Şimdi Yazın
Ankara merkezli Uzman Avukat kadromuzla, güncel mevzuat ışığında
güvenilir danışmanlık ve sonuç odaklı hukuki çözümler sunuyoruz.
Boşanma davalarında kusur tespiti; tazminata, nafakaya ve mal paylaşımına doğrudan etki eden kritik bir hukuki belirlemedir. Hangi davranışların kusur sayılacağı her zaman açık olmayıp Yargıtay içtihatlarıyla şekillenmektedir. "Makul bir sebep olmaksızın çocuk sahibi olmak istememek" bu belirsizliğin en çok tartışılan alanlarından biridir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2019/11741 K. sayılı bu kararı, sağlık veya ekonomik zorunluluk gibi makul bir gerekçe olmaksızın çocuk sahibi olmayı reddeden eşin kusurlu sayılacağını açıkça ortaya koymaktadır. Üstelik bu karar, tazminat sonuçları açısından da son derece belirleyici olmuştur: İlk derece mahkemesinin ağır kusurlu bulduğu kadın lehine verilen tazminat kararı, Yargıtay tarafından kusurların eşitlenmesi nedeniyle bozulmuştur.
Bu içtihadın pratiğe yansıması çok boyutludur: Evlilik birliğinin kuruluş amacına ihanet eden tutumlar; mahkeme tarafından başkaca kusurlarla birlikte değerlendirildiğinde, kusur dengesini kökten değiştirebilmektedir.
Türk Medeni Kanunu'nun 166. maddesi kapsamında evlilik birliğinin temelden sarsılması davalarında, tarafların kusur oranları belirleyici önem taşır. Kusur tespitinin başlıca hukuki sonuçları şunlardır:
Kusur belirlemesinde mahkeme; tanık beyanları, yazışmalar, psikolojik raporlar ve tarafların beyanlarını birlikte değerlendirmektedir. Her davranışın kusur sayılıp sayılmayacağı somut koşullara ve Yargıtay içtihadına göre belirlenmektedir.
Karar Başlığı: Makul Bir Sebep Olmadan Çocuk Sahibi Olmak İstemeyen Eş Kusurludur.
Yargıtay Dairesi: 2. Hukuk Dairesi
Esas/Karar: 2019/4035 E. , 2019/11741 K.
Karar Tarihi: 02.12.2019

Yargıtay, evlilik birliğinin temelden sarsılmasına dayalı davada, tarafların kusur oranını belirlerken davacı-karşı davalı erkeğin makul bir sebep olmaksızın çocuk istememesini ağır bir kusur olarak kabul etmiştir. İlk derece mahkemesi kadını ağır kusurlu bulurken, Yargıtay bu eylemi diğer kusurlarla birlikte değerlendirerek kusur oranını eşit olarak değiştirmiştir.
"Davacı-karşı davalı erkeğin makul bir sebep olmaksızın çocuk istemeyerek kusurlu olduğu sabittir. O halde, güven sarsıcı davranışta bulunan ve kıskanç olan davalı-karşı davacı kadın ile şans oyunları oynayan, aile bütçesini iyi yönetemeyen ve çocuk istemeyen davacı-karşı davalı erkek boşanmaya sebep olan olaylarda eşit kusurludur."
Bu karar, hukuki olarak evlilik birliğinin amaçlarından biri olan aile kurma ve çoğalma isteğini makul bir gerekçe olmaksızın reddetmenin Medeni Kanun anlamında kusur teşkil ettiğini kanıtlamaktadır.
Yargıtay'ın bu eşit kusur tespiti, davanın tazminat sonuçlarını doğrudan değiştirmiştir. Türk Medeni Kanunu'nun 174/1-2 maddeleri gereğince, boşanmaya sebep olan olaylarda eşit kusurlu eş yararına maddi ve manevi tazminata karar verilemez.
Ankara Aile Mahkemelerinde bu tür davalarda, çocuk sahibi olmama kararının arkasındaki gerekçenin tıbbi raporlar veya somut ekonomik verilerle kanıtlanması, kusur oranının belirlenmesinde en kritik adımlardır.
Yargıtay bu içtihadında, evlilik birliğinin yalnızca iki bireyin bir arada yaşaması değil; ortak bir yaşam projesi kurmaları ve aile oluşturmaları anlamına geldiğini vurgulamaktadır. Türk Medeni Kanunu'nun evlilik hükümlerine göre eşler birbirlerine sadakat, saygı ve ortak yaşam kurma yükümlülüğü altındadır. Çocuk sahibi olma kararı elbette bireyin özgürlük alanına girmektedir; ancak bu kararın makul bir gerekçe olmaksızın ve diğer eşin açık isteğine rağmen dayatılması, evlilik yükümlülüklerinin ihlali olarak değerlendirilebilmektedir.
