Şimdi Yazın
Ankara merkezli Uzman Avukat kadromuzla, güncel mevzuat ışığında
güvenilir danışmanlık ve sonuç odaklı hukuki çözümler sunuyoruz.
Velayet davaları, boşanma sürecinin en hassas ve sonuçları en uzun vadeli olan aşamasıdır. Mahkemeler velayet kararı verirken "çocuğun üstün yararı" ilkesini esas almakta; bu değerlendirmeyi sağlıklı yapabilmek için uzman desteğine başvurmaktadır. Ancak hangi uzmanların nasıl bir süreçle görüş bildireceği hukuki olarak belirlenmiş olup bu usule uyulmadan verilen kararlar Yargıtay tarafından bozulmaktadır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2020/3373 K. sayılı bu kararı, çok net bir ilkeyi ortaya koymaktadır: Velayet düzenlemesi yalnızca tek bir uzmanın (örneğin yalnızca bir psikolog) görüşüne dayanılarak yapılamaz. 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun'un 5. maddesi gereğince psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacıdan oluşan disiplinler arası bir uzman heyetinden rapor alınması zorunludur.
Bu içtihadın pratiğe yansıması son derece önemlidir: Tek uzman raporuna dayanan velayet kararı, temyiz aşamasında bozulacaktır. Velayeti isteyen ebeveyn için bu; hem hak arama yollarından biri hem de savunma stratejisi açısından kritik bir bilgidir.
Velayet kararları; çocuğun psikolojik gelişimini, eğitim ortamını ve sosyal uyumunu doğrudan etkileyen, uzun vadeli sonuçlar doğuran yargısal kararlardır. Bu nedenle 4787 sayılı Kanun, aile mahkemelerini disiplinler arası uzman desteğiyle donatmıştır. Söz konusu uzmanların işlevi yalnızca mahkemeye fikir vermek değil; çocuğun ve ebeveynlerin gerçek durumunu çok boyutlu olarak değerlendirmektir:
Bu üç uzmanlık alanının birbirini tamamlayan bakış açıları olmadan yapılan değerlendirme, çocuğun üstün yararının tam anlamıyla belirlenmesini engellemektedir. Bu nedenle Yargıtay, tek uzman raporuna dayanan kararları eksik inceleme olarak nitelendirmekte ve bozmaktadır.
Karar Başlığı: Tek Uzmanın Görüşüne Başvurularak Velayet Düzenlemesi Yapılamaz.
Mahkemesi: Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
Yargıtay Dairesi: 2. Hukuk Dairesi
Esas/Karar: 2020/2201 E. , 2020/3373 K.
Karar Tarihi: 29.06.2020
Bu karar, velayet davalarında uygulanan delil toplama usulünün eksik yapılmasının mutlak bozma sebebi olduğunu net bir şekilde ortaya koymaktadır. Velayetin düzenlenmesi, çocuğun üstün yararını doğrudan ilgilendirdiği ve kamu düzenine ilişkin olduğu için mahkemece resen araştırılması gereken bir konudur.
Yargıtay, karar metninde 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 5. maddesini temel almıştır. Bu madde gereğince, tek bir uzmanın (örneğin sadece bir psikolog) görüşü yeterli değildir. Velayet kararı verilirken, Aile Mahkemesi bünyesinde bulunan ve disiplinler arası bir ekip olan psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacıdan oluşan uzman heyetinden inceleme ve rapor istenmesi zorunludur.
Boşanma ile birlikte ortak çocukların velayetinin anneye bırakılması kararını temyiz eden davacı-davalı erkek tarafın itirazı üzerine Yargıtay, mahkeme kararını usul ve kanuna aykırı bularak bozmuştur. Bozma gerekçesinin özü şudur:
"Mahkemece velayet düzenlemesi yapılırken tek uzmanın görüşüne başvurulmuştur. ... Eksik inceleme ve araştırmayla yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir."
Yani, velayeti üstlenmeye engel bir durumlarının bulunup bulunmadığının araştırılması için uzmanlardan (psikolog, pedagog, sosyal çalışmacı) oluşan heyet raporu zorunludur. Tek başına bir uzman raporu ile velayet düzenlemesi yapmak, Yargıtay tarafından kabul edilmemektedir.
4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun'un 5. maddesi uyarınca aile mahkemeleri bünyesinde psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacı görevlendirilmektedir. Bu uzmanlar, mahkemenin talebi üzerine tarafları ve çocukları inceleyerek disiplinler arası bir değerlendirme raporu hazırlamaktadır. Mahkemenin bu uzman heyetinin tamamından görüş almadan karar vermesi, kanunun açık hükmüne aykırıdır ve temyizde bozma nedeni oluşturmaktadır.
