Şimdi Yazın
Ankara merkezli Uzman Avukat kadromuzla, güncel mevzuat ışığında
güvenilir danışmanlık ve sonuç odaklı hukuki çözümler sunuyoruz.
Kira alacağını, ticari borcunu veya SGK aylığını tahsil ettiğinde "madem parayı aldım, bu iş bitti" diye düşünen binlerce kişi her yıl ciddi hak kayıplarıyla karşılaşmaktadır. Çünkü hukuk, parayı almanın tek başına yeterli olmadığını söyler: faiz, cezai şart veya kefalet gibi fer'i haklar için ihtirazi kayıt koymadan tahsilat yapılması, bu hakların zımni feragat yoluyla düşmesine yol açabilir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun bu kararı, söz konusu tehlikeyi somut bir olay üzerinden açıklamaktadır. SGK tarafından haksız biçimde iptal edilen emekli aylıklarının yargı kararıyla iadesi sürecinde, birikmiş aylıkları ihtirazi kayıt koymadan alan sigortalının faiz hakkını kaybetmesi tehlikesiyle karşı karşıya kalması, bu kuralın pratikte ne denli ağır sonuçlar doğurabileceğini gözler önüne sermektedir.
Kararı anlayabilmek için önce "asıl borç – fer'i borç" kavramına, ardından "ihtirazi kayıt" ve "hal icabı saklı tutma" kavramlarına bakmak gerekir.
Bir para borcunu düşünün. Asıl borç, borcun anaparası yani temel miktardır. Fer'i borçlar ise bu anaparaya bağlı olarak doğan ve onu izleyen ek yükümlülüklerdir. Bunlar şunlardır: faiz, cezai şart (gecikme cezası), kefalet ve rehin gibi güvenceler.
TBK m. 131 gereğince borç ifa edilip sona erdiğinde, buna bağlı fer'i borçlar da kendiliğinden sona erer. Ek bir işlem gerekmez; sonuç otomatik olarak gerçekleşir. Bu nedenle borca kefil olan kişi, asıl borç ödendiğinde kefaletten de kurtulur. Rehin de aynı şekilde düşer.
Faiz özelinde bir istisna mevcuttur: alacaklı, parayı alırken "işlemiş faizim saklıdır" beyanını yaparsa ya da bu saklılık hal ve koşullardan anlaşılıyorsa, asıl borç bitse de faiz hakkı devam eder. Bu beyan yazılı, sözlü veya fiili davranışlarla yapılabilir; kanun belirli bir şekil aramamaktadır.
Alacak ve borçlar hukuku konularında Ankara Borçlar Hukuku Avukatı sayfamızı inceleyebilirsiniz.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu — 2016/400 E., 2020/119 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ: İş Mahkemesi
1. Taraflar arasındaki "alacak ve manevi tazminat" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Diyarbakır 2. İş Mahkemesince verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karar davacı vekili ve davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 21. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
2. Direnme kararı davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi:
4. Davacı vekili 04.11.2011 harç tarihli dava dilekçesinde; müvekkilinin Bağ-Kur kapsamında emekli iken Kurumun 15.02.2005 tarihli işlemi ile yaşlılık aylığının iptal edilerek ödenen aylıkların ve sağlık yardımlarının borç kaydedildiğini, Diyarbakır 1. İş Mahkemesinin 2005/231 E. sayılı dosyası ile Kurum işleminin iptaline karar verildiğini ve bu kararın Yargıtay 21. Hukuk Dairesi tarafından onanarak kesinleştiğini, kararın kesinleşmesi üzerine Kuruma başvurularak hak kazanıldığı halde ödenmeyen aylıkların iadesinin istendiğini, Kurum tarafından 32.245,13TL ödeme yapıldığını, ancak miktarın eksik hesaplandığını, bu nedenle fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00TL aylık miktarı, ayrıca Kurum tarafından 2005 yılından itibaren iptal edilen aylıkların ödemesi yapılırken yasal faiziyle ödenmesi gerekli iken faizsiz şekilde ödeme yapıldığını, geçmişte ödenmeyen her bir aylık yönünden faizsiz ödeme yapıldığı için şimdilik 10.300,00TL faiz alacağı, 79 ay boyunca aylık alamayan müvekkilinin manevi olarak da zarar gördüğünü ileri sürerek 15.000,00TL manevi tazminat talep etmiş ve 29.04.2013 tarihli ıslah dilekçesi ile eksik ödenen aylıklar yönünden talebini 6.839,69TL, faiz alacağı yönünden talebini 10.353,13TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı Cevabı:
5. Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili 21.12.2011 tarihli cevap dilekçesinde; davacının Diyarbakır 1. İş Mahkemesinin 2005/231 E., 2010/890 K. sayılı dosyasında Kurum işleminin iptalini talep ettiği ve ilgili kararın kesinleşmesi neticesinde, davacıya 32.245,13TL ödeme yapıldığını, davacının ödemeyi ihtirazı kayıt ileri sürmeden kabul ettiği ve ödenen miktarda yanlışlık bulunmadığını, borcun sona ermesi ile ferilerinin de sona ereceğini ve faizin de ferî bir borç sayılması gerektiğini, ayrıca talep edilen manevi tazminat açısından ise şartların oluşmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin Kararı:
6. Diyarbakır 2. İş Mahkemesinin 16.09.2013 tarihli ve 2011/1191 E., 2013/600 K. sayılı kararı ile; davacı tarafından açılan dava neticesinde davacıya bağlanan yaşlılık aylığının iptal edilmesine ve ödenen aylıklar ile sağlık harcamalarının iadesine dair 15.02.2005 tarihli Kurum işleminin iptal edildiği ve ilgili kararın kesinleşmesi üzerine Kurum tarafından davacıya ödeme yapıldığı, yapılan ödemenin birikmiş aylıklar tutarından ibaret olduğu, işlemiş faiz ve masrafların ödenmediği, davacının maaş hesabına birikmiş aylıkların aktarılmasının ardından ihtirazi kayıt konulmadan paranın alınmasının faiz ve masrafları talep etme hakkını düşürmeyeceği, davacıya birikmiş aylıkları için yapılan ödemenin 6.839,69TL eksik olduğu, ödenmeyen aylıkları için ödenmesi gereken faiz miktarının ise 10.353,13TL olduğu, manevi tazminat talebi yönünden ise şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle "Davanın kısmen kabulü ile, 6.839,69 TL tutarında eksik ödenen aylıkların dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine, 10.353,13TL işlemiş faiz alacağının davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine, davacının manevi tazminat talebinin reddine" karar verilmiştir.
Özel Dairenin Bozma Kararı:
7. Diyarbakır 2. İş Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
8. Yargıtay 21. Hukuk Dairesince 22.01.2015 tarihli, 2014/427 E., 2015/968 K. sayılı kararı ile; "1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davacının temyiz itirazlarının reddine, 2- Davalı Kurumun temyizi yönünden yapılan incelemede; Borçlar Kanunu'nun 113/2. maddesi hükmüne göre; evvelce işleyen faizleri talep hakkının saklı tutulduğu (ihtirazi kayıt) ve saklı tutulduğunun hal ve koşullardan çıkartılması kaydıyla, ödenmemiş faizlerin istenebilme hakkı ortadan kalkmamakta, asıl borç ifa veya sair bir surette son bulmuş olsa bile borcun ferisi olan faiz varlığını sürdürmekte ve alacaklı bunları talep edebilme hakkını yitirmemektedir. İhtirazi kayıt, alacaklının borçluya yönelttiği bir irade bildirimi ile yapılır. Bu bildirim ifadan önce ifa sırasında ya da en geç ifanın ardından derhal yapılmalıdır. Mahkemece yapılacak iş; davalı kurumdan davacıya yapılan ödemenin tarih ve miktarını içerir tüm belgeleri getirtmek, davacıdan davalı kurumdan ödenmeyen aylıkların faizi ile birlikte iadesine ilişkin bir talepte bulunup bulunmadığını sormak ve davacının ihtirazi kayıt ileri sürüp sürmediğini, faize dair hakkını saklı tutup tutmadığını araştırıp toplanan delilleri Borçlar Kanunu'nun 113. maddesi kapsamında değerlendirerek varılacak sonuca göre hüküm kurmaktan ibarettir." gerekçesiyle karar bozulmuştur.
Direnme Kararı:
9. Diyarbakır 2. İş Mahkemesinin 04.06.2015 tarihli ve 2015/247 E., 2015/384 K. sayılı kararı ile; önceki gerekçeler tekrar edilmek suretiyle direnme kararı verilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi:
10. Direnme kararı süresi içinde davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
II. UYUŞMAZLIK
11. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olay bakımından Kurum işleminin iptali neticesinde davacıya ödemesi yapılan aylıklar yönünden faiz talep edilebilmesi için faiz hakkını saklı tutmasının davacıdan beklenip beklenmeyeceği ve bu kapsamda mahkemece araştırma yapılmasının gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
III. GEREKÇE
12. Bir borç ilişkisi, asıl hakla birlikte bazı ferî hakları da içerir. Borç ilişkisinin içerdiği asıl hak, alacak hakkı; ferî haklar ise, cezai şart, faiz, kefalet, rehin, hapis hakkı gibi haklardır.
