Şimdi Yazın
Boşanma davalarında en kritik ve sıkça gözden kaçan hukuki tuzaklardan biri şudur: Eşine "eve dön" ihtarı çeken taraf, o ihtar tarihinden önceki kusurları affetmiş sayılır. Affedilen ya da hoşgörüyle karşılanan davranışlar artık boşanma sebebi olarak ileri sürülemez.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi bu kararıyla söz konusu ilkeyi bir kez daha net biçimde ortaya koymuştur: Eşine eve dön ihtarı göndermek, ihtar tarihinden önceki tüm kusurlu davranışların en azından hoşgörüyle karşılandığı anlamına gelir; bu davranışlara dayanılarak boşanma davası açılamaz.
Boşanma davaları ve kusur tespiti konusunda Çekişmeli Boşanma Davası sayfamızı inceleyebilirsiniz.

Türk Medeni Kanunu m. 164 kapsamında terk sebebiyle boşanma davası açılabilmesi için eşe noter aracılığıyla "eve dön" ihtarı gönderilmesi zorunludur. Ancak bu ihtar, geri dönüş talebinin yanı sıra önemli bir hukuki sonuç daha doğurmaktadır.
Boşanmada tazminat ve nafaka konusunda Boşanmada Tazminat sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2020/2125 E. , 2020/3438 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ: Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Karşılıklı Boşanma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-karşı davacı kadın tarafından kusur belirlemesi yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı-karşı davalı erkek, 04.09.2014 tarihinde Türk Medeni Kanunu'nun 166/son maddesine dayalı boşanma davası açmış, davalı-karşı davacı kadın ise 21.10.2014 tarihinde Türk Medeni Kanunu'nun 166/1. maddesine dayalı karşı boşanma davası açmıştır. Yargılama devam ederken davacı-karşı davalı erkek 01.12.2014 tarihinde vefat etmiştir. Davacı-karşı davalı erkek mirasçılarından ... tarafından, Türk Medeni Kanununun 181/2. maddesi gereğince kusur belirlemesi yönünden davaya devam edilmiş, mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın ve karşı davanın kabulüne ancak evlilik ölümle son bulduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına dair verilen karar davalı-karşı davacı kadın tarafından temyiz edilmiştir.
Dairemizin 28.02.2019 tarih, 2019/927 esas - 2019/1900 karar sayılı bozma ilamı ile, mahkemenin gerekçeli kararının hüküm kısmında hem boşanma davalarının kabulüne hem de evlilik birliği ölümle son bulduğundan bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilerek hükmün kendi içerisinde çelişkili hale getirildiği belirtilerek, evlilik birliği ölümle sona erdiğinden, boşanma davaları hakkında konusuz kaldığından bahisle karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmek ve ölenin mirasçıları tarafından kusur belirlemesi yönünden davaya devam edildiğinden bu konuda da bir karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda 12/09/2019 tarihli karar ile evlilik birliği ölümle sona erdiğinden boşanma talebi konusunda karar verilmesine yer olmadığına, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda her iki tarafın da eşit kusurlu olduğunun tespitine karar verilmiş, hüküm davalı-karşı davacı kadın tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında daha önce görülen ve davacı-karşı davalı müteveffa erkeğin Türk Medeni Kanunu'nun 166/son maddesine dayalı olarak açmış olduğu eldeki boşanma davasına dayanak teşkil eden boşanma davası Bakırköy 7. Aile Mahkemesinin 2007/190 esas - 2008/184 karar sayılı, erkek tarafından açılan Türk Medeni Kanunu'nun 164. maddesinde düzenlenen terk hukuki nedenine dayalı boşanma davası olup, kadın tarafından açılan Türk Medeni Kanunu'nun 197. maddesine dayalı tedbir nafakası davası ile birleştirilmiş, mahkemece yapılan yargılama sonucunda terk ihtarının usulüne uygun olmadığı gerekçesiyle erkeğin terke dayalı boşanma davasının reddine, kadının ayrı yaşamakta haklı olduğu gerekçesiyle birleşen tedbir nafakası davasının ise kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm temyiz incelemesinden geçerek 15.09.2009 tarihinde kesinleşmiştir.
