Şimdi Yazın
Ankara merkezli Uzman Avukat kadromuzla, güncel mevzuat ışığında
güvenilir danışmanlık ve sonuç odaklı hukuki çözümler sunuyoruz.
Mirasın hükmen reddi davalarında zaman zaman şu argüman gündeme gelir: "Mirasçılar murislerine karşı açılan bir davaya vekilleri aracılığıyla katılmışlardır; bu katılım mirası zımnen kabul anlamına gelir ve artık mirası reddedemezler." Yargıtay 14. Hukuk Dairesi bu kararıyla bu argümanı açıkça reddetmiştir:
Mirasçıların murislerle ilgili davalara katılmaları, terekenin sahiplenilmesi (zımni kabul) anlamına gelmez. Bu gerekçeyle mirasın hükmen reddi davası reddedilemez.
Miras hukuku ve miras reddi konusunda Miras Hukuku sayfamızı inceleyebilirsiniz.
.png)
Mirasçıların murisle ilgili davalara katılmaları terekenin sahiplenilmesi anlamına gelmez.
TMK m. 605/2 uyarınca, ölüm tarihinde miras bırakanın ödeme aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmişse, miras reddedilmiş sayılır. Bu ret herhangi bir bildirim ya da mahkeme kararı gerektirmez; terekenin borca batık olduğunun tespiti yeterlidir. Ancak uygulamada mirasçılar, terekenin borca batık olduğunun tespitini mahkemeden talep ederler. Bu davaya "mirasın hükmen reddi davası" denir.
TMK m. 610 uyarınca mirasçı, mirası zımnen kabul etmiş duruma düşmüşse artık reddedemez. Zımni kabul; mirasçının tereke malları üzerinde malik sıfatıyla tasarruf etmesi, mirasın kabulüne işaret eden davranışlarda bulunması ya da terekeden mal edinmesi gibi hallerdir. Hangi davranışların zımni kabul sayılacağı somut olayda değerlendirilir.
Bu kararın temel içtihadı şudur: Mirasçıların, murislerine karşı açılan bir davaya vekilleri aracılığıyla katılmaları, terekenin sahiplenilmesi (zımni kabul) anlamına gelmez. Bir davada taraf sıfatını devralmak ya da devam eden yargılamaya katılmak, mirasın aktif veya pasifini sahiplenme iradesiyle değil, usuli zorunlulukla yapılan bir hukuki eylemdir. Dolayısıyla bu katılım mirası zımnen kabul olarak yorumlanamaz.
Yargıtay bu kararında aynı zamanda terekenin borca batık olup olmadığının nasıl araştırılacağını da açıklamıştır. Mahkemelerce aşağıdaki kurumlardan bilgi ve belge istenmelidir:
İcra takibi sonunda aciz vesikası düzenlenmiş olması halinde terekenin borca batık olduğu kabul edilir ve ayrıca araştırma gerekmez. Tüm bu araştırmalar sonucunda aktif ve pasif arasındaki denge tereddüde yer bırakmayacak biçimde ortaya konulmalıdır.
Miras davalarında Miras Paylaşımı Davası sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 2017/5980 E. , 2018/5393 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ: Asliye Hukuk Mahkemesi
Dava, TMK m. 605/2 gereğince açılan mirasın hükmen reddi istemine ilişkindir. Ölüm tarihinde miras bırakanın ödeme aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmişse, miras reddedilmiş sayılır. Mirasçılar TMK m. 610'da yazılı aykırılık bulunmadıkça — yani zımnen mirası kabul etmiş duruma düşmüş olmadıkça — her zaman murisin ödeme aczinin tespitini isteyebilir. TMK m. 606'da belirtilen süre bu davada uygulanmaz. Dava alacaklılara husumet yöneltilerek görülür.
