Şimdi Yazın
Ankara merkezli Uzman Avukat kadromuzla, güncel mevzuat ışığında
güvenilir danışmanlık ve sonuç odaklı hukuki çözümler sunuyoruz.
Covid-19 (Korona) salgını, dünya genelinde pek çok alanda olduğu gibi kira sözleşmelerini de derinden etkiledi. Salgının getirdiği ekonomik belirsizlikler, kapanmalar ve hareket kısıtlamaları, hem kiracılar hem de mülk sahipleri için zorlayıcı durumlar oluşturdu.
Salgının başlamasıyla birlikte, pek çok işletme faaliyetlerini durdurmak zorunda kaldı ya da önemli ölçüde azalttı. Bu durum, özellikle perakende, yiyecek-içecek ve turizm sektörlerindeki kiracıları finansal olarak zorladı.
Bu süreçte kira sözleşmelerinin bazı hükümlerinin yeniden değerlendirilmesi zorunlu hale geldi. Hukuki olarak süreç şöyle işledi:

Pandemi gibi olağanüstü durumlarda kiracının en büyük güvencesi Türk Borçlar Kanunu'nun 138. maddesidir (Aşırı İfa Güçlüğü). Buna göre:
Kiracı, hakimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını (kira indirimini) isteyebilir. Detaylı bilgi için kira uyarlama davası şartları sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Yargıtay, mücbir sebebi; sorumlu veya borçlunun faaliyet ve işletmesi dışında meydana gelen, öngörülmesi ve karşı konulması mümkün olmayan olağanüstü bir olay olarak tanımlamaktadır.
Sözleşmede mücbir sebep hali düzenlenmediği takdirde, geçici imkansızlık söz konusu olduğundan, sözleşmeye tahammül süresinin beklenmesi ve TBK m. 138 uyarınca değişen şartlar nedeniyle uyarlama talep edilmesi mümkündür. Salgın hastalık nedeniyle ortaya çıkan durum kira sözleşmesinden beklenen menfaati tamamen ortadan kaldırıyorsa, sözleşmenin feshi de gündeme gelebilir.

Covid-19 sürecinde işyeri kiracıları ile konut kiracılarının durumu hukuki açıdan birbirinden ayrışmaktadır.
İşyeri kiracıları bakımından durum daha karmaşıktır. Devlet kararnamesiyle kapatılan işyerlerinde ifa imkansızlığı veya aşırı ifa güçlüğü savunması daha güçlü bir zemine oturmaktadır. Restoranlar, kafeler, spor salonları, sinema ve alışveriş merkezlerindeki kiracılar bu kapsamda değerlendirilebilir.
Konut kiracıları bakımından ise ekonomik güçlük genel bir kira uyarlama gerekçesi olabilir; ancak işyerlerine kıyasla ifa imkansızlığı iddiası daha zayıf kalmaktadır. Konut kirası uyarlamalarında mahkemeler, kiracının gelir düşüşünü ve mülk sahibinin ekonomik durumunu birlikte değerlendirmektedir.
Her iki durumda da kira uyarlama davası açılabilir; ancak somut koşulların mahkemeye doğru biçimde sunulması belirleyicidir.
TBK m. 138 kapsamında kira uyarlama davası açmak isteyen kiracının izlemesi gereken adımlar şunlardır:
Uyarlama davası açılmadan önce mal sahibine yazılı bildirim yapılması ve anlaşmazlığın sulh yoluyla çözülmeye çalışılması hem zaman kazandırır hem de mahkemede iyi niyet kanıtı oluşturur.
7226 sayılı Kanun ile getirilen geçici koruma, yalnızca Mart-Haziran 2020 dönemini kapsamaktadır. Bu dönem dışında kira borcunun ödenmemesi halinde mal sahibi yasal yollara başvurabilir.
Kira borcunu ödeyemeyen kiracı aleyhine açılabilecek hukuki yollar şunlardır:
Bu risklerle karşılaşmamak için pandemi döneminde biriken kira borçları için mal sahibiyle yazılı bir ödeme planı yapılması, ya da dava yoluna gidilmesi en sağlıklı çözümdür.
Kira uyarlama davası yalnızca kiracı lehine işleyen bir mekanizma değildir. Enflasyon, döviz kurundaki artış veya piyasa koşullarındaki dramatik değişimler mal sahibinin aleyhine sonuç doğurursa, mal sahibi de uyarlama talep edebilir.
Mal sahibinin başvurabileceği hukuki yollar şunlardır:
Bu davaların sonucu her zaman kesin olmadığından her iki tarafın da sürecin başında uzman bir avukattan görüş alması, telafi edilmesi güç hak kayıplarını önler.
Kira sözleşmelerinin uzun vadeli etkileri açısından, Covid-19 salgını önemli dersler vermiştir. Gelecekteki sözleşmelerde şu hususlara dikkat edilmelidir:
Soru: Pandemide kapanan işyerim için kira ödemek zorunda mıyım?
Cevap: Prensip olarak kira borcu devam eder. Ancak TBK 138 uyarınca "kira uyarlama davası" açarak, kapalı kalınan dönem için indirim talep edilebilir.
Soru: Mal sahibi kirayı indirmezse ne yapabilirim?
Cevap: Sulh Hukuk Mahkemesi'nde "Kira Uyarlama Davası" açabilirsiniz. Mahkeme, bilirkişi incelemesiyle hakkaniyete uygun yeni bir kira bedeli belirleyebilir.
Soru: 7226 sayılı Kanun hala uygulanıyor mu?
Cevap: Hayır. Bu kanunun geçici koruma hükmü yalnızca 01.03.2020-30.06.2020 dönemini kapsamaktadır. Bu tarihten sonra ödenmemiş kiralar için genel hükümler uygulanır.
Soru: Kira uyarlama davası ne kadar sürer?
Cevap: Zorunlu arabuluculuk aşamasıyla birlikte ortalama 6 ay ile 1,5 yıl arasında sürebilir. Mahkemenin iş yüküne ve bilirkişi sürecine göre bu süre değişkenlik gösterir.
Kira uyarlama, tahliye ve sözleşme feshi davaları için bize ulaşın.
Yukarıda değinilmiş olan hususlar genel hatları ile kaleme alınmış olup; her somut olay birbirinden farklı özellikler taşıyabileceğinden hak kaybına uğramamanız adına bir hukuk bürosu ile iletişime geçip profesyonel destek almanızı öneririz. (KARTALHAN HUKUK BÜROSU)