL tedbir ve iştirak nafakasına, kadın yararına aylık 500 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına, 50.000 TL maddi, 50.000 TL manevi tazminata hükmedilmiştir. Anılan karar davalı-karşı davacı kadın tarafından temyiz edilmiştir. Dairemizin 22.01.2018 tarihli ve 2017/5921 esas, 2018/892 karar sayılı ilamı ile kadın yararına hüküm altına alınan maddi ve manevi tazminat ile yoksulluk nafakasının az olduğu gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir. İlk derece mahkemesince bozma ilamına uyulduğuna göre, 19.01.2015 tarihli ilk kararla kadın yararına hükmedilen aylık 1.000 TL yoksulluk nafakasının davalı-karşı davacı kadın tarafından temyiz edilmeyerek, yoksulluk nafakasının miktarı yönünden, davacı-karşı davalı erkek yararına usulü kazanılmış hak oluştuğu nazara alınarak bir karar verilmesi gerekirken, bu husus gözetilmeden kadın yararına aylık 1.500 TL yoksulluk nafakasına hükmedilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
3-Boşanmada manevi tazminatın amacı, boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın, bozulan ruhsal dengesini telafi etmek, manevi değerlerindeki eksilmeyi karşılamaktır. Onun için, kişilik haklarını ihlal eden fiille, tazminat miktarı arasında makul bir oranın bulunması gerekir. Bir tarafın zenginleşmesine yol açacak sonuçlar doğurur miktarda manevi tazminat takdiri, müesseseyi amacından saptırır. Hakim, tazminat miktarını saptarken, bir yandan kişilik hakları zedelenen tarafın, ekonomik ve sosyal durumunu ve boşanmada kusuru bulunup bulunmadığını ve varsa kusur derecesini, fiilin ağırlığını; öbür yandan da, kişilik haklarına saldırıda bulunanın kusur derecesini, ekonomik ve sosyal durumunu göz önünde bulundurmak zorundadır. Açıklanan ilkeler gözetildiğinde davalı-karşı davacı kadın yararına takdir edilen manevi tazminat miktarı, ölçülülük ilkesine uygun olmayıp fazla bulunmuştur. Türk Medeni Kanunu'nun 4. maddesinde yer alan hakkaniyet ilkesi gözetilerek daha uygun miktarda tazminat takdiri gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamış, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:
Temyiz edilen hükmün yukarıda 2. ve 3. bentlerde gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin ise yukarıda 1. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, duruşma için takdir olunan vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 21.09.2020 (Pzt.)
Bu karar, hakimin manevi tazminat miktarını belirlerken her iki tarafı da birlikte değerlendirmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Tek taraflı bir inceleme yeterli değildir. Dikkate alınması gereken unsurlar şunlardır: kişilik hakkı zedelenen tarafın ekonomik ve sosyal durumu; o tarafın boşanmadaki kusur oranı; kişilik haklarına saldıran tarafın kusur derecesi; saldırının ağırlığı ve niteliği; kişilik haklarına saldıran tarafın ekonomik ve sosyal durumu. Bu değerlendirmenin sonucunda bulunan miktarın zenginleştirici olmadığından emin olunmalıdır.
Kararın 2. bendinde usulü kazanılmış hak ilkesine dair önemli bir saptama yapılmaktadır. İlk karardaki aylık 1.000 TL yoksulluk nafakasını kadın temyiz etmemiş, yalnızca erkek temyize gitmiştir. Bozma kararının ardından yeniden yapılan yargılamada nafaka miktarının 1.500 TL'ye çıkarılması bu ilkeyi ihlal etmektedir. Kısaca: temyiz etmeyen taraf, o karara razı olmuş sayılır ve lehine olmayan yön kesinleşir; ilerleyen aşamada bu miktarı aşan hüküm kurulamaz.
