Şimdi Yazın
Ankara merkezli Uzman Avukat kadromuzla, güncel mevzuat ışığında
güvenilir danışmanlık ve sonuç odaklı hukuki çözümler sunuyoruz.
İcra hukukunda süreler, alacaklıların alacağını tahsil etmesi ve borçluların kendilerini savunması için İcra ve İflas Kanunu'nda kesin olarak belirlenmiş, uyulması zorunlu zaman dilimleridir. İcra hukukunda usul, esastan önce gelir. Bu nedenle, haklı olsanız bile süreyi kaçırmanız durumunda borcu kabul etmiş sayılır ve haciz tehdidiyle karşılaşırsınız.
Ankara'da icra ve iflas hukuku alanında uzmanlaşmış bir avukat olarak müvekkillerimizin en çok karşılaştığı sorunun "süre kaçırma" olduğunu görüyoruz. İtiraz süreleri, haciz isteme süreleri, satış süreleri ve şikayet süreleri gibi hayati önem taşıyan tüm zaman dilimlerini ve bunların nasıl hesaplanacağını bu rehberde ayrıntılı biçimde ele aldık.
İcra hukukunda süreler iki ana kategoriye ayrılır ve sonuçları birbirinden çok farklıdır:
Kanunda taraflar (alacaklı/borçlu) için öngörülen süreler (itiraz, şikayet, haciz isteme) hak düşürücü sürelerdir. Bu süreler geçirildiği takdirde, o işlemden doğan hak (örneğin itiraz hakkı) tamamen kaybedilir ve telafisi (mücbir sebep hâlleri hariç) mümkün değildir. Hâkim veya icra müdürü bu süreleri resen (kendiliğinden) dikkate alır; karşı tarafın itirazı beklenmez.
İcra dairesi veya mahkemesi için öngörülen süreler (örneğin dosyanın 3 gün içinde gönderilmesi) düzenleyici sürelerdir. Bu sürelerin geçmesi işlemi geçersiz kılmaz; ancak ilgili memurun disiplin sorumluluğunu doğurabilir. Tarafların bu ayrımı bilmesi, hangi sürenin mutlaka takip edilmesi gerektiğini anlamak açısından kritiktir.
Hak düşürücü sürelerin geçirilmesi kural olarak geri dönüşü olmayan bir kayba yol açar. Ancak İİK, borçlunun elinde olmayan nedenlerle (ağır hastalık, doğal afet, zorunlu yurt dışı seyahati gibi mücbir sebepler) süreyi kaçırması hâlinde engelin kalktığı tarihten itibaren 3 gün içinde "gecikmiş itiraz" yoluna başvurulmasına imkân tanır. Bu yol son derece istisnai bir çaredir; sıradan bir unutkanlık veya dalgınlık mücbir sebep sayılmaz.
Aşağıdaki süreler, bir icra dosyasının kaderini belirleyen temel zaman dilimleridir:
Bu sürelerin her biri farklı sonuçlar doğurur; dolayısıyla hangi sürenin hangi aşamada geçerli olduğunu bilmek, hem alacaklı hem borçlu açısından dosyanın seyrini tamamen değiştirebilir.
Sürelerin yanlış hesaplanması, hak kaybının en büyük nedenidir. İİK ve HMK'ya göre hesaplama kuralları şöyledir:
Borçluya ödeme emri 5 Mayıs Pazartesi tebliğ edildi. İlamsız icra takibinde 7 günlük itiraz süresi ertesi gün olan 6 Mayıs Salı başlar ve 12 Mayıs Pazartesi sona erer. Eğer 12 Mayıs resmî tatile denk gelseydi süre, tatili izleyen ilk iş günü uzayacaktı. Borçlunun en geç 12 Mayıs mesai saati sonuna kadar itirazını icra dairesine ulaştırması gerekir; posta ile gönderimde zarf tarihine değil, icra dairesine ulaştığı tarihe bakılır.
Takip kesinleştikten sonra dosyada hiçbir işlem yapılmazsa, son işlem tarihinden itibaren genel olarak 10 yıl (bonoda 3 yıl, çekte 3 yıl) sonra zamanaşımı gerçekleşir. Ancak alacaklının her "yenileme" talebi veya işlemi zamanaşımını keser ve süreyi baştan başlatır. Zamanaşımını durduran sebeplerin bilinmesi, alacaklının haklarını uzun vadede koruması açısından büyük önem taşır.
Eğer elinde olmayan bir nedenle (ağır hastalık, doğal afet gibi mücbir sebep) süreyi kaçırdıysanız, engelin kalktığı tarihten itibaren 3 gün içinde gecikmiş itiraz yoluna başvurabilirsiniz. Aksi takdirde takip kesinleşir; tek çare genel mahkemede menfi tespit davası açmaktır. Bu dava sürecinde tedbir kararı alınmazsa haciz işlemleri devam eder.
Taşınır ve taşınmaz mallarda haciz tarihinden itibaren 1 yıl içinde satış istemezseniz haciz kendiliğinden düşer. Dosya işlemden kaldırılır ve yeniden açılması gerekir. Bu sürenin gözden kaçırılmaması için dosya takibini düzenli yapmak büyük önem taşır.
Dosyada hiçbir işlem yapılmazsa son işlem tarihinden itibaren genel olarak 10 yıl (bonoda 3 yıl, çekte 3 yıl) sonra zamanaşımı gerçekleşir. Alacaklının her yenileme talebi veya işlemi zamanaşımını keser ve süreyi baştan başlatır.
Hayır. İcra işlemlerinde adli tatil hükümleri uygulanmaz; temmuz-ağustos tatilinde de süreler işlemeye devam eder. Yalnızca icra mahkemesindeki bazı dava türlerinde adli tatil etkili olabilir. Bu ayrım zaman zaman sürelerin yanlış hesaplanmasına yol açtığından dikkatli olunması gerekir.
İcra memurunun işlemini öğrendikten itibaren kural olarak 7 gün içinde şikayet yapılmalıdır. Ancak kamu düzenini ilgilendiren hâllerde (örneğin haczedilemeyen mala haciz, yetkisiz icra dairesi) süre sınırı yoktur; takip devam ettiği sürece şikayet her zaman yapılabilir.
İtiraz, haciz ve dava sürelerini takip etmek ve hak kaybına uğramamak için uzman Ankara İcra Avukatı kadromuzla iletişime geçin.
Yukarıda değinilmiş olan hususlar genel hatları ile kaleme alınmış olup; her somut olay birbirinden farklı özellikler taşıyabileceğinden hak kaybına uğramamanız adına bir hukuk bürosu ile iletişime geçip profesyonel destek almanızı öneririz. (KARTALHAN HUKUK BÜROSU)