Yargıtay'ın bu kararında altını çizdiği önemli bir nokta daha vardır: Velayet, kamu düzenine ilişkin olduğu için mahkemece resen araştırılmalıdır. Bu, tarafların talep ve savunmalarıyla sınırlı kalınmaksızın mahkemenin aktif biçimde delil toplaması gerektiği anlamına gelir. Tek uzman raporuyla yetinmek, bu resen araştırma yükümlülüğünün de yerine getirilmediği anlamını taşımaktadır.
Velayeti isteyen ebeveyn için bu karar iki farklı strateji sunar. Birincisi, kendi lehine velayet kararı verildiğinde: Usule uygun heyet raporu alınmış olmasını sağlamak, kararın temyizde bozulma riskini minimize eder. İkincisi, aleyhine velayet kararı verildiğinde: Yalnızca tek uzman raporuna dayanılmışsa, bu eksiklik temyiz gerekçesi olarak ileri sürülerek kararın bozulması talep edilebilir. Velayet davası süreci ve avukat desteği için Ankara Aile Hukuku ve Avukatlık sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Türk Medeni Kanunu ve Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi'ne göre velayet kararlarında belirleyici tek ölçüt çocuğun üstün yararıdır. Mahkemeler bu ilkeyi değerlendirirken aşağıdaki faktörleri göz önünde bulundurmaktadır:
Velayet değişikliği ve kişisel ilişki düzenlemesi davaları hakkında Velayet Davası ve Şartları sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.
Velayet davası sürecinde hem usul hem de esastan doğru adımlar atmak, kararın lehinize sonuçlanması açısından belirleyicidir:
Ankara'da velayet ve boşanma davası için Ankara Aile Avukatı sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Bu Yargıtay kararına göre evet. 4787 sayılı Kanun'un 5. maddesi gereğince psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacıdan oluşan uzman heyetinin tamamından rapor alınmadan verilen velayet kararı, temyizde usul ve kanuna aykırı bulunarak bozulmaktadır.
Aile mahkemelerinde görevli psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacıdan oluşan disiplinler arası uzman heyeti görev yapar. Psikolog duygusal değerlendirme, pedagog gelişimsel değerlendirme ve sosyal çalışmacı yaşam koşulları ile aile dinamiklerini inceler.
Sosyal inceleme raporu; sosyal çalışmacının tarafların evlerini ziyaret etmesi, çocukla ve ebeveynlerle görüşmesi ve yaşam koşullarını yerinde gözlemlemesi sonucunda hazırladığı rapordur. Mahkemece talep edildiğinde belirli bir süre içinde tamamlanır ve dosyaya sunulur.
İlk derece aile mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvuru süresi, kararın tebliğinden itibaren 2 haftadır. İstinaf kararına karşı temyiz süresi ise kararın tebliğinden itibaren yine 2 haftadır. Bu sürelerin kaçırılması durumunda karar kesinleşir.
Evet. Koşulların önemli ölçüde değişmesi halinde velayetin değiştirilmesi davası açılabilir. Örneğin velayet verilen ebeveynin yurt dışına taşınması, yeniden evlenmesi veya psikolojik durumunun bozulması gibi değişiklikler yeni bir değerlendirme için zemin oluşturabilir.
Çocuğun görüşü belirli bir olgunluğa ulaşmasından sonra (genellikle 8-12 yaş üzeri) dikkate alınmaktadır. Ancak bu görüş tek başına belirleyici değildir; mahkeme çocuğun tercihini diğer tüm faktörlerle birlikte değerlendirerek "üstün yarar" ilkesi çerçevesinde karar verir.
Evet. Uzman heyeti raporuna karşı itirazlarınızı mahkemeye dilekçeyle sunabilir, ek inceleme ya da yeni uzman ataması talep edebilirsiniz. Rapordaki somut tespitlere yönelik itirazlarınızın gerekçeli ve belgeye dayalı olması, bu talebin dikkate alınması açısından önemlidir.
Velayet kararının bozulmaması için usulüne uygun uzman raporunun temini ve davanın doğru takibi için destek alın.
Yukarıda değinilmiş olan hususlar genel hatları ile kaleme alınmış olup; her somut olay birbirinden farklı özellikler taşıyabileceğinden hak kaybına uğramamanız adına bir hukuk bürosu ile iletişime geçip profesyonel destek almanızı öneririz. (KARTALHAN HUKUK BÜROSU)