Şimdi Yazın
Ankara merkezli Uzman Avukat kadromuzla, güncel mevzuat ışığında
güvenilir danışmanlık ve sonuç odaklı hukuki çözümler sunuyoruz.
Maddi tazminat, bir kişinin uğradığı zararın, genellikle para olarak, telafi edilmesi anlamına gelir. Bu tür tazminat, kişinin mal varlığında meydana gelen bir kaybın veya zararın giderilmesi için ödenir.
Maddi tazminatın hesaplanması, zarar gören kişinin uğradığı maddi kaybın kapsamlı bir değerlendirilmesini ve bu kaybın adil bir şekilde telafi edilmesini gerektirir.
Maddi tazminat hesaplanırken sadece o anki zarar değil, gelecekteki kayıplar da dikkate alınır. Zarar kalemleri şunlardır:

Maddi tazminatın hesaplanmasında kullanılan yöntemler, zararın türüne ve olayın özelliklerine göre değişiklik gösterebilir. Genellikle tazminat miktarının belirlenmesi, zararın maddi boyutunun objektif bir değerlendirmesine dayanır.
Maddi tazminat talepleri genellikle hukuki bir süreç gerektirir. Zarar gören kişi, mahkemeye başvurarak tazminat talebinde bulunabilir. Bu süreçte zararın büyüklüğünün ve tazminat miktarının belirlenmesi için kanıtlar sunulur ve hukuki argümanlar yapılır.
Maddi tazminat davasında mahkeme, zararın tam miktarını belirlemek için uzman Bilirkişi (Aktüer) incelemesi yaptırır. Hesaplamada şunlar dikkate alınır:
Kimse tazminatla zenginleşemez ilkesi gereğince tazminat, zararın azami miktarını geçemez. TBK m. 50/1'e göre zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.
Eğer zarar miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa, TBK m. 50/2 gereğince hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak zararı hakkaniyete uygun olarak belirler.

Maddi tazminat, dayanağına göre farklı hesaplama yöntemleri gerektirmektedir. En sık karşılaşılan kategoriler şunlardır:
Haksız fiilden kaynaklı sorumluluk hâllerinde tazminat hesaplanabilmesi için üç temel unsurun bir arada bulunması gerekir: zarar, kusur ve illiyet bağı. Bu unsurlardan birinin eksikliği tazminat talebini doğrudan etkiler.
Haksız fiil tazminatında özellikle dikkat edilmesi gereken hususlar şunlardır:
Mahkemeler, tazminat miktarını belirlemek için teknik hesaplama gerektiren davalarda bilirkişi atamaktadır. Bilirkişi sürecinde dikkat edilmesi gereken hususlar şunlardır:
Bilirkişi raporunun hatalı olduğunu fark eden tarafın derhal itiraz etmesi gerekir. Bu süreç hukuki teknik bilgi gerektirdiğinden, uzman bir avukat desteğiyle yürütülmesi önerilir.
Soru: Tazminat davası ne kadar sürede açılmalıdır?
Cevap: Haksız fiillerde, zararı ve faili öğrenme tarihinden itibaren 2 yıl, her hâlde 10 yıldır. Trafik kazalarında bu süre 8 yıla kadar uzayabilir.
Soru: Manevi tazminat ile farkı nedir?
Cevap: Maddi tazminat parasal kaybı (mal, gelir) karşılar ve hesaplanabilir. Manevi tazminat ise acı, elem ve üzüntüyü hafifletmek içindir; zenginleşme aracı olamaz.
Soru: Zarar miktarını ispat edemesem tazminat alamaz mıyım?
Cevap: Hayır. TBK m. 50/2 uyarınca zararın tam miktarı ispat edilemese bile hâkim, olayların olağan akışına göre hakkaniyete uygun bir tazminat belirleyebilir.
Soru: Kusur oranım yüksekse tazminat alamaz mıyım?
Cevap: Kısmen alabilirsiniz. Mahkeme, karşı tarafın ve sizin kusur oranlarınızı belirleyerek orantılı bir tazminata hükmeder. Tam kusurlu olduğunuz ispatlanmadıkça tamamen reddetmez.
Trafik kazası, iş kazası ve sözleşme ihlali tazminat hesaplamaları için bize ulaşın.
Yukarıda değinilmiş olan hususlar genel hatları ile kaleme alınmış olup; her somut olay birbirinden farklı özellikler taşıyabileceğinden hak kaybına uğramamanız adına bir hukuk bürosu ile iletişime geçip profesyonel destek almanızı öneririz. (KARTALHAN HUKUK BÜROSU)