Şimdi Yazın
Ankara merkezli Uzman Avukat kadromuzla, güncel mevzuat ışığında
güvenilir danışmanlık ve sonuç odaklı hukuki çözümler sunuyoruz.
Sosyal medya çağında kişisel fotoğrafların izinsiz kullanımı giderek yaygınlaşmaktadır. Yargıtay 12. Ceza Dairesi bu kararıyla önemli bir hukuki ayrım ortaya koymuştur: Kişinin kendi hesabından paylaştığı ve gizlilik kaygısı taşımayan günlük kıyafet fotoğrafları, sahte bir hesap üzerinden izinsiz yayımlandığında özel hayatın gizliliğini ihlal değil, kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunu oluşturur.
Bu ayrım yalnızca suç vasfını değil; uygulanacak ceza maddesini, uzlaşma kapsamını ve dolayısıyla tarafların hak ve yükümlülüklerini de belirler.
Bilişim suçları ve kişisel veri ihlalleri konusunda Ankara Ceza Avukatı sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Bu iki suç tipi birbirine karıştırılmaktadır. Aralarındaki temel fark şudur:
Kişinin başkalarının görmesini ya da bilmesini istemeyeceği, özel yaşam alanına ilişkin görüntü ve seslerin kaydedilmesi veya yayılmasıdır. Bu suçun konusu, kişinin kendisi hakkında belirli kişiler dışında kimsenin bilmesini istemediği verilerdir.
Kişiyle ilişkilendirilebilen her türlü veriyi (fotoğraf, isim, iletişim bilgisi gibi) hukuka aykırı biçimde başkasına verme, yayma ya da ele geçirmedir. Bu suçun konusu kamuya açık bile olsa yetkilendirilmemiş kişilere iletilen kişisel verilerdir.
Bilişim suçları ve sosyal medya suçları konusunda Ankara Ağır Ceza Avukatı sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi 2019/13100 E. , 2020/3721 K.
"İçtihat Metni"
Mahkemesi: Asliye Ceza Mahkemesi
Suçlar: Hakaret, görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal
Hükümler: 1- Hakaret suçundan dolayı TCK'nın 125/1, 43/2, 53, 58. maddeleri gereğince mahkûmiyet. 2- Görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan dolayı TCK'nın 125/1, 43/2, 53, 58. maddeleri gereğince mahkûmiyet.
Hakaret ve görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarından sanığın mahkûmiyetine ilişkin hükümler, sanık müdafii tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dairemizin 03.07.2019 tarihli tevdi kararı uyarınca; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hakaret suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık müdafiinin temyizi ile ilgili olarak görüş içeren ek tebliğnamenin düzenlendiği belirlenerek yapılan incelemede; yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin sübutuna, hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmamasına ilişkin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Sanık ...'ın, ... ... isimli sahte facebook hesabı üzerinden, katılan ... ile onun annesi olan katılan ...'in ve katılan ... ile onun kardeşi olan İlhan'ın birlikte çektirdikleri fotoğrafları, onların rızasına aykırı şekilde yayımladığı olayda; daha önce katılanların bilgisi ve rızası dahilinde farklı facebook hesaplarında yayımlandığı anlaşılan katılanların günlük kıyafetleriyle poz vermiş şekilde çektirdikleri resimleri, katılanların başkalarının görmesini ve bilmesini istemeyecekleri özel yaşam alanlarına ilişkin görüntüler olarak kabul edilemeyeceğinden, katılanların kişisel veri niteliğindeki resimlerini, hukuka uygunluk nedenlerinin bulunmaması nedeniyle hukuka aykırı olduğunda tereddüt bulunmayan bir yöntemle sahte facebook hesabı üzerinden yayımlayan sanığın eyleminin, TCK'nın 136/1. madde ve fıkrasında tanımlanan verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunu oluşturacağı gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek, yasal ve yeterli olmayan gerekçelerle sanık hakkında TCK'nın 134/2. madde ve fıkrasında düzenlenen görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan mahkûmiyet kararı verilmesi,
2- Kabul ve uygulamaya göre de: a) 5560 sayılı Kanun'un 24. maddesi ile değişik CMK'nın 253/1-a madde, fıkra ve bendi gereğince uzlaşma kapsamında olan görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal ve hakaret suçlarından dolayı soruşturma evresinde CMK'nın 253. maddesi uyarınca sanıkla şikayetçiler arasında uzlaştırma işlemleri gerçekleştirilmeden dava açıldığı, kovuşturma evresinde de aynı Kanun'un 254. maddesi uyarınca bu eksikliğin giderilmediği anlaşılmakla, mahkemece CMK'nın uzlaşma başlıklı 253 ve 254. madde hükümleri uygulanmak suretiyle sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, uzlaştırma işlemleri tamamlanmadan yargılamaya devamla yazılı şekilde mahkûmiyet hükümleri kurulması,
