Şimdi Yazın
Ankara merkezli Uzman Avukat kadromuzla, güncel mevzuat ışığında
güvenilir danışmanlık ve sonuç odaklı hukuki çözümler sunuyoruz.
Kefalet sözleşmesi, bir borçlunun borcunu ödeyememesi durumunda, kefil olarak adlandırılan üçüncü bir kişinin borcu ödeme yükümlülüğünü üstlendiği hukuki bir düzenlemedir. Bu tür sözleşmeler, özellikle finansal işlemlerde yaygın olarak kullanılır ve alacaklılara borçların tahsil edilmesi konusunda ek bir güvence sağlar.
Kefalet sözleşmeleri, borçlunun ödeme kabiliyetinin yeterli olmadığı durumlarda sıklıkla tercih edilir. Kefil, borçlu borcunu ödeyemezse, alacaklıya borcun ödenmesi konusunda hukuken sorumlu hale gelir.
Türk Borçlar Kanunu'nun 581. maddesi uyarınca, geçerli bir kefaletten söz edebilmek için şu şartlar zorunludur:
._visualize_a_scene_where_parties_are_involved_in_signing_a_guarant.png)
Kefilin sorumluluğu, sözleşmede yazan türe göre değişir:
Müteselsil kefalette müteselsil sorumluluk ilkeleri doğrultusunda kefil, alacaklının ilk talebinde borcun tamamından sorumlu tutulabilir. Bu nedenle sözleşme imzalanmadan önce kefalet türünün dikkatle incelenmesi büyük önem taşır.
Kural olarak kefalet sözleşmesi için eşin rızası şarttır. Rıza, sözleşme kurulmadan önce veya en geç kurulma anında verilmelidir. Sonradan verilen rıza geçersizdir.
Eş Rızasının Aranmadığı Durumlar:
Bu kişiler, mesleki faaliyetleriyle ilgili verecekleri kefaletlerde eş rızasına ihtiyaç duymazlar.

Kefil, alacaklıya ödeme yaptıktan sonra, ödediği miktar oranında alacaklının haklarına halef olur. Yani kefil, ödediği parayı, faizi ve masrafları asıl borçludan talep etme (rücu etme) hakkına sahiptir.
Ancak bu hakkın kullanılabilmesi için kefilin, ödeme yaptığını asıl borçluya bildirmesi ve ispat etmesi gerekir.
Rücu hakkı kapsamında kefil; alacak davası açabilir ya da borçluya karşı icra takibi başlatabilir. Ödeme belgeleri, banka dekontları ve bildirim yazısı bu süreçte temel ispat araçlarını oluşturur.
Kefalet ilişkisi aşağıdaki durumlarda sona erer:
Kefil, salt ödeme yükümlüsü değildir; hukuk ona çeşitli savunma araçları tanımaktadır:
Bu savunmaların zamanında ve usulüne uygun ileri sürülmesi, özellikle icra aşamasında kritik önem taşır. Kefil aleyhine başlatılan icra takibinde itiraz sürelerinin kaçırılmaması gerekir.
Banka kredi sözleşmelerinde kefalet uygulaması oldukça yaygındır. Bankalar neredeyse her zaman müteselsil kefalet talep eder. Bu durum, kefilin asıl borçludan bağımsız olarak doğrudan icra takibine maruz kalabileceği anlamına gelir.
Banka kefalet sözleşmelerinde dikkat edilmesi gereken başlıca noktalar şunlardır:
Banka tarafından gönderilen standart kefalet formlarını imzalamadan önce bir avukattan hukuki değerlendirme almak, ileride karşılaşılabilecek ciddi mali yükleri önleyebilir.
Kefalet sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklar; icra takipleri, eş rızası eksikliğine dayalı iptal davaları ve rücu talepleri bakımından özelleşmiş hukuki bilgi gerektirir.
Ankara Borçlar Hukuku Avukatı olarak sunulan başlıca hizmetler şunlardır:
Soru: Eş rızası alınmadan yapılan kefalet geçerli midir?
Cevap: Hayır (İstisnalar hariç). Eş rızası eksikse kefalet sözleşmesi kesin hükümsüzdür (batıldır). Kefil borçtan sorumlu tutulamaz.
Soru: Kefillikten nasıl çıkılır?
Cevap: Kefillikten tek taraflı çıkmak zordur. Ancak süreli kefaletlerde süre dolunca, süresiz kefaletlerde ise 10 yıl geçince kefalet kendiliğinden sona erer.
Soru: Kefil ne kadar süreyle sorumludur?
Cevap: Gerçek kişilerde kefalet süresi en fazla 10 yıldır. Süre uzatılmak istenirse yeniden yazılı şekil ve (gerekirse) eş rızası şarttır.
Soru: Kefil öldükten sonra sorumluluk mirasçılara geçer mi?
Cevap: Evet, kefalet borcu mirasa dahil olur. Ancak mirasçılar mirası reddederlerse bu sorumluluktan da kurtulurlar.
Kefalet iptali, rücu davaları ve eş rızası itirazları için bize ulaşın.
Yukarıda değinilmiş olan hususlar genel hatları ile kaleme alınmış olup; her somut olay birbirinden farklı özellikler taşıyabileceğinden hak kaybına uğramamanız adına bir hukuk bürosu ile iletişime geçip profesyonel destek almanızı öneririz. (KARTALHAN HUKUK BÜROSU)