Davacı-karşı davalı müteveffa erkeğin dayanak boşanma dosyasında davalı-karşı davacı kadına 20/12/2005 tarihinde gönderdiği eve dön ihtarı ile kadının ortak konuta dönmesini istediği anlaşılmaktadır. Bu durum, eşin ihtar talep tarihinden önceki kusurlu davranışlarının affedilip, en azından hoşgörüyle karşılandığına ve bu nedenle yeniden birlikte yaşama isteğine ilişkin bir irade açıklaması niteliğindedir. Affedilen veya hoşgörüyle karşılanan olaylar ise boşanma sebebi olamaz. Davacı-karşı davalı müteveffa erkeğin, bu şekilde eşinin ihtardan önceki kusurlarını affettiği, ihtar tarihinden sonrası için de tarafların bir araya gelmedikleri gibi davalı-karşı davacı kadından kaynaklanan boşanmaya sebep olabilecek nitelikte yeni bir olayın varlığının da kanıtlanamadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle iken sağ kalan eşin (davalı-karşı davacı kadının) boşanmaya sebebiyet verecek kusurunun bulunmadığının tespitine karar verilecek yerde yazılı şekilde karar verilmesi doğru bulunmamış ve bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ:
Temyiz edilen hükmün yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 29.06.2020 (Pzt.)
İhtar tarihinden önceki tüm kusurlu davranışlar affedilmiş ya da en azından hoşgörüyle karşılanmış sayılır. Bu davranışlara dayanılarak ileride boşanma davası açılsa dahi söz konusu olaylar dikkate alınamaz. Affetmenin kapsamı, ihtar tarihinden önceki tüm olayları içermektedir.
Evet. İhtar tarihinden sonra gerçekleşen ve boşanma sebebi oluşturabilecek nitelikte yeni kusurlu davranışlar, ayrıca ispatlanmak kaydıyla boşanma davasında ileri sürülebilir. Ancak yeni olayların varlığı ve niteliği somut delillerle kanıtlanmak zorundadır.
Evet. TMK m. 164 kapsamında terk sebebiyle boşanma davası açılabilmesi için eşe noter aracılığıyla iadeli taahhütlü ihtar gönderilmesi zorunludur. İhtar tarihinden itibaren 2 ay geçmeli ve eş bu süre içinde eve dönmemelidir. İhtar aynı zamanda ihtar öncesi kusurları affetme sonucu doğurduğundan, zamanlaması stratejik olarak değerlendirilmelidir.
Eşinizin size gönderdiği ihtar, ihtar tarihinden önceki kusurlarının affedildiğinin kanıtıdır. Bu durum boşanma davasında sizin kusur oranınızı düşüren güçlü bir savunma aracıdır. Bunun yanı sıra ihtarın usulsüz olup olmadığı (noter kanalıyla gönderilip gönderilmediği, yasal sürelere uyulup uyulmadığı) da incelenmelidir.
Kusur tespiti; yoksulluk nafakası (daha az kusurlu eşe bağlanır), maddi ve manevi tazminat (TMK m. 174 kapsamında daha az kusurlu eşe hükmedilir) ve velayet kararları üzerinde doğrudan etkilidir. Bu nedenle boşanma davasında kusur belirlenmesi aşaması, tüm yargılama boyunca stratejik olarak yönetilmesi gereken en kritik konudur.
Evet. TMK m. 181/2 uyarınca boşanma davası devam ederken eşlerden biri ölürse, hayatta kalan eş veya ölen eşin mirasçıları kusur belirlemesi için davayı sürdürebilir. Bu davada belirlenen kusur, miras hakları ve tazminat talepleri açısından belirleyici olur.
Yargıtay, eve dön ihtarını somut bir af belgesi olarak değerlendirmektedir. Sözlü af iddiası ise ispat güçlüğü yaratır; tanıkla ya da dolaylı delillerle ispatlanmaya çalışılır. İhtar, tarihi kesin olan ve içeriği belgelenmiş bir af beyanıdır; bu nedenle hukuki sonuçları daha güçlüdür.
Boşanma sürecinde kusur belirlemesi ve tazminat haklarınız için profesyonel hukuki destek alabilirsiniz.
Yukarıda aktarılan içtihat bilgilendirme amacı taşımaktadır. Her somut olay farklı özellikler taşıyabileceğinden hak kaybına uğramamanız adına bir hukuk bürosu ile iletişime geçip profesyonel destek almanızı öneririz. (KARTALHAN HUKUK BÜROSU)