Şimdi Yazın
Ankara merkezli Uzman Avukat kadromuzla, güncel mevzuat ışığında
güvenilir danışmanlık ve sonuç odaklı hukuki çözümler sunuyoruz.
Hukuk davalarında hak düşürücü süreler, mahkeme tarafından resen (kendiliğinden) gözetilen ve aşılması halinde davanın esasına girilmeksizin reddedilmesine yol açan kesin sürelerdir. Uygulamada birçok dava, hak düşürücü sürenin geçirildiği gerekçesiyle usulden reddedilmektedir. Ancak bu genel kuralın önemli bir istisnası bulunmaktadır.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin 2018/12928 K. sayılı bu kararı, son derece çarpıcı bir ilkeyi ortaya koymaktadır: Dava hak düşürücü süre geçtikten sonra açılmış olsa bile, davalı davayı kabul etmişse mahkeme davayı reddedememektedir.
Bu içtihat, HMK m.308 kapsamındaki "davayı kabul" kurumunun hak düşürücü süre üzerindeki etkisini netleştirmekte ve Ankara Asliye Hukuk Mahkemelerinde avukatların savunma stratejisi oluştururken dikkat etmesi gereken kritik bir noktayı vurgulamaktadır.
Bu kararı doğru anlamak için hak düşürücü süre ile zamanaşımı arasındaki temel farkın bilinmesi gerekmektedir:
Karar Başlığı: Dava, Hak Düşürücü Süre Geçtikten Sonra Açılmış Olsa Bile Davalının Davayı Kabul Etmesi Halinde Mahkemece, Davanın Reddine Karar Verilemez.
Dava Türü: Aşırı Yararlanma (Gabin) Hukuki Nedenine Dayalı Tapu İptali ve Tescil Davası
Yargıtay Dairesi: 1. Hukuk Dairesi
Esas/Karar: 2015/15852 E. , 2018/12928 K.
Karar Tarihi: 27.09.2018
Dava, aşırı yararlanma (gabin) hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Davacı, kızının maddi sıkıntıları nedeniyle taşınmazdaki payını değerinden çok düşük bir bedelle devrettiğini ileri sürmüştür. Yerel mahkeme, davanın 1 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı gerekçesiyle usulden reddine karar vermiştir. Ancak davalı, davayı kabul ettiğini açıkça beyan etmiştir. Yargıtay bu kararı bozmuştur.
Davanın kabulü (HMK m.308), davaya son veren taraf işlemlerinden olup, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Bu kararın ana gerekçesi şudur:
Yargıtay Kararı: "Dava hak düşürücü süre geçtikten sonra açılmış olsa bile, davalının davayı kabul etmesi halinde mahkemece hak düşürücü süre kendiliğinden gözetilerek davanın bu nedenle reddine karar verilemez."
Bu karar, eldeki davanın kamu düzeni ile ilgili olmadığı (tarafların serbestçe tasarruf edebileceği bir dava olduğu) ve taraf olmayan kişilerin haklarını etkilemediği durumlarda, hakimin davalının kabul beyanına değer vermesi gerektiğini hükme bağlamıştır.
Bu karar, hak düşürücü süreler konusundaki genel kurala önemli bir istisna getirir:
Ancak bu kararla, dava konusu uyuşmazlığın kamu düzeniyle ilgisi yoksa, davalının kabul beyanı, hak düşürücü sürenin üzerindedir ve hakimin davayı reddetmesi usulsüz hale gelir. Bu, Ankara Asliye Hukuk Mahkemelerinde avukatların davayı kabul savunmasını kullanırken dikkat etmesi gereken kritik bir içtihattır.
TBK m.28 kapsamındaki gabin, taraflar arasındaki edimler arasında aşırı bir oransızlığın, mağdur tarafın zor durumda olmasından, deneyimsizliğinden veya düşüncesizliğinden yararlanılarak oluşturulmasıdır. Bu davada davacı, kızının maddi sıkıntıları nedeniyle taşınmaz payını değerinin çok altında devretmek zorunda kaldığını ileri sürmüştür. Gabin davalarında 1 yıllık hak düşürücü süre öngörülmüştür; bu süre sözleşme tarihinden başlar.