13. Ferî haklar, borç ilişkisinin içerdiği alacak hakkının bir kısmı, bir parçası değildir. Asıl borca bağlı, asıl borç mevcut ve geçerli olduğu sürence geçerli olup, asıl alacak ile birlikte doğar; varlığını sürdürür, onunla birlikte sona ererler.
14. Borcu sona erdiren en önemli neden, tarafların kendilerine yüklenen edimleri ifa etmeleridir. Kural, asıl borç sona erdiğinde, bu borca bağlı ferî borçların da sona ereceğidir. Bu sonuç, ek bir işleme gerek olmaksızın kendiliğinden gerçekleşir.
15. Ne var ki, asıl borç sona erdiğinde yan borçların sona ereceğine ilişkin kural, her zaman ve her hukuksal ilişki için geçerli değildir. Bununla ilgili ayrık durumlar 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (BK) 113. maddesinde ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 131. maddesinde gösterilmiş, kıymetli evrak, taşınmaz rehni ve konkordato bu kuralın dışına taşınmıştır.
16. Ayrıca, evvelce işleyen faizleri talep hakkının saklı tutulması (ihtirazi kayıt) veya saklı tutulduğunun hal ve koşullardan çıkartılması kaydıyla, ödenmemiş faizlerin istenebilme hakkı ortadan kalkmamakta, asıl borç ifa veya sair bir suretle son bulmuş olsa bile, borcun ferisi olan faiz varlığını sürdürmekte ve alacaklı bunları talep edebilme hakkını yitirmemektedir.
17. İhtirazi kayıt; "muayyen haklarını kullanmak hususunda serbestisini muhafaza etmek isteyen tarafın bu husustaki vaki beyanı" olarak tanımlanabilir. İhtirazi kayıt ileri sürme hakkı, yenilik doğurucu nitelikte olup, bir hukuksal durumu ortaya çıkarmak, var olan hukuksal durumu değiştirmek veya ortadan kaldırmak için kullanılır.
18. İhtirazi kayıt ileri sürme hakkının kullanılmaması ile alacaklının korunan bu haklarını talep etmesi engellenmiş olur. Bu engellenme itiraz niteliğinde bulunmaktadır. Alacaklının, bu hakkını kullanmakla korumak istediği hakları korunmuş olmakta, bu irade kullanılmaz ise, korunmak istenen (ferî nitelikte) hak düşmektedir.
19. Bu ön koşul, ifanın kabulü sırasında ya da en geç ifanın ardından hemen kullanılmalıdır. Hareketsizlik hiçbir zaman ihtirazi kayıt ileri sürüldüğünü göstermez ve bu yolda bir karine oluşturmaz.
20. BK 113. maddede (TBK 131. madde) ayrıca; "...veya hal icabından neşet eylemiş olmadıkça bu faizler talep olunamaz..." ifadesi yer almaktadır. Buna göre, alacaklı açıkça ihtirazi kayıt hakkını ileri sürmese bile, yaptığı eylem ve işlemlerden bu hakkını kullanmak istediği sonucu çıkarılabiliyorsa, bu hakkın kullanıldığının kabulü gerekecektir.
21-22. Alacaklının asıl borç konusu para alacağını tahsil ederken, işlemiş faizleri talep hakkını saklı tuttuğunu beyan etmediği veya bu durum "hal ve koşullardan çıkartılmadığı" takdirde ise, yukarıda belirtilen yasal ilke uyarınca, asıl borç son bulmakla, faiz alacağı da son bulacaktır. Davacı (alacaklı), ihtirazi kayıt ileri sürdüğünü ya da durumun gereğinden bu hakkını kullandığının anlaşılması gerektiğini ispat etmekle yükümlüdür.
23-24. Somut olayda; ödeme belgesinde faize yer verilmediği, gösterilen tutarın bankadan tahsilinden bir süre sonra eldeki bu davanın açıldığı, gerek Kurum işleminin iptaline ilişkin davada gerekse ödeme sırasında faiz alacağına ilişkin bir çekince ileri sürülmediği gibi, "hal icabı" faiz hakkının saklı tutulduğuna ilişkin herhangi bir eylem ya da işlemin varlığı da kanıtlanabilmiş değildir. Borç ilişkisinin sosyal güvenlik hukukuna dayalı olması, TBK 131. maddedeki ana kuralın dışına çıkılması sonucunu doğurmamaktadır. Asıl borcun son bulması nedeniyle ferilerinin de son bulduğunun mahkemece re'sen göz önünde tutulması gerekir.
25. Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında, sigortalının faiz hakkını saklı tutmasının sosyal devlet ilkesi ile bağdaşmayacağı ayrıca eldeki davanın da makul süre içinde açılıp halin icabına uyduğu, bu nedenle mahkemenin direnme kararının onanması gerektiği görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüş Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmemiştir.