b) Hükümlerin esasını teşkil eden kısa kararda ve gerekçeli kararın hüküm fıkrasında, sanık hakkında görüntü veya seslerin ifşa edilmesi suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan dolayı temel ceza belirlenirken, uygulanan kanun maddesinin "TCK'nın 134/2" yerine "5237 sayılı yasanın 125/1" olarak yazılması, sanığın sübutu bulan hakaret suçunun yasal unsurlarının tarif edildiği TCK'nın 125/2. madde ve fıkrasının, yaptırım yönünden aynı maddenin birinci fıkrasına atıfta bulunmasından dolayı sanık hakkında temel ceza belirlenirken uygulanan kanun maddesinin, "TCK'nın 125/2. madde ve fıkrası yollamasıyla aynı Kanun'un 125/1. madde ve fıkrası" şeklinde gösterilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
c) Hakaret suçunu oluşturduğu kabul edilen eylemin, belirli olmayan ve birden fazla kişi tarafından algılanabilme imkanı bulunan Facebook adlı sosyal paylaşım sitesinde işlendiğinin kabul edilmesi karşısında, sanığa tayin olunan temel cezada TCK'nın 125/4. madde ve fıkrası gereğince artırım yapılması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurularak, sanık hakkında hakaret suçundan eksik ceza hükmedilmesi,
d) T.C. Anayasa Mahkemesinin, TCK'nın 53. maddesine ilişkin olan 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararının 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmış olması nedeniyle iptal kararı doğrultusunda TCK'nın 53. maddesindeki hak yoksunluklarının değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
e) Hükmedilen cezaların, TCK'nın 58. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mükerrir hakkında cezaların infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilirken tekerrüre esas alınan ilamda sanığın birden fazla mahkûmiyetinin bulunması sebebiyle ilamdaki en ağır mahkûmiyetinin tekerrüre esas alındığının belirtilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, kanuna aykırı olup, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin bu nedenlerle 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince kısmen isteme uygun olarak BOZULMASINA, aynı Kanun'un 326/son maddesi uyarınca ceza miktarları yönünden sanığın kazanılmış hakkının infazda gözetilerek saklı tutulmasına, 17.06.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Evet. Bu karar tam olarak bu durumu ele almaktadır. Kendi hesabınızdan kamuya açık paylaştığınız günlük fotoğraflar bile, sahte bir hesap üzerinden izinsiz yayımlandığında TCK m. 136/1 kapsamında kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunu oluşturur.
TCK m. 134 (özel hayatın gizliliği); kişinin gizli tutmak istediği özel yaşam alanına ilişkin görüntü ve sesleri kapsar. TCK m. 136 (kişisel veri suçu) ise kişiyle ilişkilendirilebilen her türlü veriyi kapsar; verinin gizli olması gerekmez. Kamuya açık bir fotoğraf, sahibinin rızası olmaksızın başka bir hesapta yayımlandığında m. 136 devreye girer.
Sahte hesap açmak başlı başına bir suç olarak ayrıca düzenlenmemiş olsa da sahte hesap üzerinden gerçekleştirilen eylemler (izinsiz fotoğraf yayma, hakaret, dolandırıcılık vb.) çeşitli suçları oluşturabilir. Bu davada sahte hesap üzerinden fotoğraf yayma hem kişisel veri suçunu hem de hakaret suçunu oluşturmuştur.
Hakaret suçu şikayete tabi suçlar arasındadır. Şikayet hakkı, mağdurun suçu ve suç failini öğrendiği tarihten itibaren 6 ay içinde kullanılmalıdır. Bu süre geçirilirse şikayet hakkı düşer. Sosyal medyada hakarete uğrayanların bu süreyi kaçırmaması kritik önem taşır.
Bu karar tam olarak bu sorunu ele almıştır. Uzlaşma kapsamındaki suçlarda uzlaştırma işlemi yapılmadan dava açılması usule aykırıdır. Kovuşturma aşamasında bu eksiklik giderilmemişse mahkûmiyet kararı bozulabilir. Uzlaşma; hem sürecin kısalması hem de suç kaydının oluşmaması açısından avantajlıdır.
Evet. Bu kararın önemli bir tespiti de budur. Hakaret suçunun Facebook gibi belirli olmayan ve birden fazla kişi tarafından algılanabilecek platformlarda işlenmesi, TCK m. 125/4 kapsamında nitelikli hal oluşturur ve temel ceza artırılır. Yargıtay, bu artırımın uygulanmadığını tespit ederek bozma kararı vermiştir.
Bu kararın kapsamı Facebook ile sınırlı değildir. Instagram, WhatsApp, Twitter/X ve benzeri tüm platformlar için aynı ilke geçerlidir. Kişinin rızası alınmadan fotoğrafının paylaşılması; içeriğine göre TCK m. 136 (kişisel veri suçu) veya TCK m. 134 (özel hayat gizliliği ihlali) kapsamında suç oluşturabilir.
Sahte hesap, izinsiz fotoğraf ve sosyal medya hakareti gibi konularda profesyonel hukuki destek alabilirsiniz.
Yukarıda aktarılan içtihat bilgilendirme amacı taşımaktadır. Her somut olay farklı özellikler taşıyabileceğinden hak kaybına uğramamanız adına bir hukuk bürosu ile iletişime geçip profesyonel destek almanızı öneririz. (KARTALHAN HUKUK BÜROSU)