Mirasın hükmen reddine ilişkin açılan davalarda, terekenin açıkça borca batık olup olmadığının araştırılması gerekmektedir. İcra takibi sonunda aciz vesikası düzenlenmesi halinde terekenin borca batık olduğu kabul edilir. Aksi halde terekenin borca batık olup olmadığı; murisin malvarlığının bankalar, trafik tescil müdürlüğü, vergi daireleri, belediyeler, SGK ve benzeri kurum ve kuruluşlardan sorulması, murisin alacak ve borçlarının zabıta marifetiyle de araştırılarak aktif ve pasifinin tereddüde neden olmayacak şekilde belirlenmesi suretiyle tespit edilir.
Somut olayda, terekenin aktifinin pasifinden fazla olması sebebiyle yerel mahkemece davanın reddedilmesinde ve BAM'ca istinaf talebinin reddedilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Ancak mirasçıların murislerle ilgili davalara katılmaları terekenin sahiplenilmesi anlamına gelmediği halde, BAM'ca istinaf başvurusunun esastan reddine dair gerekçe olarak "istinaf eden davacıların muris aleyhine açılan davaya ölümünden sonra avukatları aracılığıyla katılıp yargısal faaliyette bulundukları" yazılması doğru görülmemiştir. Bu husus kararın bozulmasını ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK m. 370/2 gereğince hükmün gerekçesi değiştirilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ:
HMK m. 370/2 gereğince Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçesinin yukarıdaki şekilde DEĞİŞTİRİLEREK DÜZELTİLMİŞ bu gerekçe ile ONANMASINA, 10.09.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
TMK m. 605/2 uyarınca, murisin ölüm tarihinde ödemeden aczi açıkça belli veya resmen tespit edilmişse miras reddedilmiş sayılır. Mirasçılar bu durumun tespiti için mahkemeye başvurabilir. Dava, alacaklılara husumet yöneltilerek görülür; TMK m. 606'daki 3 aylık ret süresi bu davaya uygulanmaz.
Hayır. Bu kararın temel içtihadı budur: Mirasçıların murislerle ilgili davalara katılmaları, terekenin sahiplenilmesi (zımni kabul) anlamına gelmez. Bu gerekçeyle mirasın hükmen reddi davası reddedilemez.
TMK m. 610 uyarınca mirasçının tereke malları üzerinde malik sıfatıyla tasarruf etmesi (satmak, kiralamak, ipotek tesis etmek gibi), terekeden mal edinmesi ya da mirasın kabulüne açıkça işaret eden davranışlarda bulunması zımni kabul sayılır. Bir davada taraf sıfatını devralmak bu kapsamda değildir.
Mahkeme; bankalar, trafik tescil müdürlüğü, vergi daireleri, belediyeler ve SGK gibi kurumlardan bilgi toplayarak murisin aktif ve pasifini belirler. İcra takibi sonunda aciz vesikası düzenlenmiş olması halinde ayrıca araştırma gerekmeden terekenin borca batık olduğu kabul edilir.
Hayır. TMK m. 605/2 uyarınca açılan hükmen ret davasında TMK m. 606'daki 3 aylık süre uygulanmaz. Mirasçılar, zımni kabul durumuna düşmedikçe her zaman bu davayı açabilir.
Dava, alacaklılara husumet yöneltilerek görülür. Yetkili mahkeme, alacaklıların davanın açıldığı zamandaki ikametgahı mahkemesidir. Ayrıca mirasın reddine ilişkin özel vekaletname sunulması zorunludur.
Terekenin aktifi pasifinden fazlaysa, yani borca batık bir durum söz konusu değilse, mirasın hükmen reddi davası reddedilir. Mirasçı bu durumda borçlarla birlikte varlıkları da devralmış sayılır.
Mirasın reddi ve tereke uyuşmazlıklarında hak kaybı yaşamamak için profesyonel destek alabilirsiniz.
Yukarıda değinilmiş olan hususlar genel hatları ile kaleme alınmış olup; her somut olay birbirinden farklı özellikler taşıyabileceğinden hak kaybına uğramamanız adına bir hukuk bürosu ile iletişime geçip profesyonel destek almanızı öneririz. (KARTALHAN HUKUK BÜROSU)