26. Hal böyle olunca, yerel mahkemece verilen direnme kararının yukarıda açıklanan gerekçe ve nedenlerden dolayı bozulması gerekir.
IV. SONUÇ
Açıklanan nedenlerle; Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının yukarıda açıklanan gerekçe ve nedenlerden dolayı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 429. maddesi gereğince BOZULMASINA, Karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 11.02.2020 tarihinde oy çokluğu ile kesin olarak karar verildi.
KARŞI OY
Çoğunluk görüşüne özellikle davalının kurum olması, kurum işleminin mahkeme kararı ile iptal edilmesi, asıl alacağın eksik ödendiğinin tespit edilmesi ve halin icabı nedeni ile faizin talep edilebileceği nedeni ile katılınmamıştır. Davalı kamu kurumu, dava açılmasına neden olduğuna göre eylem ve işlemlerinden doğan her türlü zararı, ki buna faiz de dahil, karşılamak zorundadır. AİHM'nin Eko-Elda Avee/Yunanistan kararında da benzer biçimde; haksız tahsil edilen vergi tutarının geç iade edilmesinin mülkiyet hakkını ihlal ettiği kabul edilmiştir. Hukuk devletlerinde idarenin hukuka aykırı eylemlerinden doğan zararların tazmin edilmesi için açık yasa hükmü aranamaz; Anayasa m. 125 son fıkrası bu ilkeyi güvence altına almaktadır. Yerel mahkemenin direnme kararının onanması gerektiği görüşündeyiz.
Alacak davaları ve faiz konularında Alacak Davası Açma Şartları sayfamıza da göz atabilirsiniz.
Asıl borç ödendiğinde faiz de kural olarak sona erer. Ancak alacaklı ödemeyi alırken "faiz hakkımı saklı tutuyorum" beyanı yaparsa ya da bu saklılık hal ve koşullardan anlaşılıyorsa faiz hakkı devam eder. Yani borçlu faizten kurtulmak için ihtirazi kayıt konulmadan ödemeyi kabul ettirmelidir.
İfadan önce, ifa sırasında ya da en geç hemen ardından yapılmalıdır. Kanun belirli bir şekil aramamakla birlikte ispat kolaylığı açısından yazılı (noter ihtarnamesi, e-posta, kayıtlı mesaj) yapılması önerilir. Hareketsizlik asla ihtirazi kayıt sayılmaz.
Evet. Kefalet fer'i bir borçtur; asıl borç herhangi bir nedenle sona erince kefalet de kendiliğinden sona erer. Bu nedenle kefil olmak ciddi sorumluluk yaratır: asıl borç ödenmedikçe kefaletten kurtulunamaz.
Alacaklı açıkça ihtirazi kayıt ileri sürmese bile yaptığı eylemlerden faiz hakkını saklı tutmak istediği anlaşılıyorsa, bu hak korunmuş sayılır. Ödeme alır almaz dava açmak veya ödeme belgesi üzerinde yazılı itiraz belirtmek bu kapsamda değerlendirilebilir.
Bu kararın çoğunluk görüşüne göre; birikmiş aylıkları ihtirazi kayıt koymadan alan sigortalının faiz hakkı düşer. Ancak azınlık görüşü, kamu kurumunun hatalı işlemi nedeniyle dava açmak zorunda kalan sigortalıdan ihtirazi kayıt beklenmemesi gerektiğini savunmaktadır. Bu nedenle ödeme alınmadan önce mutlaka avukattan destek alınmalıdır.
Evet. İhtirazi kayıt konularak ya da hal icabı saklılık kabul edilerek asıl borç ödenmiş olsa dahi faiz davası açılabilir. Faiz alacağının zamanaşımı da ayrıca hesaplanmalıdır; genel kural 5 yıl olmakla birlikte faizin bağlı olduğu asıl alacağın türüne göre değişebilir.
Evet. Cezai şart asıl borca bağlı fer'i bir borçtur. Asıl borcun geçersizliği halinde cezai şart da geçersiz kalır. Ancak sözleşmede bağımsız olarak kararlaştırılmışsa faizde olduğu gibi ihtirazi kayıt ile korunabilir.
Ankara Borçlar Hukuku Avukatı olarak alacak, faiz ve tazminat davalarında yanınızdayız.
Yukarıda aktarılan içtihat metni, Yargıtay kararının orijinal metninden alınmış olup bilgilendirme amacı taşımaktadır. Her somut olay farklı özellikler taşıyabileceğinden hak kaybına uğramamanız adına bir hukuk bürosu ile iletişime geçip profesyonel destek almanızı öneririz. (KARTALHAN HUKUK BÜROSU)