Şimdi Yazın
Ankara merkezli Uzman Avukat kadromuzla, güncel mevzuat ışığında
güvenilir danışmanlık ve sonuç odaklı hukuki çözümler sunuyoruz.
Hamile yazılı senetler; senedin metninden veya şeklinden, hamili (elinde bulunduranı) kim ise o kişinin hak sahibi sayılacağı anlaşılan kıymetli evraklardır (TTK m. 658). Bu senetler, ticari hayatta en kolay devredilebilen ve en hızlı tedavül eden (elden ele dolaşan) belgelerdir. Çek, pay senedi, tahvil ve banka bonosu gibi birçok kıymetli evrak hamiline yazılı olarak düzenlenebilir.
Ankara ticaret avukatı olarak, hamile yazılı senetlerin kaybolması veya çalınması (zayi olması) durumunda açılacak iptal davaları ve ödeme yasağı kararları konusunda uzmanlık sağlıyoruz. Çünkü bu senetler, üzerinde isim yazmadığı için bulan kişi tarafından kötü niyetle kullanılmaya en açık belgelerdir.
Hamile yazılı senetler; kıymetli evrak hukuku içinde en özgün devir rejimine sahip senet türüdür. Nama ve emre yazılı senetlerden farklı olarak ciro veya yazılı devir beyanı gerektirmez; yalnızca teslim yeterlidir.
Hamile yazılı senetler; üzerinde belirli bir alacaklı ismi bulunmayan veya "hamiline" ibaresi taşıyan senetlerdir. Bu senetlerin en önemli hukuki özelliği devir şeklidir.
Hamile yazılı senetlerin devri için ciro (imza) veya yazılı devir beyanı gerekmez. Senedin zilyetliğinin (fiziki varlığının) karşı tarafa teslim edilmesi, mülkiyetin geçmesi için yeterlidir (TTK m. 647). Bu özellik, senetlerin para gibi el değiştirmesini sağlar.
Senedi elinde bulunduran kişi (hamil), yasal olarak o senedin maliki sayılır. Borçlu, senedi ibraz eden hamile ödeme yaptığında borcundan kurtulur. Borçlunun, hamilin hak sahibi olup olmadığını araştırma yükümlülüğü yoktur (hile veya ağır kusur hariç).
Hamile yazılı senede ciro (imza) atılırsa, bu bir aval (kefalet) hükmünde sayılabilir ve senedin ödenmemesinden ciranta sorumlu tutulabilir. Bu nedenle hamile yazılı senetleri devralırken veya devrederken imza atmaktan kaçınılması önerilir.
Hamile yazılı senetlerde borçlu, senedi getiren kişiye karşı her türlü itirazı ileri süremez. TTK m. 659'a göre borçlunun ileri sürebileceği defiler sınırlıdır:
Borçlu, hamilin iyiniyetli olup olmadığını ispat edemezse kişisel defileri ileri süremez. Bu durum; önceden ödenmiş borçların tekrar talep edilmesi, takas anlaşmalarının geçersiz sayılması veya haksız icra baskısıyla karşılaşılması gibi ciddi sonuçlar doğurabilir. Menfi tespit davası yoluyla borcun bulunmadığının tespiti talep edilebilir.
Hamile yazılı senet kaybolduğunda, çalındığında veya yıprandığında hak sahibi büyük risk altındadır. Çünkü senedi bulan herhangi biri tahsil edebilir. Bu riski önlemek için İptal Davası açılmalıdır (TTK m. 661).
Dava açılır açılmaz, mahkemeden "Ödeme Yasağı" kararı istenmelidir. Bu karar, muhataba (borçluya veya bankaya) tebliğ edilerek senedin kimseye ödenmemesi sağlanır. Yalnızca bankayı aramak veya yazılı bildirim göndermek ödemeyi durdurmaz; mahkeme kararı şarttır.
Ticari hayatta hangi senet türünün kullanılacağı; tarafların güven ilişkisi, devir ihtiyacı ve risk toleransına göre belirlenmelidir. Nama yazılı senetlerin devri ve iptali ile poliçe ve şekil şartları hakkında da detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz.
⚠️ Bilgilendirme: Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır; her somut olay farklıdır. Hak kaybı yaşamamak için profesyonel destek almanızı öneririz.
Çek ve senet iptali, zayi belgesi alma ve ticari alacak takibi konularında Ankara ticaret avukatı kadromuzla iletişime geçin.
Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; her somut olay farklıdır. Hak kaybı yaşamamak için profesyonel destek almanızı öneririz. (KARTALHAN HUKUK BÜROSU)