Yargıtay kararında geçen "makul sebep" ifadesi son derece önemlidir. Mahkemeler bu değerlendirmede genellikle şu faktörleri göz önünde bulundurmaktadır: tıbbi bir engelin varlığı (kısırlık, kronik hastalık vb.), ciddi ekonomik yetersizlik, çocuk bakımını olanaksız kılacak koşullar. Bu faktörlerin hiçbiri yokken ve diğer eşin çocuk istediği bilinmesine karşın çocuk sahibi olmayı reddetmek, mahkemelerce kusur olarak kabul edilmektedir.
Bu kararda kusurların eşitlenmesi, yalnızca tazminat açısından değil; nafaka talepleri ve boşanmanın kabul-ret dengesi açısından da belirleyici olmuştur. Taraflardan birinin ağır kusurlu sayıldığı ile eşit kusurlu sayıldığı durumlar arasında tazminat miktarı başta olmak üzere pek çok hukuki sonuç köklü biçimde farklılaşmaktadır. Boşanma davası ve kusur tespiti konularında Ankara Aile Hukuku ve Avukatlık sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Yargıtay içtihadı, yıllar içinde çok sayıda davranışı "kusur" olarak nitelendirmiştir. Aşağıdaki listede bu içtihattaki erkeğin kusurlarıyla birlikte en sık kabul gören kusur davranışları yer almaktadır:
Boşanma davası tazminat ve nafaka süreçleri için Ankara Aile Avukatı sayfamıza göz atabilirsiniz.
Boşanma davalarında kusur iddialarının ispatı için kullanılabilecek başlıca deliller şunlardır:
Ankara'da boşanma avukatı seçimi ve kusur tespiti stratejisi için Ankara Boşanma Davası Süreci sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Hayır. Yargıtay "makul bir sebep olmaksızın" çocuk istememeyi kusur saymaktadır. Tıbbi engel, kronik hastalık veya ciddi ekonomik zorluk gibi gerekçeler makul sebep kapsamında değerlendirilebilir. Her somut olay, mahkeme tarafından ayrıca değerlendirilir.
TMK m.174 uyarınca boşanmaya sebep olan olaylarda eşit kusurlu eş yararına maddi veya manevi tazminata hükmedilemez. Bu kararda olduğu gibi, ağır kusur olarak başlayan bir değerlendirmenin eşit kusura dönüşmesi tazminat taleplerini tamamen ortadan kaldırmaktadır.
Hayır. İlke; makul sebepsiz çocuk istemeyen tarafın cinsiyetinden bağımsız olarak kusurlu sayılması yönündedir. Kararda erkek kusurlu bulunmuştur; ancak aynı ilke, makul gerekçe olmaksızın çocuk sahibi olmayı reddeden kadın için de geçerlidir.
Bu davranış tek başına boşanma sebebi sayılmayabilir; ancak diğer evlilik sorunlarıyla birleştiğinde evlilik birliğinin temelden sarsılmasına katkıda bulunabilir. Aynı zamanda kusur belirlemesinde ağırlıklı bir etken olarak değerlendirilir.
Bu kararda erkeğin kusurları arasında şans oyunları oynamak ve aile bütçesini iyi yönetememek de sayılmaktadır. Yargıtay, aile ekonomisini tehlikeye atan sorumsuz finansal davranışları kusur olarak kabul etmektedir.
Tanık beyanları, mesaj ve yazışmalar, tıbbi raporlar, banka dökümleri ve psikolojik değerlendirmeler başlıca delil türleridir. Mahkeme, tüm delilleri birlikte değerlendirerek kusur oranını belirler.
TMK m.175 uyarınca nafaka talebinde bulunan eşin karşı taraftan daha ağır kusurlu olmaması gerekir. Eşit kusur durumunda nafaka talebi reddedilebilir. Ağır kusurlu olan eşin nafaka talebi ise kesinlikle kabul edilmez.
Haklı sebep ve kusur oranınızın doğru tespiti için uzman Boşanma Avukatı desteği alın.
Yukarıda değinilmiş olan hususlar genel hatları ile kaleme alınmış olup; her somut olay birbirinden farklı özellikler taşıyabileceğinden hak kaybına uğramamanız adına bir hukuk bürosu ile iletişime geçip profesyonel destek almanızı öneririz. (KARTALHAN HUKUK BÜROSU)