Şimdi Yazın
Ankara merkezli Uzman Avukat kadromuzla, güncel mevzuat ışığında
güvenilir danışmanlık ve sonuç odaklı hukuki çözümler sunuyoruz.
Uygulamada sıkça karşılaşılan bir durum şudur: Kişi bir hizmet ya da sözleşme karşılığında teminat amacıyla bono (senet) verir. Karşı taraf yükümlülüğünü yerine getirmediği halde o senedi icraya koyar. Bu noktada senedi veren kişi "Borçlu değilim, bu senet teminat amacıyla verildi" diyebilmek için ciddi bir ispat sorunuyla karşı karşıya kalır.
Kambiyo senetlerinin soyutluk ilkesi gereğince senet, arkasındaki hukuki ilişkiden bağımsız kabul edilmektedir. Ancak Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin bu kararı, senet bedeli ile adi yazılı sözleşme bedelinin örtüşmesinin, senedin o sözleşmeye dayalı teminat amacıyla verildiğini ispat etmeye yeterli olduğunu hükme bağlamıştır.
Bu karar; teminat senedi veren ve senedi icraya konulan kişilerin dava stratejileri açısından son derece önem taşımaktadır. Elinde adi yazılı sözleşme bulunan ve senet bedeli bu sözleşmeyle örtüşen her kişi, bu içtihadı kullanarak menfi tespit davası açma şansı elde edebilmektedir.
Teminat senedi; bir borcun teminatı olarak, henüz doğmamış ya da belirli bir koşula bağlı olarak doğacak borcun güvencesi niteliğinde verilen senettir. Uygulamada en sık karşılaşılan örnekler şunlardır:
Bu senetlerin tamamında temel sorun aynıdır: Karşı taraf, senedin teminat niteliğinde olduğunu kabul etmediğinde senedi doğrudan icraya koyabilmektedir. Bu durumda senedi veren kişinin, teminat ilişkisini somut delille ispat etmesi gerekmektedir.
Karar Başlığı: Bono ile Adi Yazılı Sözleşmedeki Tutarların Uyuşması, Bononun Sözleşmeye İstinaden Verildiğinin Kanıtıdır.
Yargıtay Dairesi: 13. Hukuk Dairesi
Esas/Karar: 2017/2558 E. , 2020/5445 K.
Karar Tarihi: 29/06/2020
Karar Özeti: Davacı, davalıya BESYO sınavına hazırlık sözleşmesine dayanarak (kazandırırsa 3.500 TL, kazandıramazsa 1.000 TL ödenecek) 3.500 TL'lik bir senet verdiğini ancak davalının sınavı kazandıramamasına rağmen senedi icraya koyduğunu iddia etmiştir. İlk derece mahkemesi senedin kambiyo senedi vasfında olması nedeniyle davayı reddetmiştir. Ancak Yargıtay, adi yazılı sözleşmedeki 3.500 TL bedel ile takibe konu bononun 3.500 TL bedelinin aynı olması nedeniyle, bononun sözleşmeye istinaden (teminat olarak) verildiğini kabul etmiştir.
.png)
Bu karar, kambiyo senetlerinin soyutluğu ilkesine (yani senet metninde yazan dışında bir şarta bağlı olmama ilkesi) bir istisna getirmiştir. Normalde bir bono, altında yatan sözleşmeden bağımsızdır.
Bu, teminat amacıyla senet veren kişilerin, teminat ilişkisini yazılı delil ile (her ne kadar adi yazılı olsa da) ispatlayabildiğini gösteren önemli bir içtihattır.
Menfi tespit davası, bir kişinin icra takibine uğramasına rağmen, borçlu olmadığını kanıtlamak amacıyla açtığı davadır. Bu davada davacı (borçlu), icraya konu edilen senedin arkasındaki hukuki ilişkiyi (teminat ilişkisini) ispat etmek zorundadır.