Bu karar, boşanma davalarında strateji seçiminin ne denli kritik olduğunu bir kez daha göstermektedir. Hangi hüküm fıkralarının temyize taşınacağı, hangilerinin kabul edileceği kararı; ilerleyen yargılama aşamalarında kullanılabilecek hakları doğrudan şekillendirmektedir. Temyiz yoluna başvurulmadan kabul edilen bir miktar, sonraki davada başlangıç noktası olarak bağlayıcı hale gelir. Boşanmada maddi ve manevi tazminat konusunda Boşanmada Tazminat sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz ya da daha az kusurlu eş, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat talep edebilir. Bu tazminatın hesaplanmasında evlilik süresince elde edilen ekonomik katkı, sosyal statü kaybı ve geleceğe dönük gelir kayıpları esas alınır.
Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı zedelenen eşin talebiyle hükmedilir. Kişilik hakkı ihlalinin somutlaştırılması; aldatma, şiddet, hakaret, eve kapama gibi olayların belgelenmesini gerektirir. Bu ihlal ortaya konulmadan yalnızca "zarar gördüm" demek manevi tazminata yeterli olmaz.
Nafaka ve tazminat hesapları için Nafaka Davası sayfamıza da göz atabilirsiniz.
Kanunda belirlenmiş bir üst sınır yoktur; ancak Yargıtay "zenginleştirme yasağı" ilkesiyle fiilî bir sınır çizmektedir. Tazminat miktarı, tarafların ekonomik ve sosyal durumlarıyla orantılı ve hakimin takdir yetkisine uygun olmalıdır. Bu sınırı aşan tazminata hükmedilmesi Yargıtay tarafından bozma nedeni sayılmaktadır.
Hayır. TMK m. 174/2 uyarınca manevi tazminat yalnızca kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın talebine bağlıdır. Boşanmada daha ağır kusurlu olan tarafın manevi tazminat talep etmesi kabul görmez.
Bir hüküm fıkrasına karşı temyiz yoluna başvurulmadığında, o fıkra o taraf için kesinleşir ve ilerleyen yargılama aşamalarında bu taraf aleyhine değiştirilemez. Örneğin nafaka miktarına itiraz etmeyen taraf, sonraki aşamada o miktardan daha az nafakaya mahkûm edilemez.
Her iki tarafın ekonomik ve sosyal durumu, kusur oranları, fiilin niteliği ve ağırlığı, evlilik süresi ve kişilik ihlalinin boyutu birlikte değerlendirilir. Yargıtay, bu unsurlardan birini diğerlerini göz ardı ederek uygulayan kararları bozma sebebi saymaktadır.
Evet. Aşırı yüksek tazminat talebi, karşı tarafın "zenginleştirme yasağı" argümanına zemin hazırlar ve mahkemeyi talep edilen miktarı çok altında belirlemekte serbest bırakabilir. Talep miktarının tarafların ekonomik durumuyla orantılı ve belgelenmiş zarara dayalı biçimde belirlenmesi, hem inandırıcılık hem de ilerleyen aşamalarda hak kaybını önleme açısından önemlidir.
Evet. TMK m. 174 kapsamında her ikisi de aynı davada talep edilebilir. Maddi tazminat için ekonomik kayıp ve beklenen menfaat zedelenmesi, manevi tazminat için ise kişilik hakkı ihlali ayrı ayrı ispatlanmalıdır. Her iki talep için de kusur oranlarının ve ekonomik durumların delillendirilmesi belirleyicidir.
Karşı tarafın kusurlu davranışlarını belgeleyen kanıtlar (mesajlar, tanıklar, doktor raporları vb.) titizlikle toplanmalıdır. Talep miktarı tarafların ekonomik durumlarıyla orantılı belirlenmeli; aşırı ya da temelsiz talepler iddiayı zayıflatabilir. Dava açılmadan önce avukatla strateji oluşturulması, hem tazminat miktarı hem de temyiz süreçlerinde kritik öneme sahiptir.
Boşanma sürecinizde maddi ve manevi tazminat talepleri konusunda uzman görüşü alın.
Yukarıda aktarılan içtihat metni, Yargıtay kararının orijinal metninden alınmış olup bilgilendirme amacı taşımaktadır. Her somut olay farklı özellikler taşıyabileceğinden hak kaybına uğramamanız adına bir hukuk bürosu ile iletişime geçip profesyonel destek almanızı öneririz. (KARTALHAN HUKUK BÜROSU)