Yargıtay, kabul beyanının hak düşürücü süreyi aşmasını yalnızca belirli bir koşula bağlamıştır: uyuşmazlığın kamu düzeniyle ilgili olmaması. Kamu düzenine ilişkin davalarda (örneğin evlenmenin iptali, nüfus tashihi, bazı velayet davaları) hakim resen hareket etmek ve süreleri kendiliğinden uygulamak zorundadır. Ancak gabin gibi tarafların özel hukuktaki ilişkilerini kapsayan ve başka kişilerin haklarını etkilemeyen davalarda taraf iradesi daha geniş bir alan bulmaktadır.
Bu karar, hem davacı hem de davalı taraftaki avukatlar için stratejik sonuçlar doğurmaktadır. Davacı avukatı açısından: Sürenin geçtiği anlaşılsa bile davalının kabulü sağlanabilirse, dava esastan sonuçlanabilmektedir. Davalı avukatı açısından: Müvekkilin kabulünün doğuracağı kesin hüküm niteliğindeki sonuçlar önceden değerlendirilmeli; kabul beyanı verilmeden önce hukuki danışmanlık alınmalıdır. Tapu iptali ve tescil davaları hakkında kapsamlı bilgi için Ankara Gayrimenkul Avukatı Hizmetleri sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu, tarafların dava sürecinde belirli irade açıklamalarıyla davayı sonlandırmasına olanak tanımaktadır. Bu kararın konusu olan "davayı kabul" bu kurumların en güçlüsüdür:
Ankara'da hukuk davaları ve usul hukuku konularında Ankara Hukuk Bürosu sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.
Kural olarak evet; ancak bu Yargıtay kararı önemli bir istisna getirmektedir. Uyuşmazlık kamu düzeniyle ilgili değilse ve davalı davayı açıkça kabul etmişse, mahkeme hak düşürücü süre gerekçesiyle davayı reddedemez.
TBK m.28 uyarınca gabin nedeniyle sözleşmeyi bozma hakkı, sözleşmenin kurulmasından itibaren 1 yıllık hak düşürücü süreye tabidir. Bu süre geçtikten sonra açılan davalar kural olarak reddedilir; ancak bu karardaki gibi davalının kabulü söz konusuysa farklı sonuçlar doğabilir.
Hayır. HMK m.308 kapsamındaki kabul beyanı, mahkeme tutanağına geçirildikten veya dilekçeyle sunulduktan sonra geri alınamaz. Kabul beyanı kesin hüküm niteliğinde sonuç doğurduğundan, bu beyanı vermeden önce avukattan hukuki görüş alınması zorunludur.
Hakim, hak düşürücü süreyi davalı ileri sürmese de resen dikkate almak zorundadır. Zamanaşımında ise hakimin resen hareket etme yetkisi yoktur; davalı itiraz etmezse sürenin dolmuş olması dikkate alınmaz. Bu ayrım, savunma stratejisinde belirleyici öneme sahiptir.
Tapu iptali davalarında uygulanan süre, davanın hukuki dayanağına göre değişmektedir. Gabin (aşırı yararlanma) nedenine dayalı davalarda 1 yıllık hak düşürücü süre işlerken, muvazaa veya muris muvazaasına dayalı davalarda genellikle zamanaşımı hükümleri uygulanmaktadır.
Gabin, haksız fiil tazminatı, sözleşmeye aykırılık, alacak davaları ve tapu iptali gibi özel hukuk ilişkisinden doğan davalar kural olarak kamu düzeniyle ilgili değildir. Bu davalarda tarafların iradesi daha geniş bir alan bulmakta; kabul, feragat ve sulh gibi tasarruf işlemleri mahkemeyi bağlamaktadır.
Davayı kabul, davalının davacının talep sonucunu tümüyle kabul ettiği tek taraflı bir tasarruf işlemidir. Sulh ise her iki tarafın karşılıklı tavizlerle anlaşmasını gerektiren çift taraflı bir hukuki işlemdir. Her ikisi de mahkeme tutanağına geçirildiklerinde bağlayıcıdır ve kesin hüküm niteliği taşır.
Hak düşürücü süre ve usul hukuku konularında hak kaybına uğramamak için uzman görüşü alın.
Yukarıda değinilmiş olan hususlar genel hatları ile kaleme alınmış olup; her somut olay birbirinden farklı özellikler taşıyabileceğinden hak kaybına uğramamanız adına bir hukuk bürosu ile iletişime geçip profesyonel destek almanızı öneririz. (KARTALHAN HUKUK BÜROSU)