Bu karar, teminat senedi verirken yazılı sözleşmenin ne kadar önemli olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Senet verecek kişilerin dikkat etmesi gereken hususlar şunlardır:
Teminat senedinin icraya konulması halinde zaman kritik önem taşımaktadır. Yapılması gerekenler sırayla şunlardır: ödeme emrinin tebliğinden itibaren 5 gün içinde kambiyo takibine itiraz etmek; eş zamanlı olarak ya da kısa süre içinde menfi tespit davası açmak; ihtiyati tedbir (icranın durdurulması) için mahkemeye başvurmak ve tüm bu aşamalarda sözleşme gibi yazılı delilleri hazır bulundurmak. Ticaret ve sözleşme hukuku konularında Ticaret ve Şirket Hukuku Avukatı sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Teminat senedi ve menfi tespit davalarında bu kararın yanı sıra bilinmesi gereken diğer kritik içtihatlar şunlardır:
İcra hukuku ve alacak takibi konularında Ankara İcra Avukatı sayfamıza da göz atabilirsiniz.
Teknik olarak konulabilir; kambiyo senetleri soyut nitelikte olduğundan alacaklı senedin teminat amaçlı olduğunu bilse dahi icraya başvurabilir. Ancak bu Yargıtay kararına göre, senet bedeli ile adi yazılı sözleşme bedelinin örtüşmesi, borçlunun teminat ilişkisini ispat ederek menfi tespit davası açmasına olanak tanır.
İspat edilmesi çok daha güçtür. Bu karar, bedellerin örtüşmesi koşulunu öne çıkarmaktadır; dolayısıyla yazılı sözleşme yoksa sadece tanık beyanına dayanmak, özellikle kambiyo senetlerinin soyutluk ilkesi karşısında yetersiz kalabilir. Teminat senetlerinde her zaman yazılı sözleşme düzenlenmesi önerilir.
İcra takibinin durdurulabilmesi için mümkün olan en kısa sürede menfi tespit davası açılmalı ve mahkemeden ihtiyati tedbir (icranın durdurulması) talep edilmelidir. Takip kesinleştikten sonra açılan dava "istirdat davası" niteliğine dönüşür; bu durumda ispat yükü daha da ağırlaşır.
Menfi tespit davasını kazanan borçlu, alacaklının kötü niyetle hareket ettiğini kanıtlarsa alacaklı, takip konusu tutarın %40'ından aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemekle yükümlü tutulabilir.
Kambiyo senetlerine özgü haciz yolunda ödeme emrinin tebliğinden itibaren 5 gün içinde icra mahkemesine itiraz edilmesi gerekmektedir. Bu süre hak düşürücüdür; kaçırılması durumunda itiraz hakkı ortadan kalkar ve takip kesinleşir.
Bu Yargıtay kararının dayandığı temel olgulardan biri bedellerin örtüşmesidir. Bedeller farklıysa teminat ilişkisini ispat etmek çok daha güçleşir. Bu durumda sözleşmedeki hangi kaleme karşılık senet verildiğinin ayrıca açıklanması ve ek delillerle desteklenmesi gerekmektedir.
Sözleşmede belirlenen koşul gerçekleşmediğinde (örneğin hizmet yerine getirilmediğinde) senedin iadesi talep edilebilir. İade edilmemesi halinde, senedin iptali için dava açılabilir. Yargılama sürecinde ihtiyati tedbir kararı alınarak senedin icraya konulması engellenebilir.
Haksız icra takibi ve kambiyo senedi itirazları konusunda uzman görüşü alın.
Yukarıda değinilmiş olan hususlar genel hatları ile kaleme alınmış olup; her somut olay birbirinden farklı özellikler taşıyabileceğinden hak kaybına uğramamanız adına bir hukuk bürosu ile iletişime geçip profesyonel destek almanızı öneririz. (KARTALHAN HUKUK BÜROSU)